0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - bülten - Manşet

AI Rallisi mi, Yeni Küresel Rejim mi?

2026’da küresel piyasalar AI rallisi, Hürmüz Boğazı krizi, petrol fiyatları ve yüksek faiz ortamı arasında yeni bir rejim fiyatlıyor. Goldman Sachs, JPMorgan ve diğer yatırım bankalarının son analizle...
“Goldman Sachs ve Wall Street’e göre piyasalar artık yalnızca jeopolitiği değil, sermaye döngüsünü fiyatlıyor.”
Artunç Kocabalkan
Mayıs 12, 2026
Paylaş

AI Çılgınlığı, Hürmüz Şoku ve Yeni Küresel Rejim: Piyasalar Neyi Fiyatlıyor?

2026’nın ilk yarısı sona yaklaşırken küresel piyasalar aynı anda üç farklı rejimi fiyatlıyor: yapay zekâ kaynaklı dev sermaye döngüsü, enerji-jeopolitik kırılganlığı ve yüksek faiz ortamına rağmen çökmeyen büyüme hikâyesi. İşin ilginç tarafı ise bu üç başlığın birbirini bozmak yerine şimdilik birbirini besliyor olması.

Wall Street tarafında rallinin merkezinde artık yalnızca büyük teknoloji şirketleri yok. İlk aşamada NVIDIA, Microsoft, Amazon ve Meta üzerinden ilerleyen AI hikâyesi, artık daha geniş bir sermaye yayılımına dönüşmüş durumda. Piyasa diliyle bu artık bir “relay race.” Bayrağı hyperscaler’lar taşıdı, şimdi yarı iletken üreticileri, veri merkezi ekipman üreticileri, elektrik altyapısı şirketleri ve AI tedarik zinciri devralıyor.

Bu dönüşüm özellikle yarı iletken hisselerinde çok daha agresif fiyatlamalar yaratıyor. JPMorgan Chase stratejistleri son raporlarında AI altyapı harcamalarının büyümesinin artık doğrudan semiconductor sektörüne kaydığını vurguluyor. Hyperscaler gelir büyümesi yavaşlarken, yarı iletken tarafındaki büyüme hızının dramatik biçimde arttığı belirtiliyor.

Buradaki kritik psikolojik kırılma şu: yatırımcıların önemli bölümü bu ralliyi kaçırdı. Bu nedenle piyasadaki her geri çekilme artık “risk azaltma” değil, “pozisyon yakalama fırsatı” olarak okunuyor. Son haftalarda oluşan yapı giderek daha net biçimde “2 gün yukarı, 1 gün aşağı” ritmine dönüşmüş durumda. Özellikle yaz aylarına girerken oluşan bu davranış biçimi, klasik bir boğa piyasasından çok “kaçırma korkusu” merkezli yeni bir momentum rejimine işaret ediyor.

Ancak hisse senedi piyasasının anlattığı hikâye ile tahvil piyasasının anlattığı hikâye hâlâ tam olarak örtüşmüyor.

ABD 10 yıllık tahvil faizleri yeniden %4,40 üzerine yerleşirken, piyasalar bu haftaki TÜFE verisinin sıcak gelme ihtimalini fiyatlıyor. Çünkü enerji fiyatları düşmesine rağmen AI kaynaklı sermaye harcamaları, ücret baskısı ve altyapı yatırımları enflasyonist bir taban oluşturuyor. Özellikle petrol tarafında yaşanan gelişmeler, “enflasyon yeniden hızlanabilir mi?” sorusunu tekrar masaya getirdi.

Tam bu noktada Hürmüz Boğazı konusu kritik hâle geliyor.

Piyasaların aylardır korktuğu senaryo, İran kaynaklı tam ölçekli bir enerji şokuydu. Ancak şimdiye kadar oluşan tablo, beklendiği kadar yıkıcı olmadı. Goldman Sachs Başekonomisti Jan Hatzius’a göre Hürmüz’deki 10 haftalık kapanma küresel büyümeye yalnızca “orta düzeyde” zarar verdi. Goldman’ın değerlendirmesine göre bunun üç temel nedeni var: petrol fiyatlarının korkulduğu kadar yükselmemesi, yüksek stok seviyeleri ve politika beklentileri sayesinde arz şokunun sınırlı kalması; yenilenebilir enerji kullanımı ve seyahat azalması gibi davranış değişikliklerinin talep baskısını hafifletmesi; son olarak ise güçlü mali destekler, AI kaynaklı büyüme ve gevşeyen finansal koşulların ekonomiyi desteklemesi.

Bu değerlendirme son derece önemli. Çünkü piyasa uzun süre “Hürmüz kapanırsa dünya resesyona girer” ezberiyle hareket etmişti. Fakat bugün görülen şey, küresel ekonominin artık enerji şoklarına geçmiş dönemlere göre daha dayanıklı hâle geldiği.

Goldman Sachs şu aşamada Brent petrolün yıl sonuna doğru yeniden 90 dolar civarına gevşeyebileceğini düşünüyor. Banka ayrıca ABD resesyon ihtimalini %30’dan %25’e çekti. Ancak aynı raporda tüketici tarafındaki kırılganlık, yüksek enerji maliyetleri, yavaşlayan ücret artışları ve düşük tasarruf oranlarının hâlâ ciddi risk oluşturduğu da vurgulanıyor.

Diğer yatırım bankaları ise daha temkinli.

Bank of America ve Goldman, enflasyon riskleri nedeniyle Fed faiz indirimi beklentilerini ileri tarihlere ötelemeye başladı.

JPMorgan Chase tarafında ise ana tema “AI + jeopolitik + enflasyon” kombinasyonunun tamamen yeni bir piyasa rejimi yarattığı görüşü. Banka özellikle gelişen ülke piyasalarında AI bağlantılı hisselerin ABD’ye göre daha fazla potansiyel taşıdığını düşünüyor. Özellikle Tayvan, Güney Kore ve Çin teknoloji hisseleri dikkat çekiyor.

Bu nedenle bugün piyasadaki asıl soru artık “resesyon olacak mı?” değil.

Asıl soru şu:

Dünya yeni bir yatırım süper döngüsüne mi giriyor?

Çünkü bugün enerji güvenliği, veri merkezi yatırımları, savunma harcamaları, yarı iletken üretimi, elektrik altyapısı ve yapay zekâ aynı anda devasa sermaye ihtiyacı yaratıyor. Bu da uzun yıllardır görülmeyen ölçekte yeni bir küresel yatırım döngüsü anlamına geliyor.

İşte bu yüzden piyasalar aynı anda hem yüksek faiz hem yüksek büyüme fiyatlayabiliyor.

Kısa vadede ABD TÜFE verisi sonrası sert düzeltmeler görülmesi şaşırtıcı olmaz. Özellikle AI hisselerindeki dikey hareketler teknik olarak yorulmuş durumda. Reuters’ın aktardığı son piyasa fiyatlamalarında da yatırımcıların en büyük korkusu “çok hızlı yükselen teknoloji rallisinin kısa vadeli kırılganlığı.”

Ancak mevcut yapı şimdilik şunu gösteriyor:

Piyasalar jeopolitiği değil, sermaye akışını takip ediyor.

Ve o sermaye akışı şu anda hâlâ AI tarafına gidiyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction