
Avrupa’da servet vergileri ve sermaye kazancı tartışmaları yeni bir evreye girerken, Hollanda 2028 itibarıyla dikkat çekici bir adım atmaya hazırlanıyor. Hollanda parlamentosunun alt kanadından geçen yeni “Box 3” reformu, yatırımcıların satmadıkları varlıklarda oluşan “kağıt üstü kazançlar” için bile yıllık vergi ödemesini öngörüyor. Sistem kapsamında hisse senetleri, tahviller, kripto varlıklar ve çeşitli yatırım araçlarında oluşan gerçekleşmemiş kazançlar üzerinden yaklaşık %36 oranında vergi alınması planlanıyor. (Deloitte Italia)
Yeni düzenleme, Avrupa’da uzun süredir büyüyen “serveti değil, servet artışını vergilendirme” yaklaşımının en radikal örneklerinden biri olarak görülüyor. Hollanda hükümeti bu değişikliği, yıllardır eleştirilen mevcut Box 3 sisteminin yerine getiriyor. Eski sistem, yatırımcının gerçek getirisine değil “varsayımsal getiriye” göre vergi hesaplıyordu. Hollanda yüksek mahkemeleri ise bu yapının hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Bunun ardından hükümet, gerçek getiriyi esas alan yeni modele yöneldi. (PwC)
Ancak tartışmanın merkezinde çok kritik bir detay bulunuyor: yatırımcılar, henüz satmadıkları ve nakde çevirmedikleri varlıklardaki değer artışı için de vergi ödeyecek. Yani bir yatırımcının portföyü yıl içinde yükselirse, bu kazanç realize edilmese bile devlet yıllık vergi talep edecek. Özellikle teknoloji hisseleri, kripto varlıklar ve yüksek volatiliteye sahip yatırım araçlarında bu durumun ciddi likidite baskısı yaratabileceği belirtiliyor. (NL Times)
Kararın Avrupa’daki daha geniş mali dönüşüm açısından sembolik bir önemi bulunuyor. Son yıllarda artan bütçe açıkları, yaşlanan nüfus, savunma harcamaları ve enerji dönüşümü maliyetleri nedeniyle Avrupa ülkeleri yeni vergi alanları arıyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde yükselen kamu borçları, hükümetleri servet ve sermaye kazançlarına daha agresif yaklaşmaya itti.
Bu nedenle Hollanda’daki adım yalnızca yerel bir vergi reformu olarak görülmüyor. Avrupa’da geleceğin “kaçınılmaz vergi modeli” tartışmasının başlangıcı olarak okunuyor. Çünkü klasik gelir vergileriyle bütçe finansmanı giderek zorlaşırken, devletler artık birikmiş servetleri ve finansal varlıkları daha yoğun hedef almaya başlıyor.
Eleştiriler ise oldukça sert. Finans çevreleri, bunun Avrupa’dan sermaye çıkışını hızlandırabileceğini savunuyor. Özellikle mobil sermaye sahiplerinin İsviçre, Dubai, Singapur ve düşük vergili merkezlere kayabileceği konuşuluyor. Bazı yatırımcılar ise “nakde dönüşmemiş kazancın gelir sayılamayacağını” savunuyor. (Yahoo Finans)
Buna karşılık reformu savunanlar, ultra zenginlerin yıllardır hisse ve varlık değer artışlarını satmadan teminat göstererek finansmana eriştiğini ve fiilen vergisiz büyüdüğünü öne sürüyor. Bu görüşe göre sistem, maaş gelirine bağımlı çalışanlarla büyük varlık sahipleri arasındaki vergi farkını azaltmayı amaçlıyor. (Hacker News)
Dikkat çekici olan ise Hollanda hükümetinin bile mevcut modelden tam anlamıyla memnun görünmemesi. Parlamento içindeki birçok parti, gerçekleşmemiş kazanç vergisinin “geçici çözüm” olduğunu ve ileride daha klasik bir sermaye kazancı vergisine dönüşebileceğini ifade ediyor. Ancak devletin milyarlarca euroluk vergi açığını hızlı şekilde kapatma ihtiyacı nedeniyle 2028 hedefinden geri adım atılmıyor. (NL Times)
Küresel yatırımcı açısından bakıldığında ise tartışma yalnızca Hollanda ile sınırlı değil. Avrupa’nın giderek daha yüksek borç, düşük büyüme ve artan sosyal harcama baskısıyla karşı karşıya kalması; önümüzdeki yıllarda servet, miras, sermaye kazancı ve finansal varlık vergilerinin daha sert hale gelebileceğine işaret ediyor. Hollanda’nın attığı adım bu nedenle birçok yatırımcı tarafından “Avrupa’nın yeni vergi çağının provası” olarak değerlendiriliyor.