
Financial Times’a göre Donald Trump, İran’ın ABD destekli barış teklifine verdiği yanıtı “tamamen kabul edilemez” olarak tanımladı. İran tarafı savaşın tamamen durması, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol alanı talep ederken; Washington bu şartları fiilen reddetti. Gelişmenin ardından petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti ve Brent petrol 100 doların üzerinde tutunmaya başladı. Piyasa artık kısa süreli ateşkes değil, uzayan enerji krizini fiyatlıyor. (Financial Times)
Al Arabiya’nın aktardığına göre Tahran yönetimi, İngiltere ve Fransa’nın Hürmüz Boğazı çevresine askeri konuşlanma yapması durumunda “anında karşılık” verileceğini açıkladı. İran özellikle Batılı donanmaların bölgeye girmesini doğrudan tehdit olarak görüyor. Bu açıklama enerji piyasalarında yeni arz şoku korkusunu artırdı. Avrupa ülkeleri ise enerji güvenliği nedeniyle bölgedeki deniz trafiğini koruma baskısı altında.
Times of Israel’e göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’la çatışmanın henüz sona ermediğini söyledi. Netanyahu, İran rejiminin zayıfladığını ancak tamamen çökeceğinin garanti olmadığını ifade etti. İsrail tarafı, İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılmadan operasyonların sona ermeyeceği mesajını veriyor. Bu söylem piyasalarda jeopolitik risk priminin kalıcılaşmasına neden oluyor. (ایران اینترنشنال | Iran International)
Telegraph’ın haberine göre İran yönetimi, artan protestolar ve güvenlik riskleri nedeniyle yabancı Şii milis ağlarını iç güvenlik desteği için kullanmaya başladı. Özellikle Irak ve Suriye bağlantılı yapıların kritik bölgelerde aktif olduğu iddia ediliyor. Bu durum, İran’daki iç baskının derinleştiği yorumlarına yol açtı. Batılı güvenlik çevreleri bunun rejimin içeride kırılganlaştığının işareti olabileceğini düşünüyor.
Jerusalem Post’a göre Hizbullah’a ait insansız hava araçları İsrail’in Demir Kubbe savunma sistemlerinden birini hedef aldı. Saldırının teknik etkisi sınırlı olsa da, İsrail hava savunma altyapısının doğrudan hedef alınması dikkat çekti. Bu durum çatışmanın sadece füze değil elektronik ve drone savaşına doğru kaydığını gösteriyor. İsrail ordusu bölgede alarm seviyesini artırdı.
Financial Times ve Reuters’a göre Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki Pekin zirvesinde İran savaşı en kritik başlıklardan biri olacak. Görüşmelerde enerji güvenliği, Tayvan, yapay zekâ ve nadir toprak elementleri de masada olacak. Washington, Çin’in İran üzerindeki ekonomik etkisini kullanmasını isterken; Pekin enerji akışının tamamen bozulmasını istemiyor. Zirve küresel piyasalar açısından haftanın en kritik jeopolitik gelişmesi olarak görülüyor.
Reuters’a göre Tayvan yönetimi, Trump’ın Çin ziyareti öncesinde ABD ile ilişkiler konusunda “güven duyduklarını” açıkladı ancak zirvede Tayvan konusunda sürpriz kararlar alınmamasını istedi. Taipei yönetimi, Trump’ın daha işlem odaklı diplomasi yürütmesinden dolayı temkinli. Çin ise Tayvan başlığını zirvenin merkezine taşımak istiyor. Bölgedeki askeri hareketlilik de artmaya devam ediyor.
Japan Times’a göre Japon hükümeti, yeni güvenlik belgelerinde Çin’i resmî olarak “tehdit” şeklinde tanımlayıp tanımlamama konusunu değerlendiriyor. Böyle bir değişiklik Tokyo’nun savunma doktrininde tarihi bir kırılma anlamına gelebilir. Japonya son yıllarda savunma harcamalarını hızla artırıyor. Özellikle Tayvan ve Doğu Çin Denizi gerilimleri Tokyo’nun stratejik yönelimini değiştiriyor.
Euractiv’e göre Vladimir Putin, Ermenistan’da Avrupa Birliği üyeliği için referandum yapılmasının “mantıklı” olabileceğini söyledi. Aynı açıklamada Putin, Ukrayna savaşının sona ermesinde eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in arabulucu rol oynayabileceğini ima etti. Moskova’nın bu açıklamaları Avrupa ile tamamen köprüleri atmak istemediği şeklinde yorumlandı. Ancak sahadaki çatışma hâlâ sert şekilde devam ediyor.
Politico’ya göre NATO, enerji güvenliğini artırmak için yenilenebilir enerji yatırımlarını stratejik alan olarak görüyor. ABD içindeki bazı çevrelerin şüpheciliğine rağmen ittifak, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmanın askeri güvenlik açısından önemli olduğunu düşünüyor. Özellikle savaş dönemlerinde enerji altyapısının kırılganlığı daha görünür hale geldi. Avrupa tarafı bu yaklaşımı güçlü şekilde destekliyor.
Bloomberg’e göre savaşın başlamasından bu yana ilk Katar LNG sevkiyatı Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli şekilde geçti. Bu gelişme enerji piyasaları için kısa vadeli rahatlama yarattı. Ancak piyasa, boğazın hâlâ yüksek risk altında olduğunu düşünüyor. Enerji traderları sigorta maliyetlerindeki yükselişe dikkat çekiyor.
Bloomberg analizine göre ABD–İran gerilimi uzadıkça küresel petrol rezervleri üzerindeki baskı da ağırlaşıyor. Özellikle stratejik rezervlerin tüketim hızı dikkat çekiyor. Analistler, uzun süreli bir Hürmüz krizi halinde küresel enerji arz zincirinin ciddi kırılma yaşayabileceğini belirtiyor. Bu nedenle petrol piyasasında “yeni normal” tartışmaları hızlandı.
Japan Times’a göre Japonya, Orta Doğu petrolüne bağımlılığı azaltmak için yeni lojistik ve deniz taşımacılığı rotaları üzerinde çalışıyor. Tokyo yönetimi özellikle Hürmüz Boğazı riskini stratejik tehdit olarak görüyor. Japon rafineri şirketleri alternatif tedarik planlarını hızlandırdı. Bu süreç Asya enerji ticaret haritasını değiştirebilir.
Politico’ya göre Avrupa Birliği, Rusya’nın yaptırımları aşmak için kullandığı “gölge tanker filosuna” yönelik yeni yaptırım paketi hazırlıyor. Avrupa özellikle sigortasız ve kimliği gizlenen tanker trafiğini hedef alıyor. Moskova ise petrol ihracatını alternatif ağlarla sürdürmeye çalışıyor. Enerji savaşı artık deniz taşımacılığı boyutunda daha görünür hale geliyor.
South China Morning Post’a göre Çin ve ABD yetkilileri, Trump–Şi zirvesi öncesinde Seul’de yeni ticaret görüşmelerini doğruladı. Taraflar kritik mineraller, teknoloji ve gümrük tarifelerini masaya yatıracak. Piyasalar zirveden tam bir anlaşma beklemese de tansiyonun düşmesini olumlu fiyatlıyor. Özellikle yarı iletken ve yapay zekâ sektörleri görüşmeleri yakından izliyor.
Wall Street Journal analizine göre Çin, yapay zekâ, elektrikli araçlar ve askeri teknoloji alanında büyük ilerleme kaydederken iç ekonomide ciddi sorunlarla karşı karşıya. Tüketici güveni zayıf kalırken işsizlik baskısı sürüyor. Pekin yönetimi üretim tarafına agresif yatırım yapıyor ancak iç talep aynı hızda toparlanmıyor. Bu nedenle Çin ekonomisindeki dengesizlik tartışmaları büyüyor.
Nikkei Asia’ya göre Kuzey Kore, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan ciddi ekonomik destek elde etti. Nakit akışı ve enerji desteğinin ülke ekonomisine büyük katkı sağladığı belirtiliyor. Bazı tahminlere göre bu destek Pyongyang’ın yıllık milli gelirine yaklaşmış durumda. Bu durum Rusya–Kuzey Kore ilişkilerini yeni seviyeye taşıyor.
Australian Financial Review’e göre yapay zekâ hisselerinde yaşanan yükseliş, dot-com balonundaki kritik değerleme göstergelerinden birini aşmış durumda. Analistler özellikle birkaç teknoloji devinin piyasa ağırlığının aşırı büyümesine dikkat çekiyor. Buna rağmen yatırımcı ilgisi sürüyor. Piyasada hem “yeni çağ” hem de “balon” tartışmaları aynı anda yaşanıyor.
Wall Street Journal’a göre son yılların en hızlı büyüyen alanlarından biri olan private credit piyasasında ivme kaybı başladı. Yüksek faiz ortamı ve artan temerrüt riski yatırımcıları daha temkinli hale getiriyor. Bazı fonlar kredi dağıtımında yavaşlamaya başladı. Bu durum küresel likidite döngüsü açısından önemli görülüyor.
