
İki kardeşin ölümüyle başlayan olaylar zinciri, Rusya ile Azerbaycan arasında yıllardır kurulan kırılgan dengeyi tehdit eder hale geldi. Yekaterinburg’da gözaltında hayatını kaybeden Huseyn ve Ziyaddin Safarov kardeşler, Moskova ile Bakü arasında şu ana dek en sert krizi tetikledi. Diplomatik dil gerildi, devlet ajansları kapatıldı, kültürel ilişkiler askıya alındı.
Rus yetkililer, cinayetleri eski mafya dosyaları kapsamında ele aldı. Safarov kardeşlerden birinin “kalp yetmezliği” nedeniyle öldüğü iddia edildi. Ancak Azerbaycan makamları, olayın yalnızca bir gözaltı değil, “ağır işkence ve kasıtlı öldürme” olduğunu duyurdu. Azerbaycan Başsavcılığı ve medya organları, Rusya’yı şovenist baskı politikaları uygulamakla suçladı.
Azerbaycan yönetimi bu kez yalnızca diplomatik tepkiyle yetinmedi:
Bu tepkiler, Bakü’nün sadece sembolik değil, stratejik rest çektiği anlamına geliyor.
2022’de imzalanan “müttefiklik etkileşimi bildirisi”, aslında Rusya’nın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun sembolüydü. Fakat Ukrayna işgaliyle birlikte, Azerbaycan–Rusya ilişkileri sert biçimde değişti.
Bu süreç, Moskova’nın Bakü üzerindeki kontrolünü kaybettiğini gösteriyor.
Carnegie uzmanı Zaur Shiriyev’e göre, Rusya “Belarus tipi sadakat” bekliyor; Azerbaycan ise “herkesle eşit ilişki isteyen pragmatik oyuncu”. Bu fark, krizin özünü oluşturuyor.
“Aliyev iç siyasette mutlak hakim. Bu gücü Putin’le bile paylaşmaya niyeti yok.” – Ali Karimli
Rusya için Azerbaycan, sadece diplomatik değil, lojistik ve ekonomik açıdan da stratejik:
Dolayısıyla ilişkilerin tamamen kopması ne Bakü’nün ne Moskova’nın çıkarına değil.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Ukrayna’yı işaret ederek “dış müdahale” uyarısı yaptı. Zakharova ise “ilişkiler dostanedir, ama provoke edilmemeli” dedi.
→ Diplomatik dil yumuşak ama alan daralıyor.
Bu kriz, yalnızca iki kardeşin ölümüyle sınırlı değil. Ortada, Rusya’nın etkisini kaybettiği bir coğrafyada yeniden pozisyon alma çabası var. Azerbaycan, Türkiye desteğiyle bağımsız hareket alanını genişletmeye çalışıyor. Moskova ise bu meydan okumayı doğrudan değil, örtülü biçimde yanıtlıyor.
Sonuç: Yekaterinburg’da ölen kardeşler, sadece adli bir vaka değil; jeopolitik bir fay hattının işaretçisi.