
BS EKONOMİ | 28 Haziran 2025
Dünya Bankası, çatışma ve istikrarsızlık yaşayan ülkelerde ekonomik bozulmanın derin, kalıcı ve bulaşıcı hale geldiği uyarısında bulundu. COVID-19 sonrası ilk kapsamlı analizlerden biri olan “Kırılgan ve Çatışmalardan Etkilenen Durumlar: İç İçe Geçmiş Krizler, Çoklu Kırılganlıklar” raporu, özellikle Sahra Altı Afrika başta olmak üzere, çatışma bölgesi ekonomilerinin küresel büyüme ivmesinden tamamen koptuğunu gözler önüne seriyor.
Dünya Bankası’na göre, çatışma ve istikrarsızlık yaşayan ülkelerde kişi başına GSYH 2020’den bu yana her yıl %1,8 küçülürken, diğer gelişmekte olan ülkelerde ortalama %2,9 büyüme kaydedildi. 2010’dan beri bu ülkelerde kişi başı gelir neredeyse hiç artmazken, benzer ülkelerde ortalama gelir 6.900 doları aştı.
Aynı dönemde, bu ülkelerde yaşayan 421 milyon insanın günde 3 dolardan az gelirle yaşadığı ve bu sayının 2030’da 435 milyona çıkmasının beklendiği belirtiliyor. Dünya Bankası, aşırı yoksulluğun küresel hedeflere rağmen neden ortadan kaldırılamadığını bu verilerin net biçimde gösterdiğini vurguluyor.
Üstelik bu kırılganlık geçici değil. Bugün bu ülkelerin yarısı 15 yılı aşkın süredir çatışma veya istikrarsızlıkla mücadele ediyor. Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill, “Bu ölçekte bir sefaletin bulaşıcı olması kaçınılmaz” diyerek, krizlerin sadece bölgesel değil küresel tehdit haline geldiğini vurguluyor.
Gill, dünya gündeminin Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalara odaklandığını, ancak çatışma mağdurlarının %70’inden fazlasının Afrika’da yaşadığını hatırlatıyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Köse ise “Bu ülkelerde büyüme değil durgunluk artık norm haline geldi” sözleriyle, gelişme beklentisinin rafa kalktığına dikkat çekiyor.
Jeopolitik Riskler Derinleşiyor: Raporda anlatılan çatışma ekonomileri, yalnızca insani trajedilere değil, aynı zamanda küresel gıda zinciri, emtia tedariki ve enerji fiyatlamasına yönelik risklerin kalıcı hale geldiğine işaret ediyor. Bu durum, özellikle Afrika merkezli doğal kaynak yatırımları açısından kritik bir risk primi doğuruyor.
Yoksulluk ve Göç Baskısı Artacak: Aşırı yoksulluk ve istihdam eksikliği, özellikle Avrupa’ya yönelik zorunlu göç dalgalarının daha şiddetli hale gelmesine yol açabilir. Bu da sınır güvenliği harcamaları, sosyal politikalar ve iç siyaset üzerinde baskı yaratabilir.
Yatırım Haritaları Değişebilir: Çatışma bölgelerine yönelik kalkınma fonları, Dünya Bankası’nın çağrısıyla yeniden yapılandırılabilir. Yatırımcılar, bölgesel riskleri yeniden hesaplamak, jeopolitik temalı ETF’ler, savunma sanayi hisseleri ve sürdürülebilir kalkınma odaklı tahviller gibi varlıklarda pozisyon almak zorunda kalabilir.
Çatışmaları Önleme = Yatırım Avantajı: Dünya Bankası’nın raporu, çatışmaları önlemenin yalnızca insani değil, ekonomik getirisi yüksek bir strateji olduğunu vurguluyor. İstikrar sağlanan her ülke, düşük tabanlı bir yerden yüksek büyüme potansiyeli sunabilir.