
• 2024’te Donald Trump “artık savaş yok, ben barış adayıyım” sözüyle kampanya vaadini öne çıkarmıştı.
• Ancak 2025’te Trump yönetimi döneminde ABD’nin askeri angajmanları ve silah sevkiyatları arttı.
• Bu değişim, Washington’un dış politika ve güvenlik tercihlerinde keskin bir dönüşüm olarak yorumlanıyor.
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2024’teki seçim kampanyasında “No more wars, I am the candidate of peace” (Artık savaşlar yok, ben barış adayıyım) ifadesi, dış politika söyleminin temel ekseni oldu. Ancak 2025’e gelindiğinde bu söylemin uygulamadaki yansıması çok farklı oldu.
Trump yönetimi döneminde ABD, dış politika ve askeri strateji alanında bir dizi kritik adım attı: İran’a yönelik hava saldırıları gerçekleştirdi, Karayipler’de teknelere yönelik operasyonlar düzenledi ve Ortadoğu ile Avrupa’daki müttefiklerine kapsamlı silah sevkiyatları yaptı. Washington, aynı dönemde İsrail’e ve Ukrayna’ya askerî destek ve silah tedarikini yoğunlaştırdı.
Bununla kalmayarak, Trump yönetimi Venezuela ile gerilim çizgisini tırmandırdı ve yılın son dönemlerinde Nijerya’da Noel gününde gerçekleştirilen hava saldırılarıyla ABD’nin dış politikada askeri angajmana sık başvurduğu bir döneme girildiğini gösterdi.
Bu gelişmeler, 2024’te dile getirilen barışçı söylem ile 2025’teki pratik adımlar arasında çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Washington’un küresel güvenlik stratejisinde, klasik askeri angajmanların ve silah sevkiyatlarının yeniden merkezde yer aldığı bir görünüm ortaya çıkıyor. Bu da hem iç siyasette hem de uluslararası arenada Trump yönetiminin dış politika tutumuna yönelik sorgulamaları artırıyor.
Bu çerçevede, Trump’ın 2024’te verdiği barış sözü ile 2025’teki askeri ve stratejik adımları arasındaki açının, ABD’nin dış politika önceliklerinin yeniden tanımlanmasına yol açtığı değerlendiriliyor. ABD’nin bu yeni dış politika rotası, küresel jeopolitik dengeler ve uluslararası güvenlik mimarisi açısından yakından izlenmeye devam ediyor.