
• Küresel piyasalarda “kramp on / kramp off” rejimi fiyatlamayı belirliyor
• ABD tahvil faizi %4 üzeri kritik eşik olarak öne çıkıyor
• Türkiye’de TL, rezerv ve politika dengesi yatırımcı için ana risk alanı
Ekonomist TV’de yayınlanan Piyasa Masası serisinin ilk bölümünde, Dr. Artunç Kocabalkan ve Dr. Tuğberk Çitilci, küresel ve yerel piyasalarda oluşan yeni fiyatlama rejimini kapsamlı şekilde analiz etti. Yayında, jeopolitik risklerin arttığı, merkez bankalarının politika alanının daraldığı ve yatırımcı davranışlarının giderek daha kırılgan hale geldiği bir döneme girildiği vurgulandı.
Kocabalkan’ın çerçevesinde piyasalar artık klasik döngülerle değil, “kramp on / kramp off” olarak tanımlanan yeni bir modelle hareket ediyor. Bu modele göre risk iştahı ani şekilde açılıp kapanırken, borsa, tahvil ve altın arasındaki geleneksel korelasyonlar bozulmuş durumda. Özellikle ABD tahvil faizlerinin %4 seviyesinin üzerine çıkması, piyasalarda yön tayini açısından kritik bir eşik olarak öne çıkıyor.
Yayında altın fiyatlarına ilişkin dikkat çekici bir analiz de yer aldı. Altındaki geri çekilmenin doğal bir zayıflık değil, sistem içi bir likidite tercihi olduğu vurgulanırken, altın satışları üzerinden borsaların desteklenmeye çalışıldığı ifade edildi. Ancak bu dengenin sürdürülebilir olmadığı ve belirli bir kırılma noktasında altının yeniden güçlü bir yükseliş trendine girebileceği senaryosu öne çıkarıldı.
ABD tarafında ise Trump’ın “10 day pause” çıkışıyla birlikte piyasaların kısa vadeli rahatlama yaşadığı ancak bu hamlenin kalıcı bir çözüm üretmediği belirtildi. Jeopolitik cephede İran–BAE hattında artan gerilim ve olası operasyon ihtimali, özellikle hafta sonu risklerini artıran unsurlar arasında gösterildi.
Türkiye özelinde yapılan değerlendirmelerde ise Merkez Bankası’nın rezerv yönetimi, altın–dolar dengesi ve TL’nin reel değerlenme politikası öne çıktı. Rezervlerin 216 milyar dolardan 163 milyar dolara gerilemesi, likidite ihtiyacının arttığına işaret ederken; altın satışları ve dolarizasyon süreci birlikte okunarak “likidite stratejisi” çerçevesinde değerlendirildi. “Dolar patlayacak” söylemine ise net bir karşı duruş sergilenerek, bu tür söylemlerin piyasa gerçekliğiyle örtüşmediği ifade edildi.
Yatırım tarafında ise yayının en net mesajlarından biri “nötr pozisyon” vurgusu oldu. Belirsizliğin yüksek olduğu bu dönemde agresif risk almaktan kaçınılması gerektiği, nakit ve sabır stratejisinin ön plana çıktığı belirtildi. Borsalarda yükselişlerin kalıcı olmadığı, seçici hisse bazlı hareketlerin öne çıktığı; banka, holding ve gıda sektörlerinin belirli koşullarda ayrışabileceği ifade edildi.
Emtia tarafında petrolün 100 dolar üzeri senaryosu, gübre ve gıda gibi sektörleri öne çıkarırken; gümüşün yeni bir öncü gösterge olup olmayacağı da tartışıldı. Ayrıca yapay zekâ yatırımları yeni tema olarak değerlendirilirken, küresel sermayenin yön değiştirme ihtimali gündeme getirildi.
Programın genel çerçevesi, piyasalarda artık kısa vadeli hareketlerden ziyade makro kırılma noktalarının belirleyici olduğunu ortaya koyarken, yatırımcıya verilen ana mesaj netti: Bu dönemde kazanç, hızdan değil doğru pozisyon almaktan ve sabırdan geçecek.