Kanada, Grönland’ın kendi geleceğini belirleme hakkını açık biçimde destekledi
NATO’nun 5. maddesine bağlılık vurgusu korunurken ABD’ye dolaylı bir sınır çizildi
Grönland üzerinden uygulanan gümrük vergilerine kesin karşı çıkış, ticari gerilimi büyüttü
Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Grönland, NATO ve gümrük vergilerine ilişkin son açıklamaları, Ottawa’nın küresel güç dengesi içinde konumunu yeniden ayarladığını gösteriyor. Carney’nin “Grönland ve Danimarka’nın yanındayız” vurgusu, yalnızca diplomatik bir dayanışma mesajı değil; aynı zamanda Grönland’ın geleceğine dış müdahalelere karşı net bir egemenlik savunusu niteliği taşıyor.
Bu çıkış, ABD Başkanı Trump’ın Grönland üzerinden yürüttüğü baskı ve gümrük vergisi tehditleriyle birlikte okunduğunda daha anlamlı hale geliyor. Kanada, NATO’nun 5. maddesine bağlılığını “sarsılmaz” olarak tanımlayarak güvenlikte Batı ittifakından kopmadığını açıkça ortaya koyarken, aynı anda Grönland üzerinden uygulanan gümrük vergilerine kesin bir dille karşı çıkarak Washington’a ticari alanda sınır çiziyor. Yakın zamanda Çin ziyaretinde bulunan başbakanın bir dizi ticari sözleşmelerde bulunması da dikkatlerden kaçmamalı.
Bu tutum, ne meydan okuma ne de geri çekilme. Carney’nin söylemi, Kanada’nın ABD’ye aşırı bağımlılığı azaltmaya yönelik dengeleyici bir strateji izlediğini gösteriyor. Güvenlikte NATO şemsiyesi korunurken, egemenlik ve ticaret başlıklarında daha bağımsız bir pozisyon alınıyor.
Bu yaklaşım, yalnızca Kanada’nın değil, küresel sistemde “orta güç” olarak tanımlanan ülkelerin ortak refleksini yansıtıyor. Dünya artık hayal edildiği gibi değil; süper güçlerin sertleştiği bir dönemde, ayakta kalmanın yolu taraf olmak değil, doğru yerlerde mesafe koyabilmekten geçiyor. Carney’nin Grönland mesajı da tam olarak bu çizginin ilanı niteliğinde.
