
Dr. Artunç Kocabalkan’ın ifadesiyle: “Ekmek fiyatı kadar konuşulması gereken şey, bir hastane yatağının ya da diploma sahibi olmanın kaç asgari ücrete denk geldiğidir.”
Büyük Resim:
Bureau of Labor Statistics verilerine göre, ABD’de 2000 yılından bu yana genel fiyat artışı %74. Ancak bu ortalama, “fiyat adaletsizliğinin” üzerini örten bir sis perdesi.
Son 20 yılda fiyatı en fazla artan kalemler, doğrudan insan hayatını etkileyen temel hizmetler oldu. Enflasyon, artık sadece bir parasal gösterge değil; sosyal erişim sorunu.

Bu artışlar, temel hizmetleri lüks tüketime dönüştürdü. Eğitim ve sağlık, yalnızca kazananın erişebildiği bir yarışa dönüştü.
Teknolojik ürünlerdeki verimlilik ve global üretim maliyetlerinin düşmesiyle erişim artarken; “insan emeğine dayalı hizmetler”de tersine bir durum yaşanıyor.
“Ekmek fiyatı kadar konuşulması gereken şey, bir hastane yatağının ya da diploma sahibi olmanın kaç asgari ücrete denk geldiğidir.”
Bu ifade, fiyat tartışmasını yeni bir düzeye taşıyor. Enflasyonun teknik yönünden çok, dağılım adaleti, erişim hakkı ve sınıfsal etkileri öne çıkıyor.