
Türkiye piyasasında uzun süredir konuşulan başlıklardan biri açığa satış yasağıydı. Yasağın sona ermesiyle beraber Borsa İstanbul’da oyun biraz daha normalleşiyor. Ama bu normalleşme herkesin zannettiği gibi sadece “borsa düşer mi çıkar mı?” sorusu değil.
Asıl mesele daha derin.
Tankut Bey’in altını çizdiği nokta tam da burada önemli: Vadeli piyasa ile spot piyasa arasındaki anomali, açığa satış mekanizması çalışmadığında daha kolay büyüyor. Çünkü fiyatların düzelmesi için yalnızca alıcıların değil, satıcıların da piyasada serbestçe pozisyon alabilmesi gerekiyor.
Piyasada sadece yukarı yönlü işlem iştahı varsa fiyat keşfi eksik kalır. Hisse ucuzsa alıcı gelir. Ama pahalıysa bunu fiyatın içine sokacak mekanizma da gerekir. Açığa satışın temel işlevi tam olarak budur.
Türkiye’de açığa satış çoğu zaman “borsayı düşüren kötü niyetli işlem” gibi anlatılıyor. Bu, meseleyi fazla basitleştirmek olur.
Evet, kötüye kullanılabilir. Evet, sığ tahtalarda manipülasyon riski yaratabilir. Evet, panik dönemlerinde düşüşü hızlandırabilir.
Ama sağlıklı piyasada açığa satış;
Yani mesele “açığa satış iyi mi kötü mü?” değil. Mesele, piyasanın bunu taşıyacak derinliğe, denetime ve şeffaflığa sahip olup olmadığı.
Açığa satışın geri dönüşü ilk günlerde bazı hisselerde baskı yaratabilir. Özellikle son dönemde haber akışı zayıf olmasına rağmen çok hızlı yükselen, likiditesi düşük, fiyatı bilanço gerçekliğinden kopmuş hisselerde daha sert hareketler görebiliriz.
Ama BIST 50 tarafında tablo farklı olabilir.
Büyük hisselerde açığa satışın geri gelmesi, yabancı kurumsal yatırımcı açısından daha pozitif okunabilir. Çünkü yabancı fon Türkiye’ye geldiğinde sadece “alırım yükselirse kazanırım” diye bakmaz. Riskini yönetmek ister. Banka alırken endeks shortlamak ister. Hisse seçerken sektör hedge’i yapmak ister. Spot pozisyon taşırken VİOP ile denge kurmak ister.
Bu mekanizma yoksa yabancı yatırımcı için piyasa eksik çalışır.
Tankut Bey’in paylaşımındaki asıl kritik yer burası.
Vadeli piyasa ile spot piyasa arasında doğal olarak fark olabilir. Faiz, temettü beklentisi, taşıma maliyeti ve likidite bu farkı yaratır. Ama fark anormalleştiğinde normalde arbitrajcı devreye girer.
Ucuz olanı alır, pahalı olanı satar.
Fakat açığa satış yoksa bu arbitrajın bir ayağı kırılır. Piyasa tek bacakla yürümeye çalışır. Sonuçta vadeli piyasa başka bir şey söyler, spot piyasa başka bir şey söyler.
Bu da fiyat kalitesini bozar.
Borsa İstanbul’un son dönemde yaşadığı sorunlardan biri tam da buydu: fiyat var ama fiyatın ne kadar sağlıklı olduğu tartışmalı.
Bloomberg, CNBC, Reuters, Financial Times ve MSCI çizgisinden bakınca konu net: Açığa satış yasağının kalkması, tek başına ralli sebebi değildir ama normalleşme işaretidir.
Yabancı yatırımcı Türkiye’ye bakarken sadece faiz indirimi, enflasyon ve kâr büyümesine bakmıyor. Aynı zamanda piyasa kurallarının öngörülebilir olup olmadığına bakıyor.
Bugün yasak var, yarın kalkıyor, sonra tekrar geliyor, sonra uzatılıyor görüntüsü; yerli yatırımcı için küçük bir haber olabilir ama yabancı fon için piyasa altyapısı sorusudur.
MSCI’ın son dönemde Türkiye piyasasına ilişkin eleştirilerinde de mesele buraya bağlanıyor: kurallar sık değişirse, piyasanın yatırım yapılabilirliği tartışmaya açılır.
Bu nedenle açığa satışın geri dönüşü, bence endeksin bir gün içinde ne yapacağından daha önemli bir mesaj veriyor:
Türkiye piyasası yeniden normal kurallara dönmeye çalışıyor.
İlk baskı muhtemelen üç grupta hissedilir:
Birincisi, son dönemde aşırı primlenmiş ve hikâyesi zayıf hisseler.
İkincisi, vadeli piyasada fiyatlaması spotla uyumsuz hale gelmiş büyük hisseler.
Üçüncüsü, takası dar ve fiyatı birkaç oyuncunun davranışına fazla duyarlı tahtalar.
Buna karşılık bankalar, holdingler ve yüksek hacimli BIST 30 hisselerinde açığa satışın geri dönüşü her zaman negatif okunmamalı. Çünkü bu hisselerde likidite artışı, yabancı ilgisini destekleyebilir.
Kısacası küçük hissede baskı, büyük hissede normalleşme etkisi görebiliriz.
Açığa satışın kalkması borsa için “kötü haber” değil. Daha doğru ifade şu:
Borsa artık daha gerçek fiyatlanacak.
Bu bazılarının hoşuna gitmeyebilir. Çünkü açığa satışın olmadığı piyasada pahalı hisse bir süre daha pahalı kalabilir. Ama sağlıklı piyasa sadece alıcıların mutlu olduğu piyasa değildir. Sağlıklı piyasa, doğru fiyatın daha hızlı oluştuğu piyasadır.
Tankut Bey’in vurguladığı vadeli-spot farkı meselesi bu yüzden önemli. Açığa satış yoksa piyasa şişkinliği daha uzun süre taşır. Açığa satış varsa fiyatlar bazen can acıtarak ama daha hızlı normale döner.
Benim bu konuda baktığım yer şu:
Endeks ilk gün ne yaptı değil.
Vadeli-spot farkı daralıyor mu?
BIST 30’da likidite artıyor mu?
Yabancı takası toparlanıyor mu?
Hacim sağlıklı şekilde büyüyor mu?
Sığ tahtalarda köpük çözülüyor mu?
Eğer bunlar oluyorsa, açığa satışın geri dönüşü Türkiye piyasası için negatif değil, gecikmiş bir normalleşmedir.
Borsada herkes fiyatların yükselmesini ister. Ama fiyatların güvenilir olması, yükselmesinden daha değerlidir.
Çünkü güven yoksa ralli de uzun yaşamaz.