
Amerika Birleşik Devletleri’nin, Venezuela kıyıları ve karasularındaki askeri varlığı geçen aylarda ciddi biçimde artmıştı. Medyada çıkan “havaalanları, limanlar ve askeri üslerin hedef alınabileceği” yönündeki raporlar, Trump yönetiminin kartellere karşı sadece deniz ve hava hattında değil, kara hedeflerde de harekete geçebileceği algısını güçlendirdi.
Özellikle dikkat çeken iddialar şu şekilde: ABD istihbaratı ve bazı medya kuruluşları, Maduro rejimiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen Cartel de los Soles’un yüksek rütbeli askerlerin kontrolünde olduğunu ve bu yapı aracılığıyla yılda 500 tonu aşkın kokainin Karayipler üzerinden ABD’ye kaçırıldığını öne sürüyor. Bu sayı uluslararası kamuoyunda “özellikle Kolombiya-Venezuela güzergâhındaki değişim”, “deniz güzergâhı artışı” ve “askeri tesislerin uyuşturucu lojistik merkezine dönüşmesi” bağlamında öne çıkarılıyor.
Ancak durumun bir diğer boyutu da ardında yatıyor: Trump’ın saatler içinde saldırı düzenlenebileceği yönündeki iddialara dair medyada yayılan yoğun spekülasyon sonrası, yönetim tarafından doğrudan bu tür bir kararın alınmadığı kamuoyuna aktarıldı. Başkan “Hayır, böyle bir saldırı planı şu anda yok” ifadelerini kullandı. Bu doğrultuda, askeri hazırlığın varlığı ile somut saldırı kararının resmi olarak açıklanmamış olması arasında bir uçurum oluştu.
Bu tablo şu riskleri ortaya koyuyor:
Sonuç olarak: ABD’nin Latin Amerika’daki askeri açılımına dair haberler “kinaazanması muhtemel büyük kırılma noktaları” barındırıyor; ancak yönetim kendisi saldırı planı olmadığını açıklayarak durumu şimdilik “askeri hazır-beklemede” başlıkta bıraktı. Venezuela’da rejim değişikliği ya da askeri müdahale ihtimali hâlâ masada ancak açık karara bağlanmamış durumda.