
ABD’de açıklanan güçlü Ocak ayı istihdam verileri, piyasalarda şahin Fed beklentilerini yeniden alevlendirirken, tahvil piyasasında gözlemlenen dinamikler daha karmaşık bir tablo sunuyor. Kısa vadeli tahvil faizlerindeki yükselişe rağmen uzun vadeli faizlerin sınırlı tepki vermesi, yatırımcıları ‘ayı eğrisi düzleşmesi’ senaryosu üzerinde düşünmeye sevk ediyor.
Ocak ayı istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesiyle birlikte, kısa vadeli tahvil faizleri hızla yükseldi ve bu durum, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanlaması konusundaki tartışmaları yeniden başlattı. Ancak uzun vadeli tahvil faizlerinin göreceli olarak sabit kalması, piyasanın bu güçlü veriyi farklı şekillerde yorumladığını gösteriyor. Bu durum, son iki yılda da benzer şekilde güçlü Ocak verileri sonrası yaşanan ve yıl içinde revize edilen beklentileri anımsatıyor.
**Tahvil Eğrisi Ne Anlatıyor?**
Kısa vadeli getirilerin artarken uzun vadeli getirilerin yatay kalması, ‘ayı eğrisi düzleşmesi’ olarak adlandırılan bir durumu işaret ediyor. Bu durum genellikle para politikasının sıkılaşacağı beklentisiyle ilişkilendirilse de, bazı analistler ekonomik ivmenin zayıflaması halinde uzun vadeli getirilerde aşağı yönlü bir düzeltme olabileceğini ve bunun eğrinin yeniden dikleşmesine yol açabileceğini belirtiyor. Böyle bir gelişme, piyasanın yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirimi beklentilerini yeniden fiyatlayacağı anlamına gelebilir.
**Haziran ve Enflasyon Tartışması**
Piyasada ayrıca, yaz aylarında Fed’in para politikası duruşunda ‘güvercin’ bir değişimin olabileceği konuşuluyor. Ancak bu senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük ölçüde enflasyon verilerine bağlı olacak. Özellikle Tüketici Fiyat Endeksi’nin (CPI) beklentilerin üzerinde gelmesi, faiz artırımı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Son dönemdeki tahvil piyasasındaki sınırlı momentum, yatırımcıların kesin bir yön konusunda temkinli davrandığını gösteriyor.
**Yapay Zeka ve Deflasyon Etkisi**
Aynı gün piyasalarda yapay zekanın (AI) üretkenlik ve maliyet yapıları üzerindeki potansiyel etkisi de tartışıldı. Bazı analistler, yapay zekanın özellikle bilgi temelli sektörlerde maliyetleri düşürerek deflasyonist bir baskı oluşturabileceğini öne sürüyor. Finans sektörü de bu dönüşümden etkileniyor; büyük dil modelleri, gelişmekte olan ülke tahvillerini analiz etme süreçlerini hızlandırarak karar alma mekanizmalarını yeniden şekillendiriyor.
**Küresel Bağlam ve Gelecek Beklentileri**
ABD piyasaları karışık bir görünüm sergilerken, “Dünyanın Geri Kalanı” (Rest of the World) teması yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Japon Yeni’ndeki hareketlilik ve gelişen piyasalara yönelik pozisyonlanmalar dikkat çekiyor. Genel olarak, güçlü istihdam verileri manşetlerde yer alsa da, tahvil eğrisi dinamikleri ve küresel risk iştahı daha temkinli bir tablo çiziyor. Piyasaların asıl yönünü, önümüzdeki enflasyon verileri ve büyüme dinamikleri belirleyecek gibi görünüyor.
