
ABD’de açıklanan Haziran ayı istihdam verisi ilk bakışta ekonomide belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. Tarım dışı istihdam yalnızca 57 bin kişi artarken, piyasa beklentisi yaklaşık 110 bin seviyesindeydi. Üstelik önceki iki aya ilişkin veriler toplam 74 bin kişi aşağı revize edildi. Buna rağmen işsizlik oranının %4,2’ye gerilemesi, ilk bakışta zayıf görünen tabloyu daha karmaşık hale getirdi.
Tam da bu nedenle piyasa, verinin kendisini değil, Fed’in bu veriyi nasıl okuyacağını fiyatlamaya başladı.
Verinin açıklanmasının ardından ABD 10 yıllık tahvil faizleri gerilerken, vadeli faiz piyasasında Temmuz ayında yeni bir faiz artışı ihtimali belirgin şekilde düştü. Eylül toplantısına ilişkin beklentiler de aşağı yönlü revize edildi. Piyasa, istihdamdaki yavaşlamanın Fed üzerindeki sıkılaşma baskısını azalttığını fiyatladı.
Ancak aynı anda farklı bir tartışma da başladı.
İşsizlik oranının düşük kalması ve ücret artışlarının yıllık bazda %3,5 seviyesinde seyretmesi, enflasyon riskinin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor. Bu nedenle bazı makro fonlar ve kısa vadeli işlem yapan yatırımcılar, “yüksek faiz daha uzun süre” temasını tamamen terk etmiş değil.
Son günlerde yayımlanan yatırım bankası değerlendirmeleri incelendiğinde ortak bir tablo ortaya çıkıyor.
Bir grup stratejist, istihdam piyasasındaki yavaşlamanın Fed’in daha sabırlı davranmasına izin vereceğini düşünüyor.
Diğer grup ise işsizlik oranındaki direnç nedeniyle enflasyon riskinin hâlâ canlı olduğunu ve Fed’in erken gevşemeye gitmek istemeyeceğini savunuyor.
Özellikle küresel yatırım bankalarının son strateji notlarında üç ortak vurgu dikkat çekiyor:
Bu çerçeve, son haftalarda Goldman Sachs, JPMorgan, Morgan Stanley, Deutsche Bank, Barclays ve UBS’in yayımladığı makro değerlendirmelerle büyük ölçüde örtüşüyor.
Verinin ardından Reuters’ın görüştüğü ekonomistler, istihdamdaki yavaşlamanın Fed’e zaman kazandırdığını ancak enflasyon tartışmasını bitirmediğini vurguluyor. Özellikle iş gücüne katılım oranındaki gerileme nedeniyle işsizlik oranının olduğundan daha güçlü göründüğü değerlendirmeleri öne çıkıyor.
Bloomberg yayınlarında ise dikkat çeken nokta, piyasanın artık aylık istihdam verilerinden çok enflasyon verilerine odaklandığı yönünde. Tahvil piyasasında yaşanan fiyatlama da bunu destekliyor.
Financial Times da son analizlerinde, yatırımcıların tek bir ekonomik veri yerine Fed’in “veriye bağlı” yaklaşımını fiyatladığını ve para politikasında yön değişimi için enflasyon cephesinden daha güçlü kanıt gerektiğini vurguluyor.
Belki de son haftaların en önemli göstergesi petrol.
Brent petrolde görülen aşağı yönlü eğilim yalnızca enerji maliyetlerini değil, küresel enflasyon beklentilerini de aşağı çekiyor.
Bu durum;
Kısacası tahvil piyasasının şahin okumaya çalıştığı tablo ile emtia piyasasının verdiği sinyal tam anlamıyla örtüşmüyor.
İlk bakışta yüksek faiz ile teknoloji hisselerinin aynı anda güçlenmesi çelişkili görünebilir.
Ancak son fiyatlamalar gösteriyor ki piyasa artık yalnızca Fed’i satın almıyor.
Yapay zekâ yatırımları, güçlü şirket bilançoları ve mega teknoloji şirketlerinin nakit üretme kapasitesi, faiz tartışmalarının önüne geçmeye başlamış durumda.
Bu nedenle Nasdaq tarafında görülen oynaklık, klasik “faiz yükseldi-teknoloji düştü” ilişkisinden daha karmaşık bir yapıya dönüşüyor.
Önümüzdeki dönemin en kritik tarihi 14 Temmuz.
Açıklanacak ABD TÜFE verisi;
yeniden şekillendirebilir.
Bugünkü istihdam verisi tek başına yeni bir para politikası rejimi oluşturmuyor.
Ancak Fed’in önümüzdeki haftalarda kullanacağı dil açısından önemli bir referans noktası hâline gelmiş durumda.
Haziran istihdam raporu ilk bakışta zayıf görünse de ayrıntılar, ekonominin ani bir resesyona değil, kontrollü bir yavaşlamaya girdiğine işaret ediyor.
Piyasalar artık tek bir veriyi değil; istihdam, enflasyon, ücret artışları, petrol fiyatları ve tahvil faizlerini birlikte okuyarak yeni bir denge arıyor.
Bu nedenle önümüzdeki birkaç hafta, yalnızca Fed’in değil, küresel risk iştahının da yönünü belirleyebilir. Asıl soru artık “Fed faiz artıracak mı?” değil; Fed, enflasyondaki düşüşün kalıcı olduğuna ne zaman ikna olacak?