
2026’nın ikinci yarısına girerken küresel piyasalarda anlatı yeniden değişiyor.
İlk yarının kazananı teknoloji hisseleri olurken, ikinci yarının ilk günlerinde yatırımcıların dikkati yeniden tahvil piyasasına, dolar endeksine ve merkez bankalarının söylemlerine kaymış durumda.
Özellikle Sintra ECB Merkez Bankacılığı Forumu öncesinde yaşanan fiyatlama, piyasaların artık sadece enflasyona değil, merkez bankalarının iletişim biçimine de odaklandığını gösteriyor.
ABD 10 yıllık tahvil faizleri yeniden %4,46-4,47 bandına yükselirken dolar endeksi güçlü kalmaya devam ediyor.
Bu hareket yalnızca ekonomik verilerle açıklanabilecek kadar basit görünmüyor.
Piyasalarda aynı anda birkaç gelişme yaşandı.
• Kevin Warsh’ın yeniden şahin mesajlar vereceği beklentisi
• Cleveland Fed Başkanı Hammack’ın “faizler daha da yükselebilir” açıklaması
• ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in güçlü istihdam raporu beklentisi
• Güçlü JOLTS verisi
• Fast Money fonlarının önceden dolar ve tahvil satışı pozisyonu almış olması
Bütün bunlar üst üste gelince ABD tahvil piyasasında satışlar hızlandı.
Burada dikkat çeken nokta ise fiyatlamanın büyük bölümünün açıklamalar gelmeden önce başlaması.
Bu durum kurumsal yatırımcıların zaten benzer bir senaryoyu satın aldığını gösteriyor.
Piyasaların önemli kısmı hâlâ Fed’in bu yıl faiz indireceğini fiyatlarken, bazı büyük yatırım bankaları farklı düşünüyor.
Özellikle Deutsche Bank uzun süredir en şahin tahminlerden birini koruyor.
Banka;
olmak üzere iki faiz artışı beklemeye devam ediyor.
Ardından ise 2028’in ilk yarısında toplam 50 baz puanlık faiz indirimi öngörüyor.
Bu tahmin bugün hâlâ piyasa beklentisinin oldukça dışında bulunuyor.
Deutsche Bank ekonomistlerinden Matt Luzzetti’nin dikkat çektiği nokta oldukça önemli.
Warsh’ın oluşturduğu yeni çalışma grupları Fed’in iletişim modelini tamamen değiştirebilir.
Beklenen değişiklikler arasında;
yer alıyor.
Bu da piyasaların bundan sonra tek tek cümlelerden ziyade ekonomik resme odaklanacağı anlamına geliyor.
Son iki haftada Fed üyelerinin olağanüstü sessiz kaldığı görülüyor.
Bu tarihsel olarak daha önce de yaşanmıştı.
Benzer dönemler;
öncesinde görülmüştü.
Yatırım bankaları bunun tesadüf olmadığını düşünüyor.
Merkez bankaları büyük politika değişimlerinden önce mesajlarını daha kontrollü vermeyi tercih ediyor.
Son açıklanan veriler Fed’in elini rahatlatıyor.
İş ilanları beklentilerin üzerinde geldi.
İşsiz başına düşen açık iş pozisyonu yeniden yükseldi.
Bu durum işgücü piyasasının hâlâ oldukça sıkı olduğunu gösteriyor.
Conference Board verisi beklentilerin altında kaldı.
Ancak ekonomide ciddi bir bozulmaya işaret edecek seviyede değil.
Dolayısıyla Fed açısından güçlü istihdam görünümü önemini koruyor.
Faiz farkı yeniden dolar lehine açılıyor.
Özellikle;
Bu tablo dolar talebini artırıyor.
Kurumsal yatırımcıların önemli bölümü uzun dolar pozisyonlarını koruyor.
USD/JPY yeniden 162 seviyelerine kadar yükseldi.
Ancak burada ilginç bir ayrıntı bulunuyor.
Deutsche Bank stratejisti Tim Baker’a göre;
Dolayısıyla Japon Yeni’nde yukarı yönlü sert bir düzeltme riski giderek artıyor.
Özellikle Japonya Maliye Bakanlığı’nın olası müdahalesi piyasaların yakından takip ettiği başlıklardan biri.
ECB üyelerinden Pierre Wunsch’un açıklamaları Avrupa tarafında farklı bir tablo çiziyor.
Öne çıkan mesajlar:
Bu açıklamalar Euro üzerinde baskı oluştururken dolar lehine fiyatlamayı destekledi.
İlginç şekilde;
faiz yükseliyor,
dolar güçleniyor,
ancak petrol geriliyor.
Brent petrol ikinci çeyreğin en kötü performansını gösterdi.
Jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte arz tarafındaki endişeler zayıflıyor.
Bu da enflasyon açısından merkez bankalarına bir miktar rahatlama sağlayabilir.
Haziran PMI verileri yeniden genişleme bölgesine geçti.
İmalat PMI:
50,3
Hizmet PMI:
50,4
Bu veriler Çin ekonomisinin sert bir yavaşlama yerine kontrollü toparlanmaya geçtiğine işaret ediyor.
Deutsche Bank ekonomistleri ikinci yarıda mali teşviklerin büyümeyi desteklemesini bekliyor.
İkinci çeyrek bilançoları öncesinde piyasa beklentileri oldukça yüksek.
S&P 500 şirketlerinde konsensüs kâr büyümesi beklentisi
%26,2
seviyesinde.
Deutsche Bank stratejisti Binky Chadha ise
%29,3
büyüme bekliyor.
Bu gerçekleşirse pandemi sonrası en güçlü bilanço sezonlarından biri yaşanabilir.
2026’nın ikinci yarısı ilk yarıdan tamamen farklı başlayabilir.
İlk altı ay boyunca yapay zekâ ve teknoloji hisseleri hikâyeyi taşırken;
ikinci yarıda;
piyasalarda belirleyici olabilir.
Özellikle Sintra Zirvesi ve ardından açıklanacak ABD istihdam verileri, yaz aylarının yönünü belirleyebilecek en kritik gelişmeler arasında yer alıyor.
Kurumsal yatırımcıların pozisyonlanması, fiyat hareketlerinin sadece açıklanan verilere değil, beklentilere göre şekillendiğini bir kez daha gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca verileri değil, merkez bankalarının kullandığı dili de dikkatle takip etmek gerekecek.