
Son bir haftadır Borsa İstanbul’da en fazla konuşulan konu Bank of America’nın (BofA) aralıksız satışları oldu.
23 Haziran’da MSCI haberlerinin ardından başlayan süreçte Bank of America’nın yaklaşık 21,6 milyar TL net satış gerçekleştirmesi doğal olarak yatırımcıların dikkatini çekti.
İlk bakışta bu tablo “yabancı Türkiye’den çıkıyor” şeklinde yorumlanabilir.
Ancak veriler biraz daha derinden incelendiğinde hikâyenin bundan daha karmaşık olduğu görülüyor.
Asıl soru artık şu:
Bank of America gerçekten Türkiye hikâyesini mi satıyor, yoksa yalnızca küresel fonların dönem sonu portföy ayarlamalarına mı aracılık ediyor?
Normal şartlarda aynı dönemde gelen haberlerin Borsa İstanbul için destekleyici olması beklenirdi.
Bunlardan bazıları:
Bu nedenle yaşanan satışların makro haber akışıyla tam olarak örtüştüğünü söylemek kolay değil.
Tam tersine, olumlu haber akışı ile yoğun satışın aynı döneme denk gelmesi dikkat çekiyor.
MSCI endeks değişiklikleri elbette ciddi işlem hacmi yaratabilir.
Ancak tarihsel olarak MSCI kaynaklı işlemler;
Oysa son günlerde görülen tablo;
Bu nedenle yaşanan hareketi yalnızca MSCI ile açıklamak eksik kalabilir.
Nitekim Reuters’ın 24 Haziran tarihli haberinde MSCI, Türkiye piyasasında serbest dolaşım ve piyasa yapısına ilişkin bazı endişelerini yineledi ve Kasım ayındaki gözden geçirme öncesinde ilerleme sağlanamaması halinde endeks statüsü konusunda yeni bir değerlendirme başlatabileceğini duyurdu. Bu haber kısa vadede yatırımcı hassasiyetini artırmış olsa da, tek başına günler süren yoğun satışları açıklamaya yetmeyebilir.
Haziran ayı küresel portföy yöneticileri açısından sıradan bir ay değildir.
30 Haziran;
anlamına gelir.
Bu dönemlerde dünyanın en büyük fonları milyarlarca dolarlık portföylerini yeniden dengeler.
Özellikle;
gibi fonlarda ülke ağırlıkları yeniden hesaplanır.
Dolayısıyla Türkiye’de görülen satışların önemli bir kısmı şirketlere veya ekonomiye yönelik olumsuz bir görüşten ziyade tamamen teknik portföy yönetimi kaynaklı olabilir.
Son haftalarda yayımlanan büyük yatırım bankalarının görünüm raporlarında dikkat çeken ortak tema şu:
Goldman Sachs Haziran görünümünde şirket kârlılıklarının hisse piyasalarını desteklemeye devam ettiğini, özellikle gelişmekte olan piyasalarda yapay zekâ ve büyüme temasının güçlü kaldığını vurguluyor.
JPMorgan Asset Management ise 2026 ikinci yarı görünümünde, enflasyondaki normalleşme ile birlikte yatırımcıların yeniden riskli varlıklara yönelme eğiliminin güçlenebileceğini değerlendiriyor.
Morgan Stanley de 2026 görünümünde portföy yönetiminde bölgesel ve sektörel rotasyonların öne çıkacağını, dönemsel yeniden dengeleme işlemlerinin volatiliteyi artırabileceğini belirtiyor.
Bu raporların hiçbirinde Türkiye’den sistematik çıkış önerisi bulunmuyor.
Dolayısıyla yalnızca BofA satışlarına bakarak “yabancı Türkiye’den kaçıyor” sonucuna ulaşmak doğru olmayabilir.
Piyasada sıkça dile getirilen bir diğer soru da şu:
“Bu satışları algoritmalar mı yapıyor?”
Burada önemli bir ayrım var.
Algoritmalar işlemleri gerçekleştiriyor olabilir.
Ancak emirlerin kaynağı büyük ihtimalle algoritmalar değil.
Çünkü;
işlemler daha çok büyük kurumsal fonların execution algoritmalarıyla parçalı şekilde piyasaya dağıtılan emirlerine benziyor.
Başka bir ifadeyle robot satmıyor;
robot, büyük fonun satış emrini uyguluyor.
İşin en dikkat çekici taraflarından biri ise yabancı giriş verileri.
TCMB’nin yayımladığı son menkul kıymet istatistiklerinde yabancı yatırımcıların önceki haftalarda yüz milyonlarca dolarlık net hisse alımı yaptığı görülüyor.
Bu nedenle iki olasılık öne çıkıyor.
Birincisi;
Haziran ortasında yapılan yabancı alımların bir kısmı realize ediliyor.
İkincisi;
bir yabancı satarken başka yabancı alıyor.
Unutulmaması gereken nokta şu:
Bank of America bir aracı kurumdur.
BofA’nın satıyor olması bütün yabancı yatırımcıların sattığı anlamına gelmez.
Piyasa açısından bundan sonraki süreçte cevap aranacak sorular şunlar olacak:
Bu soruların olumlu cevaplanması halinde Haziran ayındaki teknik baskının ardından Temmuz ayında yabancı ilgisinin yeniden güçlenmesi sürpriz olmayacaktır.
Mevcut veriler ışığında Bank of America’nın son günlerdeki yoğun satışlarını yalnızca MSCI değişiklikleriyle açıklamak eksik kalıyor.
Daha güçlü senaryo, küresel fonların yarıyıl sonu portföy yeniden dengeleme sürecinin Borsa İstanbul’a da yansımasıdır.
Üstelik satışların gerçekleştiği dönemde;
gibi Türkiye varlıklarını destekleyen makro dinamikler korunuyor.
Dolayısıyla önümüzdeki günlerde yabancı takası, aracı kurum dağılımı ve Temmuz enflasyon verisi, bu satışların geçici teknik bir hareket mi yoksa daha kalıcı bir yabancı çıkışı mı olduğunu anlamak açısından belirleyici olacaktır.
Borsa İstanbul’da Bank of America’nın yaptığı işlemler çoğu zaman “Amerikalılar alıyor” veya “Amerikalılar satıyor” şeklinde yorumlanıyor. Oysa gerçek bundan daha farklı.
Bank of America çoğu zaman nihai yatırımcı değildir.
Kurum;
aracılık eden en büyük execution brokerlarından biridir.
Dolayısıyla BOFA ekranında görülen satış;
tek bir yatırımcının değil, onlarca farklı fonun işlemlerinin toplamı olabilir.
Bu nedenle yalnızca BOFA ekranına bakarak “Amerikan fonları Türkiye’den çıkıyor” demek teknik olarak doğru değildir.
Son haftalarda yayımlanan raporlar ortak bir noktaya işaret ediyor.
Goldman Sachs gelişmekte olan ülke piyasalarında;
2026 ikinci yarısında daha fazla sermaye çekebileceğini belirtiyor.
Türkiye bu üç başlığın tamamına kademeli olarak yaklaşan ülkeler arasında bulunuyor.
JPMorgan Asset Management,
yılın ikinci yarısında;
senaryosunu temel risklerden biri olarak değil, temel fırsatlardan biri olarak değerlendiriyor.
Morgan Stanley’nin dikkat çektiği konu ise portföy rotasyonu.
Rapora göre;
2026’nın ikinci yarısında yatırımcılar;
arasında daha agresif geçişler yapabilir.
Bu nedenle dönem sonlarında sert fon hareketleri görülmesi olağan kabul ediliyor.
Bank of America’nın son küresel fon yöneticileri anketlerinde;
nakit oranlarının gerilediği,
risk iştahının yükseldiği,
ancak portföy yöneticilerinin hâlâ pozisyonlarını aktif şekilde yeniden dengelediği görülüyor.
Bu da Borsa İstanbul’daki satışların “riskten kaçış” değil “pozisyon ayarı” olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Borsa İstanbul geçmişinde;
yabancı yatırımcıların en yoğun portföy değişimi yaptığı dönemlerdir.
Örneğin;
Haziran sonlarında da benzer şekilde yüksek hacimli yabancı işlemleri görülmüş,
ancak bunların önemli bir kısmı Temmuz ayında tersine dönmüştür.
Dolayısıyla yalnızca birkaç günlük takasa bakarak kalıcı yabancı çıkışı sonucuna varmak geçmiş verilerle de tam olarak örtüşmemektedir.
Bundan sonraki süreçte yatırımcıların yalnızca BOFA ekranını izlemesi yeterli olmayacaktır.
Asıl takip edilmesi gereken göstergeler şunlardır.
✔ Merkezi Kayıt Kuruluşu yabancı payı
✔ TCMB Menkul Kıymet İstatistikleri
✔ CDS primi
✔ Türkiye 5 yıllık risk primi
✔ USD/TL forward piyasası
✔ Tahvil piyasasına yabancı girişi
✔ Swap stoku
Çünkü gerçek yabancı ilgisi yalnızca hisse senedinden okunmaz.
Tahvil piyasası çoğu zaman hisse piyasasından önce sinyal verir.
Bugünkü veriler ışığında görünen tabloyu tek başlık altında özetlemek gerekirse;
Bank of America’nın son günlerdeki yoğun satışları, makro görünümün bozulduğundan ziyade küresel fonların yarıyıl sonu portföy yeniden dengeleme sürecine işaret ediyor olabilir. Eğer Temmuz ayında enflasyon beklentileri doğrulanır ve TCMB’nin faiz indirim sürecine ilişkin beklentiler güçlenirse, Haziran ayındaki teknik satış baskısının yerini yeniden yabancı girişlerine bırakması sürpriz olmayacaktır. Ancak bunun teyidi için BOFA verisinin yanı sıra yabancı takası, tahvil girişleri ve CDS hareketleri birlikte izlenmelidir.