
LONDRA – Küresel finans piyasaları son yılların en hızlı hikâye değişimlerinden birini yaşıyor. İran-İsrail gerilimiyle birlikte petrol fiyatlarının 150-200 dolar seviyelerine yükselebileceği, küresel enflasyonun yeniden kontrolden çıkacağı ve merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleyeceği yönündeki beklentiler, birkaç hafta içerisinde yerini tamamen farklı bir piyasa anlatısına bıraktı.
Bugün yatırımcıların odağında yeniden yapay zekâ yatırımları, Wall Street bilançoları, Fed politikaları, ABD tahvil faizleri ve küresel sermaye akımları bulunuyor.
Dr. Artunç Kocabalkan, Londra’da Deutsche Bank’ın geleneksel Global Macro Dinner organizasyonunda Deutsche Bank Gelişen Piyasalar Stratejisti Ozan Tarman ile gerçekleştirdiği özel söyleşide, küresel yatırımcıların gündemindeki kritik başlıkları ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri kapsamlı şekilde değerlendirdi.
Söyleşinin en dikkat çekici mesajlarından biri, finansal piyasaların yalnızca gerçekleşen olayları değil, geleceğe ilişkin beklentileri fiyatladığı gerçeği oldu.
İran’daki jeopolitik riskin azalmasıyla birlikte yatırımcıların kısa süre içerisinde yeniden teknoloji hisselerine ve yapay zekâ temasına yönelmesi, piyasalarda anlatının ne kadar hızlı değişebildiğini ortaya koyuyor.
Artunç Kocabalkan’a göre başarılı yatırımcı olmanın temel şartı, yalnızca doğru tahminde bulunmak değil; değişen makro hikâyeyi zamanında okuyabilmek.
Savaşın ilk günlerinde birçok uluslararası kurum petrol fiyatlarında tarihi yükselişler beklerken, piyasa bu senaryoyu kalıcı olarak fiyatlamadı.
Söyleşide bu durumun arkasındaki nedenler detaylı şekilde ele alındı.
Özellikle;
petrol fiyatlarının yeniden dengelenmesinde belirleyici unsurlar olarak öne çıktı.
Jeopolitik risklerin azalmasının ardından yatırımcıların odağı yeniden ABD teknoloji şirketlerine döndü.
Veri merkezleri, yarı iletken üreticileri, bulut bilişim yatırımları ve yapay zekâ altyapısı, küresel hisse senedi piyasalarının ana büyüme teması olmayı sürdürüyor.
Ancak bu yükseliş beraberinde yeni soruları da gündeme getiriyor:
Programda bu sorular, küresel yatırım bankalarının ve uluslararası fon yöneticilerinin bakış açısıyla değerlendiriliyor.
Programın öne çıkan bölümlerinden biri de küresel fon yönetiminde yaşanan ayrışma oldu.
Kısa vadeli hedge fonları ile uzun vadeli emeklilik ve varlık yönetim fonlarının piyasaya bakışı giderek farklılaşıyor.
Bir tarafta faizlerin yeniden yükseleceğini ve doların güçleneceğini düşünen yatırımcılar bulunurken, diğer tarafta olası geri çekilmeleri uzun vadeli alım fırsatı olarak değerlendiren büyük sermaye grupları yer alıyor.
Bu farklı bakış açıları, önümüzdeki dönemde piyasalarda oynaklığın yüksek kalabileceğine işaret ediyor.
Programda yalnızca petrol ve jeopolitik gelişmeler değil;
da ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Özellikle Fed’in bundan sonraki adımlarının yalnızca ABD piyasaları için değil, gelişmekte olan ülkeler ve küresel sermaye akımları açısından da belirleyici olacağı vurgulanıyor.
Söyleşinin son bölümünde ise yatırımcıların önümüzdeki dönemde takip etmesi gereken ana başlıklar değerlendiriliyor.
gibi birçok farklı başlık, küresel makro perspektifle ele alınıyor.
Küresel piyasalar, son yılların en dinamik dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor.
Jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte yatırımcı odağı yeniden büyüme, teknoloji ve yapay zekâ temalarına yönelmiş durumda. Ancak enflasyon, yüksek kamu borçları, merkez bankalarının politikaları ve jeopolitik belirsizlikler tamamen ortadan kalkmış değil.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde yatırımcıların yalnızca haber akışını değil, büyük sermayenin pozisyon değişimlerini ve makro hikâyenin yönünü dikkatle izlemesi gerekiyor.
Deutsche Bank Global Macro Dinner’da gerçekleştirilen bu özel söyleşi, küresel piyasaların perde arkasını anlamak isteyen yatırımcılar için önemli değerlendirmeler ve farklı bakış açıları sunuyor.