
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yolsuzluk davasında bugün yapılması planlanan çapraz sorgu oturumu, Kudüs’te sabah erken saatlerde gerçekleşen şiddetli terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Mahkeme, Netanyahu’nun avukatlarına duruşmanın yarına ertelendiğini iletti. Böylece 2020’den bu yana devam eden ve ülke siyasetinin merkezine oturan dava, bir kez daha güvenlik gerekçeleriyle sekteye uğramış oldu.
Mahkeme sistemi, yaz tatilinin ardından Ağustos sonunda yeniden çalışmaya başlamış ve Netanyahu’nun ifade sürecini hızlandırmayı hedeflemişti. Ancak bugünkü gelişmeyle birlikte yeniden bir gecikme yaşandı. Üstelik bu durum ilk değil: Netanyahu, 8 Ağustos’taki duruşmasına “gıda zehirlenmesi” gerekçesiyle katılmamış ve çapraz sorgu süreci o tarihte de ertelenmişti.
Netanyahu, üç ayrı dosyada (1000, 2000 ve 4000 No’lu Davalar) iş insanlarından lüks hediyeler almak, medya organlarına özel imtiyaz sağlamak ve telekom şirketlerine yasal ayrıcalık tanımakla suçlanıyor. İddianamelerde rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlamaları yer alıyor. Netanyahu ise tüm suçlamaları reddederek bunların “siyasi bir komplo” olduğunu savunuyor.
Davanın kapalı kapılar ardında yürütülmesi, güvenlik hassasiyetinin bir yansıması olarak görülüyor. Ancak sık sık ertelenen oturumlar, İsrail’de yargının etkinliği ve hükümetin devamlılığı açısından tartışmaları büyütüyor. Başbakanlık görevini yürütürken sanık sandalyesinde oturan Netanyahu, İsrail siyasetinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durum yaratıyor.
Mahkeme, hızlandırılmış oturumlarla süreci ilerletmeyi hedeflese de, son ertelemeler hem güvenlik krizleri hem de Netanyahu’nun sağlık ve resmi gerekçeleriyle aksıyor. Uzmanlara göre, önümüzdeki aylarda daha kapsamlı tanık ifadeleriyle davanın yoğunlaşması bekleniyor. Ancak sürekli yaşanan ertelemeler, kamuoyunda yargılama sürecinin siyasi istikrar ve hukuk devleti açısından ne ölçüde sürdürülebilir olduğu sorularını artırıyor.
Netanyahu davası, İsrail’in güvenlik krizleriyle iç içe geçmiş siyasi atmosferinde, hukuk ve iktidar mücadelesinin simge davası olarak önemini koruyor.