0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Dünya - Siyaset

Trump, Kazanmak İçin Her Yolu Dener mi?: Seçim Sisteminin Meşruiyeti de Dahil

Kasım seçimlerine aylar kala Amerika Birleşik Devletleri’nde dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Tartışma artık sadece Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki klasik siyasi rekabet değil. Tartışman...
Hülya Kocaer
Mayıs 4, 2026
Paylaş

Kasım seçimlerine aylar kala Amerika Birleşik Devletleri’nde dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Tartışma artık sadece Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki klasik siyasi rekabet değil. Tartışmanın merkezinde artık çok daha büyük bir soru var: Washington, eyaletlerin kontrolündeki seçim sistemine ne kadar müdahale edebilir?

Reuters tarafından yayımlanan kapsamlı analiz, Trump yönetiminin seçim sistemi üzerinde federal ağırlığı artırmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Habere göre İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), FBI ve Adalet Bakanlığı ekipleri son aylarda birçok eyalette seçmen kayıtlarına erişim talep etti, oy makineleriyle ilgili inceleme girişimlerinde bulundu ve geçmiş seçimlere dair soruşturmaları yeniden açtı.

Aslında burada yaşanan şey yalnızca “seçim güvenliği” tartışması değil. Reuters’ın ortaya koyduğu tablo, Trump’ın uzun süredir savunduğu “federal seçim kontrolü” fikrinin sahaya inmeye başladığını gösteriyor.

Trump yıllardır 2020 seçimlerinin “çalındığını” savunuyor. Mahkemeler, eyalet denetimleri ve bağımsız incelemeler bu iddiaları desteklemedi. Ancak Trump çizgisine yakın ekipler seçim sisteminin yeterince güvenli olmadığı söylemini hiçbir zaman terk etmedi. Şimdi ise bu söylem devlet kurumları üzerinden yeniden yapılandırılıyor.

Reuters’ın aktardığına göre Ohio’daki Franklin County seçim yetkilileri, DHS ajanlarından beklenmedik telefonlar aldı. Federal yetkililer onlarca seçmenin kayıt bilgilerini, imzalarını ve oy geçmişlerini talep etti. Yerel seçim direktörü Antone White ise Reuters’a şu ifadeyi kullandı:

“Daha önce İç Güvenlik Bakanlığı’ndan hiç telefon almamıştık. Bu alışılmadık bir durumdu.”

ABD sistemi teknik olarak merkezi değil. Türkiye’den farklı olarak seçimler federal hükümet tarafından değil, eyaletler tarafından yürütülüyor. Bu yüzden Washington’ın seçim sistemine doğrudan müdahalesi tarihsel olarak oldukça sınırlıydı. Trump döneminde değişen temel nokta da bu oldu.

Özellikle 2020 sonrası süreçte seçim güvenliği kavramı “dış müdahale” ekseninden çıkarılıp “iç tehdit” eksenine taşındı. Daha önce Rus hacker saldırıları veya siber tehditler konuşulurken, şimdi seçmen listeleri, posta yoluyla oy kullanımı, vatandaşlık doğrulaması ve oy makineleri tartışılıyor.

Reuters’ın analizinde dikkat çeken en önemli bölümlerden biri Colorado örneği. Habere göre Trump bağlantılı isimler yerel seçim görevlilerine ulaşıp Dominion oy makinelerine erişim talebinde bulundu. Yerel yetkililer bunun eyalet yasalarına aykırı olduğunu söyleyerek talebi reddetti.

Burada kritik soru şu: Amaç gerçekten seçim güvenliği mi, yoksa seçim sistemi üzerinde psikolojik ve siyasi baskı mı oluşturuluyor?

Çünkü Reuters’ın görüştüğü birçok seçim yetkilisi artık federal ajan baskını, oy makinelerine el koyma girişimi veya seçim merkezlerine doğrudan müdahale senaryoları için hazırlık yaptıklarını söylüyor. Colorado’daki bazı seçim ofislerinde çalışanlara FBI kimliği nasıl doğrulanır, federal arama emri nasıl kontrol edilir gibi eğitimler verilmeye başlanmış durumda.

Bu tablo Amerikan sistemi açısından çok sıra dışı.

Çünkü ABD’de seçimlerin meşruiyeti büyük ölçüde yerel yönetimlerin bağımsızlığı üzerine kurulu. Trump’ın ekibi ise bunu “ulusal seçim güvenliği” perspektifine taşıyor. Özellikle göçmen oyları, seçmen listeleri ve vatandaşlık doğrulaması üzerinden federal veri tabanı entegrasyonu hedefleniyor.

Reuters’ın analizinde geçen şu cümle aslında meselenin özünü özetliyor:

“Yönetim, seçimlerin federal düzeyde tamamen devralınmasından ziyade, eyalet eyalet ilerleyerek anayasal sınırları test ediyor.”

Yani mesele bir gecede seçimleri ele geçirmek değil. Daha çok seçim sisteminin meşruiyetini tartışmalı hale getirecek gri alanlar yaratmak.

Kasım seçimleri bu yüzden kritik.

Eğer seçim sonucu çok küçük farklarla belirlenirse — özellikle Ohio, Arizona, Michigan, Georgia ve Nevada gibi kritik eyaletlerde — seçmen listeleri, oy makineleri ve federal soruşturmalar üzerinden büyük hukuki krizler doğabilir. Reuters’ın görüştüğü uzmanlar da tam olarak bundan endişe ediyor. Çünkü birkaç bin oy farkıyla belirlenen bir seçimde “bu oylar geçerli mi?” tartışması siyasi sistemi haftalarca kilitleyebilir.

Piyasa açısından bakıldığında ise risk yalnızca siyasi değil.

ABD tahvilleri, dolar endeksi, savunma hisseleri ve hatta altın fiyatlaması bile seçim meşruiyeti tartışmalarına son derece hassas. 2020 seçimleri sonrası yaşanan Kongre baskını ve hukuki süreçler hatırlandığında, bu yıl yaşanabilecek daha derin bir seçim krizi küresel piyasalarda volatiliteyi ciddi şekilde artırabilir.

Özellikle Trump’ın yeniden “federal seçim otoritesi” yaklaşımını büyütmesi, Amerikan sisteminin temel dengelerinden biri olan eyalet bağımsızlığı ile Washington gücü arasındaki çatışmayı yeniden gündeme taşıyor.

Kasım seçimleri artık yalnızca “kim kazanacak?” sorusu değil.

Asıl soru şu:

Amerika, seçim sonuçlarının herkes tarafından kabul edildiği eski sisteme geri dönebilecek mi, yoksa artık her seçim kalıcı bir meşruiyet savaşına mı dönüşecek?

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction