
BS Ekonomi – 25 Haziran 2025 | Finansman ve Sermaye Piyasaları Notu
Yatırımcılar bu hafta, Türkiye’nin dış borçlanma cephesinde olağan dışı bir hareketliliğe tanık oluyor. Pazartesi günü Eximbank, salı günü Hazine, ve şimdi çarşamba günü Garanti BBVA… Üç gün, üç büyük eurobond/sukuk ihracı.
Özellikle Garanti BBVA’nın bugün piyasaya sunduğu 500 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli Tier-2 (ikinci kademe) tahvilin ilk getiri beklentisi %8,75 düzeyinde belirlenmişken; akıllara ister istemez, ekonomist Murat Aysan’ın “Ne gördüler?” sorusu geliyor.
Hepsi bir haftaya sığdı. Hepsi, temmuz öncesi döneme denk getirildi. Peki bu acele neden?
Piyasalarda, 2025 sonuna kadar Fed’den faiz indirimi beklentileri yeniden fiyatlanıyor. Şirketler ve kamu, faizler daha da düşmeden yüksek getiri sunarak likiditeyi çekmeye çalışıyor olabilir.
İsrail-İran gerilimi ve Rusya’nın Avrupa’yla olan askeri tansiyonu, gelişmekte olan ülkelerin finansman fırsatlarını anlık dalgalarla sınırlı hale getiriyor. Türkiye, bu “görece sakin” ortamda ön alıp borçlanmayı öne çekiyor olabilir.
Getiriler yüksek ama talep hâlâ geliyor. Hem Hazine’nin sukuk ihraç başarısı hem de özel sektör tahvillerine ilgi, Türkiye’nin riskinin “fiyatlanabilir” bulunduğunu gösteriyor. Bu, sıcak parayı çekmek için rasyonel zamanlama olabilir.
Temmuz ayı başında SSK/BAĞ-KUR ödemeleri, yaz sezonu ithalat artışı ve iç piyasada nakit ihtiyacı artarken, döviz likiditesini şimdiden hazırlamak stratejik bir hamle olabilir.
“3 günde 3 ayrı ihraç. Kamu ve özel sektör aynı anda harekete geçtiyse, bu bir sinyaldir. Ya fırsat var, ya da fırtına geliyor. Her iki durumda da hazırlık yapılıyor.”
Garanti BBVA’nın %8,75 gibi agresif bir oranla uzun vadeli eurobond çıkarması, bankaların Tier-2 sermaye yapısını güçlendirme ihtiyacına işaret ederken, aynı zamanda dış kaynakların hâlâ Türkiye’ye yöneldiğini teyit ediyor.
Ancak bu ihraçlar bir anlamda “gelecekte borçlanmak zorlaşacak” öngörüsünün de işareti olabilir. Çünkü yüksek getiriye rağmen aceleyle yapılan bu ihraçlar, piyasaların kısa vadeli fırsat penceresinin kapanabileceğini düşündüğünü gösteriyor.
Murat Aysan’ın sorusu yerinde: Ne gördüler?
Görünen o ki, hem rezerv ihtiyacı, hem de küresel faiz dönüşüne karşı zamanlama avantajı yakalama çabası bu hareketliliğin arkasındaki temel nedenler.
Önümüzdeki günlerde özel sektör eurobondları, sukuklar ve devlet dış borçlanmaları bu rüzgârla hız kazanabilir. Ancak yatırımcıların şunu unutmaması gerekiyor: Getiri yüksekse, risk de fiyatlanıyordur.