Hazine’nin 5 yıl vadeli tahvil ihalesine gelen yaklaşık 180 milyar TL’lik güçlü talep ve ihalede faizlerin düşüş eğilimini sürdürmesi, piyasalarda risk algısına dair yeni bir fiyatlama başlığını öne çıkardı.
İhalede oluşan talep/satış oranı, TL varlıklara yönelik iştahın yalnızca kısa vadeli enstrümanlarla sınırlı kalmadığını, orta–uzun vadeye yayıldığını gösterirken, bu görünüm hisse senedi piyasası açısından da dikkatle izleniyor .
Piyasa katılımcıları, özellikle son dönemde uzun vadeli sabit kuponlu tahvillere gelen yoğun talebin yabancı yatırımcı ilgisiyle açıklanabileceğine dikkat çekiyor. Uluslararası piyasa değerlendirmelerinde, yabancı yatırımcıların yeniden TL cinsi uzun vadeli devlet iç borçlanma senetlerine yönelmeye başladığı ve portföylerde vade uzatma eğiliminin öne çıktığına işaret ediliyor .
Faiz tarafındaki düşüş eğilimi, hisse senedi piyasası açısından iki kanaldan etkili görülüyor. İlk olarak, risksiz getiri tarafında yaşanan geri çekilme, iskonto oranlarını aşağı çekerek hisse değerlemelerini destekliyor. İkinci olarak ise, tahvil piyasasında oluşan güven ortamının risk iştahını artırarak portföy akımlarının kademeli biçimde Borsa İstanbul’a yönelmesine zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.
Analistler, geçmiş dönemlerde benzer ihale kompozisyonlarının ardından BIST’te yabancı payında artış ve banka hisseleri öncülüğünde endeks talebinde toparlanma gözlendiğini hatırlatıyor. Özellikle bankacılık ve holding hisselerinin, faiz düşüşü ve sermaye maliyeti kanalından bu tür dönemlerde görece daha hızlı fiyatlandığı ifade ediliyor.
Mevcut tabloda, tahvil piyasasında oluşan güçlü talep ve düşen faiz bileşimi, hisse senedi piyasası için doğrudan bir garanti oluşturmamakla birlikte, BIST’e yönelik potansiyel sermaye girişleri açısından önemli bir öncü gösterge olarak izleniyor. Piyasa, bu sinyalin kalıcı olup olmayacağını önümüzdeki haftalarda yabancı takas oranları ve işlem hacimleri üzerinden test edecek.