
Cenevre’de üçüncü üçlü tur: ABD arabuluculuğunda temas sürüyor.
Temel anlaşmazlık: Doğu Ukrayna toprakları ve güvenlik garantileri.
Bloomberg Opinion: “Putin barış değil, zaman istiyor”.
Ukrayna ve Rusya heyetleri, ABD arabuluculuğunda yürütülen barış sürecinin yeni turu için Cenevre’de yeniden bir araya geldi. New York Times’ın aktardığına göre bu görüşme, yaklaşık üç hafta içinde yapılan üçüncü üçlü toplantı oldu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri’nde gerçekleştirilen iki tur “üretken” olarak tanımlansa da, savaş esiri değişimi dışında somut ilerleme sağlanamadı.
Savaş beşinci yılına girerken temel başlıklar hâlâ masada çözülmüş değil. Rusya, doğu Ukrayna’daki toprakların statüsünde ısrarcı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, bu haftaki görüşmelerin özellikle toprak meselesine odaklanacağını söyledi. Vladimir Putin ise Donetsk bölgesinde kontrol edilen yaklaşık 2.000 mil karelik alanın Kiev tarafından devredilmemesi hâlinde savaşın sona ermeyeceğini savunuyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise toprak tavizini “kabul edilemez” olarak tanımlamaya devam ediyor. Ancak Donetsk’te karşılıklı geri çekilmeye dayalı askerden arındırılmış bölge fikrine kapıyı tamamen kapatmış değil. Kamuoyu araştırmaları, savaş yorgunu Ukrayna toplumunda sınırlı tavizlere yönelik toleransın arttığını gösteriyor.
Müzakere sürecine ABD tarafında Başkan Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner arabuluculuk ediyor. Ukrayna heyetinde Rustem Umerov ve Kyrylo Budanov yer alırken, Rusya’yı Vladimir Medinski ve askeri istihbarat temsilcileri temsil ediyor.
Ancak diplomasi sahada yaşananlarla gölgeleniyor.
Bloomberg Opinion’da yer alan analiz, Putin’in müzakere sürecini uzattığı ve eş zamanlı olarak askeri baskıyı sürdürdüğü görüşünü öne çıkarıyor. Ay başında Abu Dabi görüşmeleri öncesinde Rusya’nın Ukrayna enerji altyapısına 450 insansız hava aracı ve 71 füze fırlattığı belirtiliyor. Günler sonra yüksek gerilim iletim hatlarının yeniden hedef alınması, enerji sistemini ağır biçimde zayıflattı.
Ukrayna’nın en büyük özel enerji üreticisi DTEK, termik üretim kapasitesinin yaklaşık %80’inin yok edildiğini veya hasar gördüğünü açıkladı. Kiev’de günlük elektrik arzı saatlerle sınırlı kalırken, yüz binlerce kişinin başkenti terk ettiği bildiriliyor. Savaş öncesinde ülkenin termik kapasitesinin üçte ikisini oluşturan santraller hem elektrik hem merkezi ısıtma sağlıyordu; bu altyapının tahribatı ekonomik maliyeti daha da büyütüyor.
Rusya bugün Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor. Tahmini askeri kayıplar 1,2 milyon seviyesinde. Rusya’da federal harcamaların yaklaşık %40’ı savunma ve güvenliğe ayrılmış durumda; bu oran savaş ekonomisinin derinleştiğini gösteriyor.
Batı cephesinde ise yaptırım baskısı artıyor. ABD Senatosu’nda Hindistan ve Çin gibi Rus petrolü alıcılarını hedef alan iki partili bir tasarı gündemde. Avrupa Birliği’nin yeni yaptırım paketi ise Rus petrolünü taşıyan tankerlere hizmet veren AB bağlantılı şirketlere kısıtlamalar getirmeyi planlıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de enerji altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle bazı Rus komutanlar hakkında tutuklama kararı çıkardı.
Makro perspektif
Barış masası kurulmuş olsa da sahadaki askeri baskı sürüyor. Bu tablo piyasalar için iki anlam taşıyor:
1️⃣ Jeopolitik risk primi tamamen silinmiş değil.
2️⃣ Enerji altyapısına yönelik saldırılar, petrol ve doğalgaz fiyatlarında yukarı yönlü hassasiyeti koruyor.
Eğer Cenevre süreci somut bir çerçeveye dönüşürse, enerji piyasalarında risk primi geri çekilebilir. Ancak müzakereler uzadıkça ve askeri baskı devam ettikçe, küresel piyasalarda savunma hisseleri, enerji kontratları ve güvenli liman varlıkları destek bulmaya devam edebilir.
Sonuç net: Diplomasi ilerliyor gibi görünse de savaş bitmiş değil. Masadaki metin ile sahadaki füze arasındaki mesafe kapanmadıkça, küresel risk fiyatlaması kalıcı şekilde normalleşmeyecek.