
Trump, İran’da sivil ölümler ve idamların durdurulduğunun kendisine iletildiğini açıkladı; askeri gerilime dair tonu belirgin biçimde düşürdü.
Aynı saatlerde İngiltere’nin Tahran’daki büyükelçiliğini kapatması ve Katar’daki askeri personelin geri çekilmesi, sahadaki risk algısının tam tersine işaret etti.
Uluslararası başkentlerdeki bu adımlar, Washington’dan gelen “gerilim azalıyor” mesajıyla açık bir çelişki oluşturdu.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki bir imza töreni sırasında yaptığı açıklamada İran’a ilişkin söylemini yumuşattı. Trump, kendisine “güçlü kaynaklardan” İran’daki sivil ölümlerin ve idamların durdurulduğu bilgisinin iletildiğini söyledi ve bu nedenle askeri bir adım beklentisinin şimdilik gündemden çıktığını ima etti. Açıklamalarında, son günlerde “bugün infaz günü olabilir” yönünde yoğun bir beklenti oluştuğunu ancak gelen bilgilere göre bu sürecin durdurulduğunu ifade etti.
Ancak Trump’ın bu açıklamaları yapılırken sahadaki diplomatik ve askeri gelişmeler bambaşka bir tablo çizdi. Birleşik Krallık, güvenlik risklerinin arttığı gerekçesiyle Tahran’daki büyükelçiliğini kapatma kararı aldı. Bu adım, yalnızca diplomatik bir tedbir olarak değil, bölgedeki risk algısının ciddi biçimde yükseldiğinin göstergesi olarak okundu.
Benzer şekilde Katar cephesinden gelen haberler de dikkat çekti. Katar’daki ABD askeri personelinin geri çekildiği bilgisi, bölgesel askeri hazırlık seviyesinin düşmediğine, aksine ihtiyatlı bir yeniden konumlanmaya gidildiğine işaret etti. Bu tür adımlar genellikle gerilimin azaldığı değil, belirsizliğin ve olası tırmanma riskinin arttığı dönemlerde görülüyor.
Ortaya çıkan tablo, Washington’dan gelen söylem ile sahadaki fiili hamleler arasındaki farkı net biçimde ortaya koyuyor. Trump yönetimi kamuoyuna “gerilim düşüyor” mesajı verirken, müttefik ülkelerin diplomatik ve askeri refleksleri riskin hâlâ yüksek algılandığını gösteriyor. Bu çelişki, İran dosyasında karar alma süreçlerinin henüz netleşmediğine ve önümüzdeki günlerde söylem ile eylem arasındaki makasın piyasalar ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından izleneceğine işaret ediyor.