
Demokratlar doğaları gereği iyimser, siyaset sahnesinde edindikleri tecrübeler nedeniyle ise fazlasıyla kaygılıdır. Barack Obama’nın sık sık dile getirdiği, “Ahlaki evrenin yayı adalete doğru bükülür” sözüne inanırlar. Ne var ki bu yayın çoğu zaman adalete doğru değil, Donald Trump’ın keyfine göre bir o yana bir bu yana büküldüğünü defalarca gördüler. Ara seçimlere yalnızca dört gün kala Demokratların ruh hâli de tam olarak bu ikilemi yansıtıyor: Bir yanda büyük umutlar, diğer yanda sonuçlara ilişkin derin bir tedirginlik. Demokrat Kongre üyesi Jamie Raskin, haber sitesi Axios’a yaptığı açıklamada bu ruh hâlini iki kelimeyle özetledi: “Midemiz bulanacak kadar iyimseriz.”
Bu temkinin haklı nedenleri var. Trump’ın net görev onay oranı eksi 27 puana gerilemiş durumda. Bu oran, Joe Biden’ın başkanlığı döneminde gördüğü en düşük seviyeden bile 11 puan daha kötü. Demokratlar yalnızca Temsilciler Meclisi’ni geri almaya değil, Senato’da da çoğunluğu elde etmeye hazırlanıyor. Üstelik birkaç yıl önce Demokratların kazanması neredeyse imkânsız görülen eyaletlerde bile sandalye kazanma ihtimalleri var. Trump’ın bu hafta Mississippi’de Cumhuriyetçi adaylar için seçim kampanyası yürütmek zorunda kalması bile partide işlerin pek yolunda gitmediğini gösteriyor.
Ancak Amerikan seçimlerinde sürprizlere her zaman yer var. Meslektaşım Dan Rosenheck’in ayrıntılı biçimde ortaya koyduğu gibi, Demokratların Senato yarışında beklentilerin altında kalması için de bazı nedenler mevcut. Seçime yalnızca birkaç gün kala yakından izlediğim dört gelişme var.
İlk sırada jeopolitik gelişmeler geliyor. Orta Doğu’da İsrail’in tek başına ya da ABD ile birlikte İran’a yeni saldırılar düzenlemesi veya Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin tırmanması ihtimal dâhilinde. Brent petrolün varil fiyatı şimdiden 100 doların oldukça üzerine çıkmış durumda. Öte yandan Ukrayna ya da İran konusunda aniden bir barış anlaşmasına varılması, Trump’a seçim öncesinde önemli bir siyasi zafer kazandırabilir.
İkinci belirleyici unsur piyasalar. Trump açısından riskler büyük ölçüde aşağı yönlü. Borsalardaki yükseliş bugüne kadar başkanın kamuoyu desteğini artırmaya yetmedi. Ancak seçim öncesinde yaşanacak sert bir düşüş, Trump’ın işini daha da zorlaştırabilir. Nitekim Alphabet, Amazon ve Intel hisseleri, şirketlerin açıkladığı finansal sonuçların yatırımcıları hayal kırıklığına uğratmasının ardından dün sert değer kaybetti.
Üçüncü başlık, göçmenlik görevlilerinin faaliyetleri. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin sandık başında seçmenleri korkutması ve oy kullanmalarını engellemesi yasa dışı. Ancak görevlilerin seçim günü sandıklarda görünmemesi de endişeleri ortadan kaldırmayabilir. ICE’ın mahallelerde yürüttüğü yasal operasyonlar bile bazı seçmenleri oy kullanmaktan caydırabilir.
Meslektaşım Aryn Braun, kısa süre önce Kaliforniya’nın tarım merkezlerinden Delano’yu ziyaret etti. 2024 seçimlerinde Trump’a yönelen kasabada ICE görevlilerinin sayısı artarken sokakların birdenbire tenhalaştığını gözlemledi. Yaşadıkları bölgelerde göçmenlik görevlilerinden çekinen ya da seçim günü sandık başında onlarla karşılaşmaktan endişe eden yeterince insan varsa, bu korku seçime katılımı ciddi biçimde düşürebilir.
Dördüncü ve belki de en kritik gelişme Alaska’da yaşanıyor. New York Times bu hafta, Demokratların Senato adayı Mary Peltola’nın kampanyasıyla bağlantılı kişilerin, Cumhuriyetçi senatörle aynı adı taşıyan Dan Sullivan adlı bir adayın yarışa girmesine yardımcı olduğunu öne sürdü. İddiaya göre amaç, seçmenlerin kafasını karıştırarak görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan’ın oylarını azaltmaktı. Peltola’nın kampanya ekibi ise iddialarla herhangi bir ilgileri bulunduğunu reddediyor.
İddialar doğru olsun ya da olmasın, bu gelişme Demokratlar açısından ciddi bir siyasi baş ağrısına dönüşebilir. Çünkü Peltola’nın en büyük avantajı kişisel itibarı. Gençlik yıllarında balıkçı teknesi kaptanlığı yapmış bir Alaska yerlisi olan Peltola, kendisini parti siyasetinin dışında duran, sıradan insanların sorunlarını anlayan bir aday olarak konumlandırıyor. Seçim sürecinde kirli oyunlara başvurulduğuna ilişkin en küçük bir şüphe bile bu imaja zarar verebilir.
Alaska’nın Cumhuriyetçi valisi olayla ilgili soruşturma başlattı. Trump yönetiminin Adalet Bakanlığı da Cumhuriyetçi senatör Sullivan’ın az farkla kaybetmesi durumunda seçim sonuçlarının kesinleşmesini engellemek amacıyla mahkemeye başvurdu. Demokratların Senato çoğunluğunu kazanmak için Alaska’yı mutlaka alması gerekmiyor. Ancak burada yaşanacak bir yenilgi, zaten zorlu olan işlerini daha da güçleştirecek.
Önümüzdeki birkaç gün içinde elbette başka sürprizler de yaşanabilir. Donald Rumsfeld’in meşhur olasılıklar sınıflandırmasını biraz değiştirerek söyleyelim: Burada bilinen bilinmezlerden bazılarını sıraladım. Henüz farkında bile olmadığımız bilinmezlerin listesi ise çok daha uzun.
The Economist olarak gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Muhabirlerimiz aylardır Amerika’nın dört bir yanını dolaşarak adaylarla, seçmenlerle, iş dünyasının temsilcileriyle ve siyasi stratejistlerle görüşüyor. Amacımız, Amerikan siyasetinin yarattığı bilgi kirliliği ve karmaşa içinde olup bitenleri anlaşılır kılmak. Önümüzdeki hafta boyunca bu birikimimizi seçim haberlerimize ve analizlerimize taşıyacağız.
Seçim gecesi, ülkenin dört bir yanındaki muhabirlerimiz uygulamamız üzerinden gelişmeleri canlı olarak değerlendirecek. Gündemin gerçekten önemli başlıklarına odaklanan, gereksiz tartışmalardan uzak, kısa ve bağımsız yorumlar sunacağız. Seçimin ardından kapsamlı analizlerimiz de yayımlanacak. Ayrıca perşembe günü The Insider’ın özel yayınında ben, James Bennet, Shashank Joshi ve John Prideaux gelişmeleri değerlendireceğiz.
Amerika’da neler yaşandığını, bunların neden önemli olduğunu ve sonuçlarının dünyayı nasıl etkileyebileceğini birlikte anlamaya çalışacağız. Bize katılmanızı umuyorum.
Sizce Demokratlar salı günü yapılacak ara seçimlerde nasıl bir sonuç alacak?