0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - bülten - Manşet

Trump-Erdoğan Görüşmesi, Yeni Dünya Düzeni ve Küresel Ekonominin Kırılma Noktası.

Trump-Erdoğan Görüşmesi, Yeni Dünya Düzeni ve Küresel Ekonominin Kırılma Noktası.

YENİ PAZARLIK
Artunç Kocabalkan
Mayıs 21, 2026
Paylaş

Sabah Analizi | Dünyanın Yeni Pazarlığı

Borç Çağı, Güç Siyaseti ve Kırılan Küresel Düzen

Bir zamanlar küresel ekonomi üzerine yazmak nispeten kolaydı. Merkez bankaları faizleri ayarlar, ticaret genişler, sermaye gelişmekte olan piyasalara akar ve dünya ekonomisi, krizler dışında, büyük ölçüde entegrasyon yönünde ilerlerdi.

Bugün ise tablo farklı.

2026 itibarıyla piyasalar artık yalnızca enflasyonu, büyümeyi veya Fed’i fiyatlamıyor. Yatırımcılar aynı anda:

  • jeopolitiği,
  • enerji koridorlarını,
  • savunma mimarisini,
  • tedarik zincirlerini,
  • yapay zekâ rekabetini,
  • kamu borçlarını,
  • seçim risklerini
    fiyatlamaya çalışıyor.

Bu yüzden mevcut dönemi yalnızca ekonomik döngü olarak okumak yetersiz kalıyor. Daha büyük bir dönüşüm yaşanıyor:
II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ekonomik ve jeopolitik düzen parçalanıyor.

Financial Times başyazarı Martin Wolf son dönemde bu süreci “kaotik siyasetin taşıdığı kırılgan ekonomik dayanıklılık” olarak tanımlıyor. Ona göre piyasaların sakinliği yanıltıcı olabilir; çünkü ekonomik sistem ile siyasi sistem arasındaki uyum giderek bozuluyor.

ABD Ekonomisi Güçlü Görünüyor. Ama Ne Pahasına?

Küresel piyasaların temel çelişkisi burada başlıyor.

Amerikan ekonomisi hâlâ:

  • güçlü istihdam,
  • yüksek teknoloji yatırımları,
  • yapay zekâ sermaye harcamaları,
  • tüketim dayanıklılığı
    sayesinde büyüyor.

Nasdaq yükseliyor. Yapay zekâ hisseleri rekor kırıyor. Wall Street risk iştahını koruyor.

Ancak bu büyümenin altında giderek daha kırılgan bir yapı oluşuyor:

  • tarihi bütçe açıkları,
  • hızla büyüyen kamu borcu,
  • yüksek faiz yükü,
  • siyasi kutuplaşma,
  • korumacı ticaret politikaları.

Wolf’un uyarısı tam burada önem kazanıyor:
ABD ekonomisi kısa vadede güçlü olabilir; ancak siyasal sistemdeki bozulma ve kurumsal aşınma uzun vadeli finansal güveni zayıflatabilir.

Bu yalnızca teorik bir mesele değil.

Paul Krugman aylardır Trump tarifelerinin sanıldığı gibi “sanayiyi geri getirmediğini”, aksine maliyet enflasyonu ürettiğini savunuyor. Krugman’a göre tarifeler Çin’i cezalandırmaktan çok Amerikan tüketicisini vergilendiriyor.

Daha önemlisi, Washington’un üretim krizinin temel nedenini yanlış okuduğunu düşünüyor:
Sorun yalnızca Çin değil; otomasyon, sermaye yoğun üretim ve teknoloji dönüşümü.

Bu nedenle tarifeler:

  • fiyat baskısı yaratıyor,
  • tedarik zincirlerini pahalılaştırıyor,
  • ancak eski sanayi ekonomisini geri getirmiyor.

Krugman’ın daha derin kaygısı ise finansal.

ABD uzun yıllardır doların rezerv para avantajıyla hareket etti. Ancak:

  • artan kamu borcu,
  • sürekli bütçe açığı,
  • hukuk ve kurumlar üzerindeki baskılar,
  • ticaret savaşlarının finansal sisteme yayılması
    Washington’un küresel kredibilitesini aşındırabilir.

Başka bir ifadeyle:
Amerika hâlâ çok güçlü olabilir. Ama sistem artık eskisi kadar tartışılmaz görünmüyor.

Ray Dalio’nun “Büyük Döngüsü” Gerçekleşiyor mu?

Ray Dalio bu süreci tarihsel perspektiften okuyor.

Dalio’ya göre büyük imparatorlukların ve rezerv para sistemlerinin çöküşü genellikle benzer aşamalar izler:

  1. Borç büyür
  2. İç eşitsizlik artar
  3. Siyasi kutuplaşma sertleşir
  4. Dış rekabet yoğunlaşır
  5. Para sistemi baskılanır
  6. Yeni düzen doğar

Dalio’nun en dikkat çekici argümanı şu:
Bugün yaşananlar olağan bir ekonomik yavaşlama değil; dünya düzeninin yeniden yazılması.

Bu nedenle artık klasik yatırım modeli yeterli değil. Çünkü yatırımcı aynı anda:

  • jeopolitik riski,
  • enerji güvenliğini,
  • teknolojik üstünlüğü,
  • savunma harcamalarını,
  • rezerv para sistemini
    değerlendirmek zorunda.

Bir başka ifadeyle:
Piyasalar bilanço okumaktan çok harita okumaya başladı.

Çin Geri Çekilmiyor, Yeniden Konumlanıyor

Batı’da hâkim anlatı çoğu zaman Trump merkezli ilerliyor. Ancak Pekin tarafında daha uzun vadeli ve sabırlı bir strateji görülüyor.

Çin:

  • kritik maden zincirlerinde,
  • batarya teknolojilerinde,
  • elektrikli araç ekosisteminde,
  • yarı iletken altyapısında,
  • Kuşak-Yol ağında
    pozisyonunu güçlendirmeye devam ediyor.

Washington’un baskısı Çin’i durdurmaktan çok küresel ticareti yeniden yönlendiriyor.

Dünya ticareti küçülmüyor.
Parçalanıyor.

Üretim:

  • Vietnam,
  • Hindistan,
  • Meksika,
  • Körfez,
  • Türkiye
    gibi ara merkezlere kayıyor.

Bu nedenle yeni Soğuk Savaş klasik askeri bloklardan çok:

  • çipler,
  • enerji,
  • veri,
  • yapay zekâ,
  • lojistik,
  • kritik mineraller
    üzerinden ilerliyor.

Trump–Erdoğan Görüşmesi Neden Önemli?

Bu büyük dönüşüm içinde Ankara’nın rolü dikkat çekici biçimde büyüyor.

Recep Tayyip Erdoğan ile Donald Trump arasında olası görüşme yalnızca ikili diplomatik temas değil; yeni güç mimarisinin nasıl şekilleneceğine dair önemli sinyal olabilir.

Çünkü Türkiye bugün aynı anda:

  • NATO üyesi,
  • Rusya ile çalışan,
  • Avrupa’ya enerji taşıyan,
  • Çin ile ticaret yapan,
  • Orta Doğu’da etkili
    bir denge gücü.

Washington açısından Türkiye artık yalnızca bölgesel ortak değil;
Karadeniz,
Doğu Akdeniz,
enerji koridorları,
savunma üretimi
ve Orta Doğu dengesi açısından stratejik merkez.

Olası görüşmenin piyasalar açısından dört önemli sonucu olabilir:

1. Savunma Sanayi Normalleşmesi

F-16 ve F-35 dosyalarında ilerleme:

  • savunma hisseleri,
  • CDS primi,
  • yabancı yatırım algısı
    üzerinde olumlu etki yaratabilir.

2. Enerji Koridorları

İran riski büyürken Türkiye’nin:

  • LNG,
  • doğal gaz depolama,
  • Karadeniz hattı,
  • Doğu Akdeniz geçişleri
    konusunda önemi artıyor.

3. Jeopolitik Prim

Türkiye’nin “denge ülkesi” rolü güçlendikçe:

  • Körfez sermayesi,
  • Batı yatırımları,
  • savunma ortaklıkları
    artabilir.

4. Ancak Yapısal Gerçeklik Değişmiyor

Diplomasi piyasaları kısa vadede rahatlatabilir. Ancak:

  • yüksek enflasyon,
  • rezerv baskısı,
  • küresel faiz ortamı,
  • kırılgan sermaye akımları
    devam ediyor.

Bu nedenle jeopolitik değer artışı tek başına ekonomik dönüşüm anlamına gelmiyor.

Avrupa Sessizce Güç Kaybediyor

Bu dönüşümün en zayıf halkası ise büyük ölçüde Avrupa olabilir.

Avrupa:

  • yüksek enerji maliyetleri,
  • düşük verimlilik,
  • yaşlanan nüfus,
  • Çin rekabeti,
  • savunma harcamalarındaki artış
    nedeniyle baskı altında.

Daha önemlisi:
Trump’ın dönüşü Avrupa’ya şu gerçeği hatırlatıyor:
ABD artık Avrupa’nın otomatik güvenlik garantörü olmayabilir.

Bu nedenle Avrupa aynı anda:

  • savunma harcamalarını artırıyor,
  • bütçe disiplinini gevşetiyor,
  • sanayi sübvansiyonlarını büyütüyor,
  • Çin’e bağımlılığı azaltmaya çalışıyor.

Fakat tüm bunlar büyüme üzerinde yeni baskılar oluşturuyor.

Yeni Dünya Düzeni: Küreselleşmenin Sonrası

Bugünün dünyası artık 1990’ların dünyası değil.

Soğuk Savaş sonrası dönemin temel varsayımları çözüldü:

  • ucuz enerji,
  • sınırsız küreselleşme,
  • düşük faiz,
  • serbest ticaret,
  • Batı merkezli finansal mimari.

Yerine gelen sistem ise daha pahalı, daha parçalı ve daha jeopolitik.

Yeni çağın temel özellikleri:

  • verimlilik yerine güvenlik,
  • küreselleşme yerine bloklaşma,
  • serbest piyasa yerine devlet kapitalizmi,
  • ticaret yerine stratejik ticaret,
  • ekonomik entegrasyon yerine teknolojik egemenlik.

Bu yüzden bugün petrol fiyatı yalnızca arz-talep meselesi değil.
Çip üretimi yalnızca teknoloji hikâyesi değil.
Faiz politikası yalnızca enflasyonla ilgili değil.

Hepsi aynı büyük dönüşümün parçaları.

Ve belki de en kritik soru artık şu:

Piyasalar hâlâ eski dünyanın kurallarıyla mı fiyatlama yapıyor?

Çünkü Martin Wolf’un uyarısı giderek daha anlamlı hale geliyor:
Ekonomik dayanıklılık ile siyasal kırılganlık arasındaki denge sonsuza kadar sürdürülemez.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction