
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in paylaştığı verilere göre, Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık %62 ile son 11 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı dönemde Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi neredeyse tamamen tasfiye edilirken, tasarruf sahiplerinin yeniden klasik TL mevduata yönelmesi dikkat çekiyor.
Bu gelişme, yalnızca bankacılık sektörüne ilişkin bir veri değil; para politikası, enflasyon beklentileri, kur istikrarı ve yabancı yatırımcı algısı açısından da kritik bir dönüm noktası niteliğinde.
Bir dönem 3,4 trilyon TL’yi aşan büyüklüğe ulaşan Kur Korumalı Mevduat sistemi, bugün sembolik seviyelere kadar gerilemiş durumda.
Bu süreçte dikkat çeken nokta, KKM’den çıkan tasarrufların önemli bölümünün yeniden dövize değil, doğrudan TL mevduata yönelmiş olması.
Bu dönüşüm, ekonomi yönetiminin “ters dolarizasyon” stratejisinin önemli ölçüde karşılık bulduğunu gösteriyor.
TL mevduattaki artışın arkasında birkaç temel unsur bulunuyor:
Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, yatırımcıların kısa vadeli kur beklentisinden ziyade TL faiz getirisine odaklanmaya başladığı görülüyor.
TL mevduatın payının yükselmesi bankacılık sektörü açısından da önemli sonuçlar doğuruyor.
Bu nedenle söz konusu veri yalnızca mevduat kompozisyonunu değil, finansal istikrarın genel görünümünü de yansıtıyor.
Uluslararası yatırımcılar yalnızca faiz seviyesine değil, tasarruf sahiplerinin hangi para birimini tercih ettiğine de yakından bakıyor.
Yerli yatırımcının yeniden TL’yi tercih etmeye başlaması;
şeklinde yorumlanıyor.
Nitekim son haftalarda devlet tahvilleri ve Eurobond piyasalarına yönelik yabancı girişlerinin hızlanması da bu tabloyu destekliyor.
Olumlu gelişmelere rağmen önümüzdeki dönemde dikkat edilmesi gereken başlıklar da bulunuyor.
Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, fiyat istikrarının korunması ve yapısal reformların sürdürülmesi, TL’ye olan güvenin kalıcı hale gelmesi açısından belirleyici olacak.
Ayrıca küresel faiz politikaları, jeopolitik riskler ve uluslararası sermaye akımları da bu süreci etkilemeye devam edecek.
Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının son 11 yılın en yüksek seviyesine ulaşması, ekonomi yönetiminin ters dolarizasyon hedefi açısından önemli bir kilometre taşı niteliğinde. KKM’nin büyük ölçüde sistemden çıkması, TL mevduatın yeniden güç kazanması ve yabancı sermaye girişlerinin artması birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye finansal sisteminde daha dengeli bir yapıya geçişin işaretleri görülüyor.
Ancak bu kazanımların kalıcı olabilmesi, dezenflasyon sürecinin devam etmesine, mali disiplinin korunmasına ve yatırımcı güvenini destekleyecek yapısal reformların sürdürülmesine bağlı olacak.