0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Manşet - Dünya

Stratejik Takas : S400 Adımı CAATSA’yı Bitirebilir mi?

Ahmet Kasım Han’a göre S400 meselesi askeri olduğu kadar siyasi bir dosya ve Washington’la ilişkilerin kilidini açabilecek bir başlık. “Bir S400 bataryasıyla ağır ve yüksek teknolojili bir saldırıya k...
Hülya Kocaer
Mart 3, 2026
Paylaş

Ahmet Kasım Han’a göre S400 meselesi askeri olduğu kadar siyasi bir dosya ve Washington’la ilişkilerin kilidini açabilecek bir başlık.
“Bir S400 bataryasıyla ağır ve yüksek teknolojili bir saldırıya karşı koymak düşünülemez” diyerek sistemin stratejik değerini sorguladı.
Türkiye’nin finansman ihtiyacı ve yabancı sermaye akışı açısından ABD ile ilişkilerin belirleyici olacağını vurguladı.

Ahmet Kasım Han ile Artunç Kocabalkan’ın YouTube yayınında yaptığı değerlendirmeler, S400 dosyasının yalnızca savunma politikası değil, doğrudan ekonomi ve sermaye akışı meselesi haline geldiğini ortaya koydu. Özellikle F35 programına dönüş ihtimali ve Washington’la ilişkilerin yeniden tanımlanması bağlamında yapılan analizler dikkat çekti.

Han, S400’lerin askeri kapasitesi üzerinden yürütülen tartışmalara net bir çerçeve çizdi. “Savunma entegre bir hikayedir” diyen Han, tek bir S400 bataryasının stratejik caydırıcılık sağlamayacağını belirterek şu ifadeyi kullandı: “Bir S400 bataryasıyla ağır ve yüksek teknolojili bir saldırıya karşı koymak düşünülemez.” Bu değerlendirme, sistemin askeri gerekliliğinden ziyade siyasi sonuçlarına odaklanılması gerektiği mesajını içeriyor.

S400’lerin İsrail’e karşı alındığı yönündeki yorumlara da mesafeli yaklaşan Han, Türkiye’nin zaten entegre bir savunma kapasitesine sahip olduğunu, tekil bir sistemin denge değiştirici rol üstlenemeyeceğini ima etti. Bu noktada mesele askeri teknikten çok diplomatik maliyet olarak tanımlandı.

Han’a göre asıl kritik başlık, S400’ler üzerinden Washington’la ilişkilerin yeniden yapılandırılması. “S400’lerle ilgili bu olasılık var. Kolay değil. Siyasi bir maliyeti var. Getirisinin daha yüksek olduğuna ikna olması lazım karar alıcıların” sözleri, Ankara’nın bir takas hesabı yaptığını gösteriyor. Ancak Han, bunun tek başına yeterli olmayacağını da vurguladı: “S400’leri de verip arkasından ‘tamam yaptık hadi’ değil; bunu koordineli götürmek lazım.”

Bu vurgu, pazarlık gücünün korunmasına işaret ediyor. Han’a göre böyle bir adım, Beyaz Saray nezdinde “kutsanma” sağlayabilir; fakat küresel fon akışını otomatik olarak tetiklemez. Gerçek para, makro göstergelere bakar. Burada devreye ekonomi politikası giriyor.

Yayın boyunca Türkiye’ye yabancı sermaye girişinin sınırlı kalması tartışıldı. Han, Türkiye’de klasik anlamda reel faiz bulunduğu tezine katılmadığını belirterek, yatırımcı perspektifinden bakılması gerektiğini söyledi. Ona göre mesele fırsat maliyeti değil; risk primi, enflasyon beklentisi ve politika sürekliliği. “Fundamental göstergeler birilerinin buraya para sokmasını meşru kılacak düzeyde olumlu değil” tespiti, dış yatırımcı algısına yönelik net bir uyarı niteliğinde.

ABD siyasi kültürüne ilişkin yaptığı analiz de dikkat çekiciydi. Han, Avrupalı aktörlerin müzakere yaklaşımı ile Amerikalıların güven modeli arasında fark olduğunu belirtti; Amerikalıların “100 puanla başlatıp bir anda sıfıra düşüren” bir güven dinamiğine sahip olduğunu söyledi. Bu çerçevede Türkiye-ABD ilişkilerinde güven kırılmasının maliyetinin yüksek olabileceğine işaret etti.

Jeopolitik cephede ise Han, Türkiye’nin çevresindeki potansiyel normalleşme senaryolarına dikkat çekti. İran’da kontrollü bir değişim, Suriye’de istikrar ve Ukrayna savaşının sona ermesi halinde, yaptırım rejimlerinin gevşeyebileceğini ve bunun trilyon dolarlık ticaret hacimleri yaratabileceğini ifade etti. Bu pastadan pay almak için Washington’la ilişkilerin sağlıklı olması gerektiğini açıkça dile getirdi.

Sonuç olarak Han’ın çerçevesi net: S400 dosyası askeri bir sistemden çok diplomatik kaldıraç. Ancak bu kaldıraç tek başına sermaye akışı yaratmaz. ABD ile ilişkilerde stratejik bir yeniden konumlanma, makro politikada tutarlılık ve güven inşası ile birlikte yürütülmediği sürece finansman kapıları tam açılmaz. Ankara’nın önündeki denklem, savunma tercihi ile ekonomik kırılganlık arasında kurulacak dengeye bağlı.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction