
Jeopolitik risk algısındaki yumuşama, emtia tarafında sert bir “risk-on” dalgası yarattı; özellikle metaller yılbaşından bu yana güçlü ayrıştı.
Gelişen piyasalar cephesinde Türkiye, Brezilya ve Güney Kore öne çıkarken sermaye akımlarının yönü netleşmeye başladı.
Emtia fiyatlarındaki ivme, BIST ve gelişen ülke borsaları için sektör bazlı fırsat–risk dengesini yeniden tanımlıyor.
Küresel piyasalarda jeopolitik tansiyonun doğrudan bir çatışmaya evrilmemesi, yatırımcı davranışında belirgin bir kırılma yarattı. “Güvenli liman” refleksinden çıkış, özellikle emtia kompleksinde agresif bir risk-on fiyatlamasını beraberinde getirdi. Yılbaşından bu yana veriler, bu hareketin spekülatif değil, yaygın ve senkronize olduğuna işaret ediyor.
Paylaşılan emtia grafiği, lityum (%45) ve doğal gaz (%43) başta olmak üzere metal ve enerji grubunda sert yükselişleri ortaya koyuyor. Kalay, gümüş, platin ve paladyum gibi sanayi ve yarı değerli metaller çift haneli artışlarla ayrışırken, altın daha sınırlı ama istikrarlı bir yükseliş sergiliyor. Bu tablo, klasik “sadece güvenli liman” anlatısından çıkıldığını; büyüme ve sanayi temalı emtia talebinin yeniden öne geçtiğini gösteriyor.

Aynı risk-on dalgası, gelişen piyasa ETF performanslarına da net şekilde yansımış durumda. Güney Kore, Brezilya, Şili ve Türkiye yılbaşından bu yana en güçlü getirileri sağlayan piyasalar arasında yer alıyor. Türkiye’nin üst sıralarda konumlanması, küresel fonların yüksek beta arayışında yeniden BIST’i radarına aldığını gösteriyor. Buna karşılık bazı Asya ve Afrika ülkelerinde getirilerin sınırlı kalması, risk iştahının seçici ilerlediğine işaret ediyor.

Bu çerçevede tablo net: emtia fiyatlarındaki ivme, sanayi, madencilik, metal işleme ve enerji bağlantılı şirketleri küresel ölçekte desteklerken; gelişen piyasalarda sermaye akışı, makro kırılganlıklardan çok fiyatlama potansiyeline odaklanıyor. Risk-on rejiminin devamı halinde, bu eğilimin BIST’te de sektör bazlı ayrışmayı hızlandırması bekleniyor.
