
Petrol piyasası uzun süredir tek bir soruya kilitlenmiş durumda:
Hürmüz’de ne olacak?
Ama hafta sonuna girerken gelen haberler gösteriyor ki artık soru bu kadar basit değil.
Petrolün jeopolitik risk haritası genişliyor.
Bir tarafta İran ve Hürmüz.
Bir tarafta Suudi Arabistan ve Babülmendep.
Bir tarafta Rusya’nın rafinerileri.
Ve üçünde de aynı anda tansiyon yükseliyor.
Husiler, Riyad’daki bir Saudi Aramco tesisini balistik füzeler ve dronlarla hedef aldıklarını açıkladı. Reuters’ın bir görgü tanığı tesis yakınında büyük miktarda duman ve ateş gördüğünü bildiriyor. Suudi makamları ve Aramco ise Reuters haberinin yayımlandığı sırada saldırıyı doğrulamamıştı. Reuters
Bu ayrım önemli.
Henüz “Aramco tesisi kesin vuruldu” diyemeyiz.
Ama şunu söyleyebiliriz:
Suudi enerji altyapısı yeniden savaşın hedefleri arasına girdi.
Üstelik olay tek başına değil. Reuters’a göre Suudi Arabistan, Husilerin Babülmendep çevresindeki kontrolünü kırmaya yönelik yeni bir askeri harekât hazırlıyor. Operasyon Yemenli güçler üzerinden yürütülebilir ve Suudi hava desteği ile Amerikan istihbarat desteğini içerebilir. Reuters
Yani Kızıldeniz cephesi yeniden açılıyor.
Zelenskiy’in Reuters’a verdiği mesaj bundan daha açık olamaz:
Ukrayna, Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını artıracak.
Kyiv bunu Rusya’nın Ukrayna kentlerine ve altyapısına yönelik yoğunlaşan hava saldırılarına cevap olarak görüyor. Reuters
Burada petrol açısından kritik nokta ham petrol üretiminden farklı.
Rafineri vurulduğunda sorun petrolün yeraltından çıkarılması değil, petrolün benzin, dizel ve diğer ürünlere dönüştürülmesidir.
Dolayısıyla Brent sakin kalsa bile ürün piyasalarında sıkışma oluşabilir.
Trump yönetiminin Ukrayna’nın petrol altyapısını hedef almasına karşı çıkmasının nedenlerinden biri de tam olarak bu: küresel yakıt fiyatlarının yükselme riski. Reuters
Ve bütün bunlar İran dosyası kapanmışken yaşanmıyor.
Tam tersine.
Reuters, 1 Ekim’de ABD’nin Ortadoğu’ya daha fazla asker ve uçak gemisi göndereceği haberlerinin petrol fiyatlarını yukarı ittiğini bildirdi. Brent o gün 102 doların üzerine çıktı. Reuters
Reuters’ın 3 Ekim tarihli haberinde de USS George Washington’ın İran’la devam eden çatışma ortamında Hürmüz yakınındaki Amerikan operasyonlarının merkezinde olduğu görülüyor. Reuters
Dolayısıyla petrolü artık tek bir boğaz üzerinden okumak hata olur.
Hürmüz → ham petrol akışı
Babülmendep → deniz taşımacılığı ve Suudi altyapısı
Rusya → rafineri kapasitesi ve petrol ürünleri
Üç ayrı risk aynı fiyatlama mekanizmasına bağlanıyor.
Petrolde bundan sonraki hareketi yalnızca “arz-talep dengesi ne?” diye açıklamaya çalışırsak resmin yarısını kaçırırız.
Çünkü jeopolitik risk primi artık tek noktada yoğunlaşmıyor.
Dağılıyor.
Bu önemli.
Tek bir cephede ateşkes sağlanması petrolü rahatlatabilir.
Ama üç ayrı bölgede enerji altyapısı ve taşıma yolları aynı anda risk altındaysa, bir cephedeki sakinleşmenin diğer cephedeki tırmanışı telafi etmesi gerekiyor.
Benim petrolde yeni perde dediğim şey tam olarak bu.
Petrolün fiyatını artık sadece kaç varil üretildiği değil, o varilin nereden geçeceği, nerede işleneceği ve hangi altyapının ayakta kalacağı da belirliyor.
Ve bu yalnızca petrol hikâyesi değil.
Petrol kalıcı biçimde yüksek kalırsa tahvil faizlerinden enflasyona, Fed’den doların yönüne, şirket marjlarından Nasdaq’a kadar bütün piyasa denklemi yeniden değişir.