
ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Rus petrolü ve türev ürünlerine yönelik yaptırım muafiyetini 16 Mayıs 2026’ya kadar uzattı. Resmî belgeye göre, Rus menşeli petrolün taşınması ve teslimine ilişkin işlemler bu tarihe kadar serbest bırakıldı. Bu karar, küresel arz şokunun derinleştiği bir dönemde piyasaya likidite sağlama hamlesi olarak okunuyor. Ancak kısa vadede Rusya’nın gelirlerini destekleyen bu esneklik, yaptırımların etkinliği konusunda soru işaretlerini artırıyor. Enerji piyasasında arz güvenliği ile jeopolitik baskı arasında kurulan bu denge, fiyat oynaklığını kalıcı hale getiriyor.
Financial Times’a göre, Rusya ekonomisi artan petrol gelirlerine rağmen yapısal zayıflık sinyalleri veriyor. Vladimir Putin’in de kabul ettiği üzere ekonomik performans beklentilerin altında kalırken, Orta Doğu kaynaklı fiyat artışı günlük yaklaşık 150 milyon dolarlık ek gelir sağladı. Buna karşın bu gelir artışının geçici olduğu ve bütçe dengesinin korunabilmesi için petrolün uzun süre 100 dolar üzerinde kalması gerektiği vurgulanıyor. 2026’nın ilk iki ayında %1,8 daralan ekonomi, sanayi ve inşaatta düşüşle birlikte sivil tarafta ciddi bir yavaşlama yaşıyor. %15 faiz ve resmi %5,86 enflasyona rağmen gerçek fiyat baskısının daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Savunma harcamaları büyümeyi ayakta tutsa da sistemin “ödünç zamanla” ilerlediği ve finansal kırılganlıkların arttığı ifade ediliyor.
The Wall Street Journal, İran krizi sonrası enerji şirketlerinin yatırımlarını Orta Doğu dışına kaydırdığını aktarıyor. ExxonMobil’in Nijerya açıklarına 24 milyar dolarlık yatırım planı, Chevron’un Venezuela hamlesi ve TotalEnergies’in Türkiye anlaşması bu stratejik dönüşümün örnekleri arasında. Küresel ölçekte yaklaşık 120 milyar dolarlık yeni değer yaratması beklenen projeler, arz güvenliği riskine karşı coğrafi çeşitlendirme hedefi taşıyor. Petrol fiyatlarının 60 dolardan 88 dolar bandına yükselmesi şirketlere nakit akışı sağlarken, aynı zamanda operasyonel riskleri de artırdı. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki daralma küresel arzın %20’sini etkileyerek piyasada kalıcı stres yarattı. Bu tablo, enerji yatırımlarında “yüksek fiyat–yüksek risk” dengesini yeniden tanımlıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin yeniden tırmanmasıyla petrol fiyatları %5 yükselirken, metaller tarafında gevşeme dikkat çekti. Ons altın teknik olarak süpertrend direncine takılmaya devam ederken, bu seviyenin 4.900 dolar civarında konumlandığı görülüyor. Bu durum, altının jeopolitik risklere rağmen kısa vadede momentum kaybı yaşadığını gösteriyor. Petrol tarafında ise arz şoklarının fiyatlanması çok daha agresif gerçekleşiyor. Enerji fiyatlarının enflasyon kanalıyla yeniden baskı yaratma ihtimali, merkez bankalarının hareket alanını daraltıyor. Bu ayrışma, emtia piyasasında “enerji liderliğinde ralli” temasını güçlendiriyor.
The New York Times’a göre, Suriyeli milyarder Khayyat ailesi ABD yaptırımlarının kaldırılması sürecinde aktif lobi faaliyetleri yürüttü. 12 milyar doları aşan yeniden inşa projeleri, yaptırımların kaldırılmasına doğrudan bağlanırken, Trump bağlantılı iş projeleri sürecin kritik parçası haline geldi. Jared Kushner ve Ivanka Trump ile yürütülen temaslar, iş ve diplomasi arasındaki sınırların bulanıklaştığını gösteriyor. Kongre sürecinde kampanya bağışları ve doğrudan temaslar belirleyici olurken, yaptırımların kaldırılması yaklaşık 1 trilyon dolarlık savunma bütçesi yasası içine entegre edildi. Bu gelişme, küresel ölçekte “ekonomik lobi + jeopolitik karar” modelinin güçlendiğine işaret ediyor.
WSJ’ye göre Birleşik Arap Emirlikleri, İran savaşı kaynaklı riskler nedeniyle ABD ile swap hattı benzeri bir finansal destek mekanizmasını görüşüyor. Hürmüz üzerinden ihracatın sekteye uğraması, ülkenin döviz gelirlerini baskılarken, sermaye çıkışı riski artıyor. Yaklaşık 270 milyar dolarlık rezerve rağmen uzun süreli kriz senaryosu, likidite ihtiyacını gündeme getiriyor. Swap hattı ihtimalinin düşük olduğu belirtilse de alternatif mekanizmalar tartışılıyor. Kritik nokta ise BAE’nin yuan gibi alternatif para birimleriyle enerji ticareti opsiyonunu değerlendirmesi. Bu adım, doların enerji piyasasındaki hakimiyetine yönelik yapısal bir risk oluşturabilir.
Avrupa cephesinde ise Almanya, ekonomik durgunluğa karşı sanayi modelini köklü şekilde değiştiriyor. Otomotiv sektöründeki sert daralma ve on binlerce iş kaybı, üretim hatlarının savunma sanayine kaydırılmasına yol açtı. Yaklaşık 1 trilyon euroluk savunma finansmanı ile Almanya’nın Avrupa’nın askeri üretim merkezi olma hedefi netleşiyor. Mercedes, Volkswagen ve Porsche gibi devlerde kârların sert düşmesi, dönüşümün zorunluluğunu ortaya koyuyor. Bu değişim, Avrupa ekonomisinin sivil üretimden güvenlik odaklı modele kaydığını gösteriyor. Sonuç olarak, küresel ekonomi giderek daha fazla “jeopolitik ekonomi” ekseninde yeniden şekilleniyor.
Küresel Piyasalarda Ayrışma: Petrolde Yükseliş, Metallerde Satış Baskısı
Küresel piyasalarda günün ana teması net: enerji tarafı yukarı, metaller ve hisse senetleri baskı altında. Jeopolitik risklerin yeniden fiyatlanmasıyla petrol yükselirken, risk iştahı genel olarak zayıflıyor.
ABD Piyasaları: Riskten Kaçış Sinyali Güçleniyor
ABD vadeli endekslerinde satışlar öne çıkıyor. S&P 500 vadeli kontratları 7.095 seviyesinde %0,50 düşüşle işlem görürken, Nasdaq 26.562 seviyesinde yine %0,50 geriliyor. Küçük ölçekli hisseleri temsil eden Russell endeksinde kayıp %0,80’e ulaşmış durumda. Volatilite göstergesi VIX ise %1,60 artışla 20,71 seviyesine çıkarak piyasalarda temkinli duruşun arttığını teyit ediyor.
Emtia: Petrol Ayrışıyor, Metaller Baskı Altında
Emtia cephesinde belirgin bir ayrışma var. Brent petrol fiyatı %3’e yaklaşan yükselişle 91 dolar civarında işlem görerek jeopolitik riskleri fiyatlamaya devam ediyor. Buna karşılık değerli ve baz metallerde satış baskısı dikkat çekiyor. Altın %0,60 düşüşle 4.806 dolara, gümüş %1,40 gerileyerek 79,60 seviyesine çekildi. Bakır da %0,60 düşüşle 6.090 dolara gerilerken, platin ve paladyumda da benzer şekilde aşağı yönlü hareketler izleniyor. Genel resim, enerji dışı emtialarda zayıflamaya işaret ediyor.
Kripto: Riskten Ayrışan Pozitif Görünüm
Kripto varlıklarda ise pozitif bir tablo öne çıkıyor. Bitcoin %2 yükselişle 75.350 dolar seviyesine ulaşırken, Ethereum %2,20 artışla 2.313 dolar civarında işlem görüyor. Geleneksel piyasalardaki satışa rağmen kriptoda alıcılı seyir, alternatif varlık arayışının sürdüğünü gösteriyor.
Asya Piyasaları: Nikkei Hariç Pozitif Kapanış
Asya tarafında genel görünüm pozitif. Nikkei endeksi dışında bölge borsaları günü artıda tamamladı. Hang Seng %0,77 yükselişle 26.361 seviyesine çıkarken, diğer bölgesel endekslerde de yatay-pozitif kapanışlar görüldü. ABD vadeli piyasalarındaki zayıflığa rağmen Asya’nın dirençli kalması dikkat çekiyor.
Avrupa: Satış Baskısı Öne Çıkıyor
Avrupa borsalarında ise negatif bir seyir hakim. DAX endeksi %1 düşüşle 24.381 seviyesine gerilerken, FTSE 100’de kayıplar %1’e yaklaşıyor ve endeks 10.598 seviyesinde. CAC 40 tarafında da %0,80’lik düşüşle 8.346 seviyesi görülüyor. Avrupa’da risk iştahı zayıf ve satışlar genele yayılmış durumda.
Döviz: Euro/Dolar Yatay Seyirde
Parite tarafında euro/dolar 1,17 seviyesinde yatay bir görünüm sergiliyor. Dolar endeksinde belirgin bir hareket olmaması, piyasaların yön arayışında olduğunu gösteriyor.
Genel çerçevede piyasalar, “enerji kaynaklı yukarı yönlü baskı – finansal varlıklarda temkinli satış” ikiliği içinde hareket ediyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon beklentilerini yeniden gündeme taşırken, bu durum hisse senetleri ve metaller üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.