
Son birkaç ayın ana teması netti:
Ancak Kevin Warsh’ın Fed başkanlığı koltuğuna oturduğu ilk toplantı sonrasında piyasa anlatısı ciddi biçimde değişmeye başladı.
Fed faizleri değiştirmedi.
Fakat piyasaların duyduğu şey faiz kararı değil, verilen mesajdı.
Warsh liderliğindeki Fed artık enflasyonu yeniden birinci öncelik olarak görüyor ve vadeli piyasalarda Ekim ayına kadar faiz artışı ihtimali büyük ölçüde fiyatlanmaya başladı. ABD 2 yıllık tahvil faizleri sert yükselirken dolar küresel çapta güç kazandı.
Financial Times’ın dikkat çektiği gibi son haftalarda Brezilya reali, Norveç kronu, Güney Kore wonu ve Avustralya doları gibi yüksek getirili para birimlerinde belirgin satışlar görüldü.
4
Bu sabah piyasaların en kritik grafiği Nasdaq değil.
Altın da değil.
USDJPY.
Barchart’ın paylaştığı uzun vadeli grafikte Japon yeni dolar karşısında son 40 yılın en zayıf seviyelerine yaklaşıyor.
Daha da dikkat çekici olan ise bunun Japonya Merkez Bankası’nın faizi %1’e çıkarmasına rağmen yaşanması. Bu oran Japonya’da 1995’ten beri görülen en yüksek politika faizi.
Normal şartlarda faiz artışı para birimini güçlendirir.
Ancak bugün piyasa başka bir şey söylüyor:
ABD faizleri Japon faizlerinden çok daha hızlı yükseliyor.
Yatırımcılar hâlâ dolar taşımayı tercih ediyor.
Bu nedenle Japonya’nın faiz artırımları yeni toparlamaya yetmiyor.
Son iki yıldır dünyanın en popüler işlemlerinden biri şuydu:
Yani düşük faizli Japon parasını kullanarak yüksek getirili varlıklara yatırım yapmak.
Şimdi Fed’in yeniden şahinleşmesi bu mekanizmayı farklı bir noktaya taşıyor.
Artık yatırımcıların önemli kısmı:
“Daha yüksek ABD faizi varsa neden Brezilya, Norveç veya gelişen piyasalarda risk alayım?”
sorusunu sormaya başladı.
İşte son haftalarda görülen para birimi hareketlerinin arkasındaki temel neden bu.
İlk bakışta evet.
Güçlü dolar ve yükselen reel faizler tarihsel olarak altın için negatif.
Ancak tablo o kadar basit değil.
Çünkü:
Bu nedenle altın üzerinde iki karşıt güç oluşmuş durumda:
Önümüzdeki haftalarda hangi tarafın ağır basacağını ABD tahvil faizleri belirleyecek.
Warsh sonrası piyasalarda yaşanan ilk tepki teknoloji hisselerinde oldu.
Çünkü yüksek faiz ortamı en çok uzun vadeli büyüme beklentisiyle fiyatlanan şirketleri etkiliyor.
Ancak burada HSBC gibi kurumlar farklı düşünüyor.
Kurumun değerlendirmesine göre yapay zekâ yatırımları, güçlü bilançolar ve tüketici harcamaları hisse piyasalarına destek vermeye devam ediyor.
Yani piyasa şu anda iki farklı hikâyeyi aynı anda fiyatlıyor:
Bu ikisinin savaşı 2026’nın ikinci yarısının ana hikâyesi olabilir.
Warsh’ın ilk toplantısı Fed’in yönünü değiştirdi.
Bu değişim henüz tam fiyatlanmış değil.
Piyasa aylardır:
senaryosuna alışmıştı.
Şimdi masaya yeni bir senaryo geliyor:
Eğer USDJPY 160-162 bölgesi üzerinde kalıcı olursa Japonya’dan yeni müdahale haberleri gelmesi sürpriz olmaz.
Ve eğer Fed gerçekten Ekim’e doğru faiz artışına giderse, bugün yalnızca döviz piyasasında gördüğümüz hareketler sonbaharda hisse senedi ve emtia piyasalarına da yayılabilir.