0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - Manşet - Swan Özel Yayın

Kazanmanın Yolu: Doğru Portföy

Küresel jeopolitik risklerin gölgesinde şekillenen piyasa dinamikleri, yatırım stratejilerinde yeni bir faza işaret ediyor. Artunç Kocabalkan ile Hakan Avcı arasında gerçekleşen değerlendirmede, uzun ...
Artunç Kocabalkan
Nisan 11, 2026
Paylaş
  • Nakit ve risksiz pozisyon dönemi sona eriyor, portföylerde risk artırımı öne çıkıyor
  • Hisse senetleri ve altın, enflasyon ve TL riski karşısında iki temel araç olarak öne çıkıyor
  • Döviz yerine altın, düşük riskli dolar varlıkları yerine Eurobond ve fonlara geçiş öneriliyor.

Küresel jeopolitik risklerin gölgesinde şekillenen piyasa dinamikleri, yatırım stratejilerinde yeni bir faza işaret ediyor. Artunç Kocabalkan ile Hakan Avcı arasında gerçekleşen değerlendirmede, uzun süredir tercih edilen “nakitte kalma” yaklaşımının artık geride bırakıldığı vurgulandı.

Konuşmanın açılışında Kocabalkan, yatırımcı psikolojisindeki kırılmayı net bir ifadeyle ortaya koydu: “Şimdi nakitte durmak, likitte durmak, risksiz durmak… onu kenara koyduk. Şimdi geldik biraz risk alacağız” .

Bu çerçevede tartışmanın ana ekseni, riskin hangi varlık sınıfında alınacağı sorusu oldu. Kocabalkan, döviz bazlı yatırım tercih edenler için altın, Eurobond ve yabancı hisseleri işaret ederken; TL bazlı risk almak isteyen yatırımcılar için doğrudan Borsa İstanbul’u öne çıkardı.

Borsa: Enflasyona Karşı “Görünmeyen Kalkan”

İkilinin değerlendirmesinde en dikkat çekici başlıklardan biri, BIST’in enflasyon karşısındaki rolü oldu. Kocabalkan, Türkiye’de hisse senetlerinin özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde yatırımcıyı koruyabildiğini vurgulayarak, “Enflasyonun kontrolden çıktığı dönemlerde hisse senetlerinin ne kadar koruyucu olduğunu 2021’de gördük” ifadelerini kullandı.

Bankacılık sektörü ise bu yeni fazda ayrı bir parantezle ele alındı. Toparlanma potansiyeli ve faiz dinamikleri nedeniyle bankacılık hisselerinin öne çıkabileceği belirtilirken, yabancı yatırımcı girişinin de yeniden başlayabileceği beklentisi dile getirildi.

Buna rağmen aşağı yönlü riskler tamamen dışlanmış değil. Kocabalkan, olası bir negatif senaryoda BIST’in 12.000 seviyelerine doğru geri çekilebileceğini ifade etse de, genel çerçevede hisse senetlerinin hâlâ “tavsiye edilen” varlık sınıflarının başında geldiğini vurguladı.

Altın: Yeni Bir Rejim, Yeni Fiyatlama

Altın tarafında ise klasik güvenli liman anlatısının ötesine geçen daha kompleks bir yapı tarif edildi. Jeopolitik risklere rağmen altının zaman zaman satış yemesi, merkez bankalarının faiz ve rezerv politikalarıyla ilişkilendirildi.

Kocabalkan bu değişimi “Altın artık farklı davranmaya başladı” sözleriyle özetlerken, fiyat hareketlerinin klasik kriz reflekslerinden ayrıştığını belirtti.

Buna rağmen orta vadeli yön yukarı. 2026’nın dalgalı geçebileceği ancak yıl kapanışının daha yüksek seviyelerde olmasının beklendiği ifade edilirken, 4.000 dolar seviyelerine olası geri çekilmelerin “alım fırsatı” yaratabileceği dile getirildi.

Özellikle TL bazlı yatırımcı için altın, kur riskine karşı doğal bir hedge aracı olarak konumlandırılıyor. Kocabalkan bu noktada net bir tercih önerisi yaptı: “İlle de döviz alacağım diyorsan, altın al” .

TL Güveni ve Merkez Bankası Vurgusu

Konuşmada dikkat çeken bir diğer unsur, Türk lirasına yönelik görece daha pozitif ton oldu. Avcı ve Kocabalkan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mevcut politika setiyle TL üzerindeki kontrolü sürdürebileceği görüşünde birleşti.

Rezervlerde geçmiş döneme göre daha sınırlı bir bozulma olduğuna dikkat çekilirken, “Merkez Bankası burada TL’nin kontrolünü sağlayacaktır” değerlendirmesi öne çıktı.

Bu çerçevede, yatırımcılara TL varlıkları tamamen terk etmeme uyarısı yapıldı. Dolar bazlı düşünen yatırımcıların dahi portföylerinin belirli bir bölümünü TL varlıklarda tutması gerektiği ifade edildi.

Dolar Tarafında Yeni Strateji: Daha Fazla Risk

Döviz tarafında ise düşük getirili, defansif pozisyonlardan çıkış önerisi dikkat çekti. Özellikle dolar mevduat veya düşük riskli fonlarda kalan yatırımcıların, daha yüksek getirili Eurobond ve aktif yönetilen fonlara yönelmesi gerektiği vurgulandı.

Bu yaklaşım, genel stratejinin temelini oluşturuyor: risk tamamen terk edilmiyor, ancak daha aktif ve seçici şekilde yeniden dağıtılıyor.

Genel Çerçeve: Kontrollü Risk Dönemi

Konuşmanın sonunda verilen mesaj ise net: piyasa artık “tamamen güvenli liman” dönemi değil, ancak kontrolsüz risk alma dönemi de değil.

Kocabalkan’ın ifadeleri bu dengeyi özetliyor: “Herkesin bir planı vardır ama piyasa %10 daha düşünce o plan değişir. O yüzden herkes kendi riskini taşıyabileceği kadar alsın.”

Yeni dönemde yatırım stratejisi, iki ana eksende şekilleniyor:
hisse senedi + altın ile risk artırımı,
dolar tarafında ise daha yüksek getirili araçlara geçiş.

Bu çerçevede piyasalar, jeopolitik belirsizliklerin ortasında bile yeni bir “kontrollü risk alma” fazına girmiş durumda.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction

Günlük Yayınlara Erişin

Dr.Artunç Kocabalkan ile her gün yayınlanan piyasa yorumlarına tek günlük erişim satın alabilirsiniz. Karar anlarında ihtiyacınız olan bilgiye hızlıca ulaşın, günü kaçırmayın.
Günlük Erişim Satın Al