
2003 referandumunda halkın %56’sı Euro’ya “hayır” demişti
İsveç kronu dolar karşısında euroya kıyasla daha volatil
Jeopolitik riskler Stockholm’ü yeniden düşünmeye itiyor

1995’te Avrupa Birliği’ne katılan İsveç, 2003’te yapılan referandumda halkın %56’sının karşı çıkması nedeniyle Euro Bölgesi’ne geçmemişti. O dönemde güçlü kamu maliyesi ve bağımsız para politikası avantaj olarak görülüyordu. Ancak küresel dengeler değişti.
Bloomberg’in analizine göre, artan jeopolitik belirsizlikler ve ABD–Çin rekabetinin sertleşmesi, küçük ve açık ekonomileri daha kırılgan hale getiriyor. İsveç kronu, özellikle ABD doları karşısında euroya kıyasla daha yüksek volatilite gösterdi. Grafikler, kronun dolar karşısında daha sert dalgalandığını ortaya koyuyor.

Makro tablo şu:
Küresel risk arttıkça yatırımcı büyük para birimlerine yöneliyor
Küçük para birimleri likidite dezavantajı yaşıyor
Jeopolitik kutuplaşma, para politikası bağımsızlığının maliyetini artırıyor
İsveç ekonomisi güçlü sanayi altyapısına ve disiplinli mali yapıya sahip olsa da kronun son yıllardaki değer kaybı, enflasyon dinamiklerini ve ithalat maliyetlerini zorladı. Bu durum Euro Bölgesi’ne katılım tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Euro’ya geçişin avantajları:
• Daha düşük kur oynaklığı
• Avrupa finans sistemine tam entegrasyon
• Sermaye akımlarında güven artışı
Ancak riskler de var:
• Para politikası bağımsızlığının kaybı
• Avrupa Merkez Bankası kararlarına tam uyum
• Asimetrik şoklara karşı esneklik kaybı
Asıl soru şu: İsveç bir “egemenlik tercihi” mi yapacak, yoksa “istikrar tercihi” mi?
Küresel sistem parçalanırken küçük ekonomiler için denge politikası daha zor hale geliyor. ABD dolarının güçlendiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda kron gibi para birimleri baskı altında kalabiliyor.
Sonuç net:
Euro tartışması İsveç için sadece bir para birimi tercihi değil; yeni dünya düzeninde konumlanma kararı. Küresel belirsizlikler arttıkça küçük ekonomiler için “tek başına kalmak” daha maliyetli hale geliyor.