0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

İsrail seçimlerinde Netanyahu çıkmazı: Çoğunluğu kaybetti ama iktidarı bırakmayabilir

Binyamin Netanyahu, 28 Ekim’in ilk saatlerinde sahneye çıktığında parlamentodaki çoğunluğunu büyük olasılıkla kaybettiğini biliyordu. Buna rağmen Netanyahu ve Likud Partisi destekçileri sevinç i...
Hülya Kocaer
Kasım 1, 2026
Paylaş

Binyamin Netanyahu, 28 Ekim’in ilk saatlerinde sahneye çıktığında parlamentodaki çoğunluğunu büyük olasılıkla kaybettiğini biliyordu. Buna rağmen Netanyahu ve Likud Partisi destekçileri sevinç içindeydi. Likud bazı sandalyelerini kaybetmiş olsa da İsrail’in en büyük partisi olmayı sürdürüyordu. Seçmenler, 7 Ekim 2023 katliamlarına zemin hazırlayan başarısızlıkları ve hükümetin kutuplaştırıcı politikaları nedeniyle koalisyonu cezalandırmıştı. Ancak seçim yenilgisi, kamuoyu yoklamalarının büyük bölümünde öngörülen ölçüde ağır olmadı. Daha da önemlisi, Likud çevreleri muhalefetin parlamentoda mutlak çoğunluğu elde etmesine rağmen kendi yerlerine geçecek bir koalisyon kuramayacağını düşünüyor. Muhtemelen haklılar.

Oyların yüzde 90’ından fazlası sayıldığında Netanyahu koalisyonu, İsrail parlamentosu Knesset’teki 120 sandalyenin 53’ünü kazanmıştı. The Economist baskıya girdiğinde sayımı süren kesin sonuçların tabloyu önemli ölçüde değiştirmesi beklenmiyordu. Başbakanın yeni bir hükümet kurmak için gerekli sandalye sayısına ulaşması mümkün görünmüyordu.

İsrail muhalefeti ise iki ayrı bloktan oluşuyor. Çoğunluğu Yahudi seçmenlerden oluşan dört partilik ana blokun 48 sandalye kazanması bekleniyor. Ağırlıklı olarak Arap partilerinden oluşan ikinci blokun ise 19 sandalyeye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu, İsrail’deki Arap azınlığın bugüne kadar parlamentoda elde ettiği en yüksek temsil düzeyi. İki blok birlikte hareket ederse parlamentoda açık bir çoğunluğa sahip olabilir.

20261031 MAC049

Ancak Yahudi muhalefetindeki dört partiden yalnızca sol eğilimli Demokratlar, Arap partileriyle birlikte hükümet kurmaya açık olduklarını açıkça ilan etti. Daha büyük iki muhalefet partisi ise bu konuda çok daha temkinli. Eski İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar ile eski başbakanlar Naftali Bennett ve Yair Lapid’in öncülük ettiği Yachad (Birlikte) net bir tutum almaktan kaçınıyor. Milliyetçi muhalefet partisi Yisrael Beiteinu’nun lideri Avigdor Lieberman ise Arap partilerinin gayriresmî desteğine bile kesinlikle karşı çıkıyor.

Arap partileri ise iş birliğine hazır. Mansour Abbas liderliğindeki ılımlı İslamcı Ra’am, 2018’den bu yana hükümette yer almak için istekli. Abbas’a göre İsrail Araplarının çıkarlarını ilerletmenin en etkili yolu bu. Arap, komünist ve Filistin milliyetçisi partilerin oluşturduğu daha geniş bir seçim ittifakı olan Ortak Liste ise bu konuda daha ihtiyatlı davranıyor. Bir koalisyona katılmak, güvenlik politikaları gibi karşı çıktıkları konularda ortak sorumluluk üstlenmeleri anlamına gelecek.

Bununla birlikte Ortak Liste lideri Yousef Jabareen, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada Netanyahu hükümetini değiştirmek için ellerindeki “bütün araçları” kullanacaklarını söyledi. Hükümete doğrudan katılmasalar bile yeni koalisyona “güvence desteği” sağlayacaklarını belirtti.

Seçimlerden önce Eisenkot ve diğer Yahudi muhalefet liderleri, Arap partilerinin sandalyelerine ihtiyaç duyacaklarını özel görüşmelerinde kabul ediyordu. Arap partilerinin güvenoyu ve bütçe desteği karşılığında dışarıdan destekleyeceği bir azınlık hükümeti fikrini gündeme getirmişlerdi. Ancak kamuoyu önünde bu partilere yönelik herhangi bir yakınlaşma sergilemediler.

Netanyahu ise seçim kampanyası boyunca rakiplerini Arapları hükümete ortak etmeyi planlamakla suçladı. Yapay zekâyla hazırlanan bir videoda Eisenkot, üzerinde Arap lider Mansour Abbas ile Demokratların lideri Yair Golan’ın saklandığı tahta bir Truva atının üzerinde gösterildi. Golan, İsrailli Araplarla siyasi iş birliği yapmanın yanlış bir tarafı olmadığını söyledi. Eisenkot ve diğer parti liderleri ise bu tartışmaya girmekten kaçındı.

1992 seçimlerinde Arap partileri, Likud’un iktidara gelmesini engellemek için İşçi Partisi lideri Yitzhak Rabin’i desteklemişti. Hükümete resmen katılmamış, ancak kritik oylamalarda Rabin’in yanında yer almışlardı. Bunun karşılığında kendi toplumlarına yönelik kamu kaynaklarının artırılmasını sağlamışlardı. O dönemde Likud’un lideri olan Yitzhak Shamir yenilgiyi sorgulamadan kabul etmişti. Ancak halefi Netanyahu, Arap seçmenlerin siyasi meşruiyetini tartışmaya açmayı temel siyasi stratejilerinden biri hâline getirdi.

Likud lideri olarak katıldığı ilk seçimde, 1996 yılında Netanyahu’nun sloganı “Netanyahu: Yahudiler için iyi” idi. 2015 seçimlerinde ise sandıkların açık olduğu gün yayımladığı bir videoda destekçilerini, “Arap seçmenler kitleler hâlinde sandıklara gidiyor” sözleriyle uyararak onları da oy kullanmaya çağırdı.

Rakiplerinin “terör destekçisi” ve “Müslüman Kardeşler” bağlantılı Arap milletvekilleriyle aynı hükümette yer almayı planladığı suçlaması, kampanyalarının değişmez unsurlarından biri oldu. Oysa Netanyahu, 2021’de koalisyon kurma girişimi başarısız olunca bizzat Abbas ile hükümete katılım konusunda görüşmüştü. Ancak aşırı sağcı müttefikleri bu girişimi engelledi. Abbas daha sonra Bennett ve Lapid liderliğindeki kısa ömürlü koalisyona katıldı.

Netanyahu bu seçimde de aynı söylemi sürdürdü. Seçim günü yaptığı açıklamada, “Sağ blok, Siyonist ve Yahudi kamuoyunda ezici bir çoğunluğa sahip. İsrail’i ve varlığımızı reddeden Siyonizm karşıtı Arap partilerine dayanan bir hükümet kurarak ülkeyi riske atmak kesinlikle kabul edilemez” dedi.

7 Ekim saldırılarından bu yana Netanyahu ve koalisyonu kamuoyu yoklamalarında gerideydi. Seçim nihayet yapıldığında iktidarın ağır bir yenilgiye uğrayarak değişmesi bekleniyordu. Ancak koalisyonun sandıkta bütünüyle ezilmemesinin nedenlerinden biri, Netanyahu’nun Filistinlilere yönelik korkuları siyasetin merkezine taşımasıydı. Bu söylem kendi popülaritesini artırmamış olabilir, ancak rakiplerine verilen desteği sınırladı.

Tel Aviv’de yaşayan yazılım mühendisi Shmuel Davidson durumu şöyle anlatıyor: “Netanyahu’dan ve koalisyonundan nefret ediyorum. Ama beni öldürmek isteyen Arap partileriyle iş birliği yapabilecek bir muhalefete oy veremem.”

Arap siyasetçilerin çoğu 7 Ekim saldırılarını kınamıştı. Ancak bazı açıklamalar İsrailli Yahudiler arasında tepki yarattı. Ra’am milletvekillerinden biri Hamas’ı “kısmen bir yardım kuruluşu” olarak nitelendirdi. Ortak Liste’deki partilerden Balad’ın lideri Sami Abu Shehadeh ise katliamı, başkalarının ders çıkarabileceği “askerî, siyasi ve stratejik açıdan önemli bir tarihsel olay” olarak tanımladı.

Bu tür açıklamalar, Netanyahu’nun İsrailli Yahudiler arasındaki korkuları körüklemesine yardımcı oldu. Nüfusun büyük bölümü kendisini Filistinli olarak tanımlayan Arap komşularının, İsrail-Filistin çatışmasında karşı tarafta yer aldığı algısı güçlendi.

Daha iyisi mümkün olmalı

İktidardaki koalisyonun gitmesini isteyen Arap seçmenler, 27 Ekim’de son yılların en yüksek katılım oranlarından biriyle sandığa gitti. Parti liderleri de Yahudi muhalefet temsilcileriyle yakınlaşmaya çalışıyordu.

Abbas seçim gecesi, “Arapların parlamentodaki temsili, karar süreçlerinde etkili olmalı ve ortaklığa dönüşmeli” dedi. Jabareen ise ertesi gün sosyal medyada şu mesajı paylaştı: “Netanyahu hükümetini devirmek için gereken zemini hazırlamaya hazırız. Değişim, Yahudi-Arap ortaklığıyla gelir.”

Ancak Yahudi muhalefet liderlerinden henüz bir karşılık gelmedi. Eisenkot, Bennett ve Lapid seçim gecesi yaptıkları konuşmalarda “Siyonist bir hükümet” kurma çabasından söz etti. Arap partilerinin adını anmadıkları gibi, bu partilerin elde ettiği önemli seçim başarısına da değinmediler. O günden bu yana sessizliklerini koruyorlar.

Muhalefetten bir Knesset üyesi, yeni parlamentonun 10 Kasım’da göreve başlamasıyla Yahudi ve Arap muhalefet partilerinin yeni bir meclis başkanı seçmek ve parlamentonun işleyişini kontrol altına almak için iş birliği yapabileceğini öne sürdü. Böyle bir adımın başarılı olması, koalisyon görüşmelerinin de önünü açabilir.

Ancak bir muhalefet liderinin kıdemli danışmanı bu tür beklentilere mesafeli yaklaştı. Ona göre bazı partilerin Araplarla iş birliği yapmak yerine Netanyahu ile bir ulusal birlik hükümeti kurmayı tercih etmesi daha olası.

Yahudi muhalefet bloku içinde şimdilik farklı bir yaklaşımı açıkça savunan tek isim Demokratların lideri Yair Golan. Seçimden sonraki gün yaptığı açıklamada, “Netanyahu’nun Yahudi oyları ile Arap oyları arasında kurduğu ırkçı ayrımı artık kabul etmemeliyiz” dedi ve “bütün İsrail vatandaşlarına hizmet edecek bir hükümet” çağrısında bulundu.

Netanyahu ise muhalefetin kendi içindeki anlaşmazlıklarla zaman kaybetmesini bekleyerek iktidarını koruyabileceğinden emin görünüyor. Parlamentoda çoğunluğu bulunmasa da geçici başbakan olarak görevini sürdürecek.

Üstelik Netanyahu, Donald Trump’ın ABD’deki ara seçimlerden sonra İran’a yönelik yeni askerî saldırılara katılabileceği umudunu hâlâ koruyor. Seçim gecesi İsrail’in önünde benzersiz bir fırsat bulunduğunu söyleyen başbakan, “Ortağımız Başkan Trump ile birlikte İran tehdidini bir kez ve tamamen ortadan kaldırabiliriz” dedi.

Trump yeni bir saldırıya katılmaya veya İsrail’in tek başına harekete geçmesine izin vermeye karar verirse Netanyahu, muhaliflerinden bazılarının kendi liderliğinde kurulacak bir ulusal birlik hükümetine katılacağına inanıyor. Aksi hâlde koalisyon görüşmelerini uzatarak süreci tüketmeyi ve 2027’nin başlarında yeniden seçime gitmeyi göze alabilir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction