
BS Ekonomi – 25 Haziran 2025
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 24 Haziran’da gerçekleştirdiği 5 yıl vadeli, 2,5 milyar dolarlık sukuk ihracıyla küresel finans çevrelerinden yüksek talep gördü. Toplamda 119 yatırımcının katıldığı işlemde, gelen talep ihracın iki katını aşarken, kira oranı %6,75, getiri ise ABD tahvillerine (UST) göre +299,6 baz puan spread ile %6,85 seviyesinde belirlendi.
Bu ihraçla birlikte Türkiye, 2025 yılı içinde uluslararası piyasalardan toplam 7 milyar dolarlık dış finansman sağlamış oldu.
Bu gelişme, yalnızca bir borçlanma hamlesi değil, aynı zamanda hem küresel yatırımcı algısında toparlanma hem de devletin döviz likiditesini çeşitlendirme stratejisinin bir parçası. Gelen talebin yüksekliği, jeopolitik tansiyonun ve piyasa oynaklığının arttığı bir dönemde bile Türkiye riskine yönelik ilginin güçlü kalabildiğini gösteriyor.
Özellikle yatırımcı dağılımındaki detaylar dikkat çekici: %57 Orta Doğu’dan gelen sermaye, Türkiye’nin İslami finans piyasalarındaki yerini pekiştiriyor. Ayrıca %17 İngiltere, %14 ABD gibi Batılı piyasalardan gelen ilgi, Türkiye’nin finansal izolasyondan çıkmaya başladığına dair bir işaret olarak okunabilir.
Bu ihraç, döviz ihtiyacının zirve yaptığı bir dönemde yalnızca fon bulmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin küresel sermaye ile kurumsal bağlarını onarmakta olduğunu da gösterdi. Elbette %6,85 gibi yüksek oranlar, borçlanmanın maliyetli olduğunu unutturmuyor; ancak şu an asıl mesele, “borçlanabiliyor olmak.” Özellikle Trump sonrası küresel fon akışlarında bölgesel risk algısının yeniden şekilleneceği bir dönemde, Türkiye’nin bu derece yüksek katılımla borçlanabilmesi, piyasalara “devam edebilirlik” sinyali veriyor.
Bu ihraçla birlikte Türkiye, sadece rezervine dolar koymadı, aynı zamanda piyasaya ‘ben hâlâ oyun içindeyim’ mesajı da verdi.
?