
Trump, dün yaptığı sert açıklamada Hamas’ın silahları bırakmaması halinde ABD’nin müdahale edip örgütü silahsızlandıracağını söyledi. Washington merkezli haber başlıkları, ABD yönetiminin ters bir gece mesajı olarak algılanabilecek bu söylemi öne çıkardı. Trump’ın sözleri, diplomasinin gerildiği ve askeri seçeneğin açıkça masada tutulduğu bir dönemde geldi.
İsrail tarafından yayınlanan haber selefi metinleri, Hamas’ın iade ettiği dört cenazeden birinin DNA’sının hiçbir İsrailli rehineyle uyuşmadığını ve söz konusu cenazenin Gazze içinde yaşamış bir kişiye ait olduğunu bildiriyor. Aynı kaynakta diğer üç ismin ise Eitan Levy, Tamir Nimrodi ve Uriel Baruch olarak tanımlandığı aktarıldı. Bu iddia, rehine-sorgulama süreçlerinin karmaşıklığını ve sahadaki belirsizliği artırdı.
İsrail hükûmeti, DNA sonucuna ve kimlik tespitindeki çelişkilere dayanarak Gazze’ye giden insani yardımlarda sınırlamalara gitti. Bu adımın gerekçesi olarak güvenlik endişeleri öne sürüldü; karar, kuyruklu bir diplomatik/insani gerilime dönüştü ve insani lojistiği zorlaştırdı. Gazze’ye erişimde artacak aksama, sivil kayıpları ve insani krizin derinleşmesi riskini büyütüyor.
Askeri-diplomatik açıdan tablo şu noktaları öne çıkarıyor: Trump’ın “silahsızlandırma” tehdidi, bölgede olası bir genişlemeye ilişkin kaygıları artırırken, İsrail’in yardım kısıtları sahada tansiyonu yükseltiyor. Bu kombinasyon, hem doğrudan askeri operasyon olasılığını hem de bölgesel aktörlerin müdahale riskini güçlendiriyor. Diplomatik kanallar daraldıkça, tarafların sahada tek taraflı hareket etme olasılığı artar.
Piyasa ve stratejik etkiler açısından da sonuçlar geniş: Bölgedeki jeopolitik gerilim artışı enerji fiyatları, güvenli liman talepleri ve bölgesel ticaret rotalarında dalgalar yaratabilir. Finansal piyasalar kısa vadede riskten kaçış eğilimine girebilir; enerji lojistiğinde yeni engeller olursa petrol ve navlun fiyatlarında oynaklık görülebilir. Ayrıca insani yardım zincirindeki aksama, uluslararası yardım kuruluşlarının operasyon maliyetlerini yükseltecektir.
Sonuç olarak hem Trump’ın sert üslubu hem de İsrail’in kimlik tespiti iddiası, krizin hem askeri hem de insani boyutlarını aynı anda genişletiyor. Diplomasinin etkinleşmemesi halinde sahadaki tırmanışın kaçınılmaz olduğu değerlendirmesi, bölgedeki aktörler için yatırım, lojistik ve insani planlamada acil revizyonlara işaret ediyor.