
Atina yönetimi ABD’li enerji devleriyle imza attı.
Chevron ve Exxon ile yapılan anlaşmalar Ege’de yeni arama sahalarını kapsıyor.
Türkiye’nin MEB alanıyla çakışma iddiası bölgesel tansiyonu artırabilir.
Atina’da imzalanan enerji anlaşmaları Doğu Akdeniz ve Ege hattında yeni bir jeopolitik başlık açtı. Yunanistan yönetimi ile ABD merkezli petrol devleri Chevron ve Exxon arasında imzalanan anlaşmalar, Ege’de belirli parsellerde hidrokarbon arama faaliyetlerini kapsıyor.
Yunan basınında “Ege parsel parsel paylaşıldı” başlığıyla duyurulan anlaşma, Türkiye’nin münhasır ekonomik bölge (MEB) iddialarıyla örtüşen alanlara da temas ettiği yönündeki yorumlarla dikkat çekti. İddialara göre dört ayrı arama bloğuna sondaj gemisi gönderilmesi planlanıyor.
Anlaşmanın zamanlaması kritik. ABD’nin enerji güvenliği ve Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltma stratejisi çerçevesinde Doğu Akdeniz ve Ege, yeniden öncelikli alan haline geldi. Washington’un özel sektör üzerinden bölgeye pozisyon alması, yalnızca ticari değil, stratejik bir hamle olarak okunuyor.
Makro perspektiften bakıldığında mesele sadece bir enerji anlaşması değil. Ege’de olası sondaj faaliyetleri;
– Türkiye–Yunanistan ilişkilerini
– NATO içi dengeleri
– Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanı tartışmalarını
– Avrupa enerji arz güvenliğini
doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.
Enerji fiyatlaması açısından bakıldığında Doğu Akdeniz’de artacak jeopolitik tansiyon, petrol ve doğalgaz kontratlarında risk primini destekleyebilir. Özellikle küresel enerji piyasasının zaten Orta Doğu riskleriyle hassas olduğu bir dönemde Ege hattında oluşacak yeni bir diplomatik gerilim fiyatlamaya ek volatilite getirebilir.
Son tablo net: Atina’da atılan imzalar yalnızca ticari bir arama lisansı değil; Ege’de enerji jeopolitiğinin yeni fazı. Bundan sonrası Ankara’nın vereceği diplomatik ve hukuki karşılıkla şekillenecek. Enerji dosyası, yeniden bölgesel güç mücadelesinin merkezine yerleşiyor.