
Türkiye’nin ekonomik tarihinde bir dönüm noktasını temsil eden, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına adım attığı kritik yıllarda görev yapan ve enflasyonu tek haneye indiren efsane başkan Süreyya Serdengeçti, aramızdan ayrıldı.
2001 krizinin ardından göreve geldiğinde, Türkiye tarihinin en yıkıcı ekonomik çöküşlerinden biri yaşanıyordu. Bankalar batıyor, döviz kuru kontrolden çıkıyor, kamu borcu içinden çıkılamaz bir hale gelmişti. İşte bu kaotik tabloda görevi devralan Serdengeçti, kısa sürede yaptığı yapısal hamlelerle tarihe geçti.
2001’de Merkez Bankası’nın özerkliğini anayasal düzeyde güvence altına alan ilk uygulayıcı oldu. Siyasi baskılara karşı dik durdu, kurumsal bağımsızlık ilkesini asla taviz vermeden savundu. Disiplinli para politikalarıyla enflasyonu %70’lerden ilk kez tek haneye indirmeyi başardı.
Görev süresi boyunca, hükümetle kimi zaman ayrı düştü, ama her zaman Türkiye’nin çıkarını önceledi. Meclis’teki baskılar karşısında söylediği “Gereğini yaparız. Sonuçlarına da katlanırız.” sözü, bir Merkez Bankası başkanından çok, memleketi için kendini ortaya koyan bir “devlet adamı” duruşuydu.
Ne popülizme bulaştı, ne de şatafata. Duruşuyla, vakarıyla, bilgeliğiyle gerçek bir “teknokrat” olarak hafızalara kazındı. Ekonomi bürokrasisinde ondan sonra gelen birçok isme ilham kaynağı oldu.
Onun sayesinde:
Bugün hâlâ pek çok ekonomist ve bürokrat, karar alma süreçlerinde onun izlediği yolu örnek gösteriyor.
Süreyya Serdengeçti; sade yaşamı, derin bilgeliği ve devlet adamlığı duruşuyla Türk iktisat tarihine adını altın harflerle yazdırdı.
Ve şimdi ona veda ederken, onu anlatan en doğru söz belki de şu oluyor:
“Yiğit olana güzel bir nam bırakmak, belki bin kez ölmekten iyidir.”
O da bizlere “Efsane Başkan” namını bırakıp gitti. Ruhu şad olsun…