
Cenevre’de ABD–İran hattında yeni temas.
Trump “dolaylı katılım” vurgusu yaptı, askeri seçenek sinyali verdi.
Diplomasi ve baskı unsurları eş zamanlı yürütülüyor.
Washington–Tahran hattında diplomasi yeniden hareketlendi. ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One’da yaptığı açıklamada Cenevre’de gerçekleşecek görüşmeleri “çok önemli” olarak nitelendirirken, sürece “dolaylı olarak” katılacağını ifade etti. Trump, İran’ın son temaslarda “kötü bir müzakereci” olduğunu söyledi ancak daha makul bir çizgiye gelmesini umduğunu belirtti.
Cenevre’deki görüşmenin, Trump’ın damadı Jared Kushner’in diplomatik arka kanal ağı ve özel temsilci Steve Witkoff’un koordinasyonunda şekillendiği ifade ediliyor. ABD tarafında bu yapı, resmi diplomasi ile siyasi temasları paralel yürütme stratejisinin bir uzantısı olarak görülüyor.
Trump’ın “Bir anlaşmaya varabilirdik” sözleri ise askeri seçeneğin masadan kalkmadığına işaret etti. Başkan, İran’ın anlaşma yapmaması halinde “sonuçlarla karşılaşmak istemeyeceğini düşündüğünü” belirtti. Bu açıklama, yaptırımların sıkılaştırılması ile olası askeri caydırıcılığın birlikte kullanıldığı hibrit bir baskı stratejisini yansıtıyor.
Makro perspektiften bakıldığında Cenevre görüşmesi yalnızca diplomatik bir başlık değil. Enerji piyasaları, özellikle Brent petrol ve Hürmüz Boğazı güvenliği üzerinden gelişmeleri fiyatlıyor. İran yaptırımlarında gevşeme ihtimali petrol arzını artırabilirken, askeri tansiyon artışı risk primini yukarı taşıyabilir.
Piyasa açısından temel soru şu: Cenevre’de somut bir çerçeve anlaşması mı çıkacak, yoksa diplomasi yalnızca zaman kazanma süreci mi olacak? Trump yönetiminin söylemi, kapının açık olduğunu ancak baskı politikasının süreceğini gösteriyor.
Son tablo net: Cenevre, yalnızca iki ülke arasındaki bir müzakere değil; enerji fiyatlarından dolar endeksine kadar geniş bir makro dengeyi etkileyebilecek stratejik bir temas noktası.