
Artunç Kocabalkan | BS Ekonomi
Borsa İstanbul yedi haftadır düşüyor. Temmuz ayında yaklaşık 6,9 milyon olan hisse senedi yatırımcısı sayısı 6,55 milyona gerilemiş. Üç ayda yaklaşık 355 bin yatırımcı eksilmiş.
Borsa düşer, çıkar. Bununla ilgili bir problemim yok. Zaten sürekli yükselen bir piyasa olsaydı hepimiz çoktan emekli olur, Bodrum’da denize karşı kahvemizi içerdik.
Ama burada başka bir problem var.
Yatırımcı sadece para kaybetmiyor, borsaya olan güvenini de kaybediyor.
İlk adres mevduat. Bir bölümü dövize, altına ve daha düşük riskli araçlara yöneliyor. Ancak burada ilginç bir durum var: Para piyasası fonlarından da ciddi çıkışlar yaşanıyor.
Yani yatırımcı yalnızca hisse senedinden kaçmıyor. Likiditeye, öngörülebilirliğe ve parasını istediği zaman kullanabilme rahatlığına yöneliyor.
Üstelik borsadaki yatırımcı sayısının 355 bin azalması, 355 bin kişinin bütün parasını çektiği anlamına gelmiyor. Hesabında hisse kalmayan yatırımcı da bu istatistikten çıkabiliyor.
Dolayısıyla yatırımcı sayısındaki azalmayla borsadan çıkan net parayı birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Türkiye’de yıllardır aynı beklenti var: Faizler düşsün, mevduattaki para borsaya gelsin.
Gelebilir. Hatta belli koşullarda gelecektir de.
Ama yatırımcı neden gelsin?
Şirket kârlılıklarının baskılandığı, bazı hisselerde fiyat oluşumunun tartışıldığı, fonlarla ilgili gelişmelerin güveni sarstığı bir ortamda yalnızca faiz indirimi yeterli mi?
Bir yatırımcı zarar etmeyi kabul edebilir. Sonuçta yatırım yapıyor, devlet tahvili satın almıyor. Fakat oyunun kurallarının herkese aynı şekilde uygulandığından emin olmak ister.
Borsada risk almak başka, neyle karşılaşacağını bilememek başka.
BIST 100’ün kaç puan düştüğünü hesaplamak kolay. Kaybedilen yatırımcı güvenini ölçmek ise çok daha zor.
Üstelik bu güven kaybı yalnızca bugünkü fiyatları etkilemiyor. Şirketlerin gelecekte sermaye piyasalarından kaynak bulma imkânlarını, halka arzlara ilgiyi ve uzun vadeli tasarrufların yönünü de etkiliyor.
Türkiye’nin daha fazla uzun vadeli sermayeye ihtiyacı var. Bunun yolu da yatırımcıyı yalnızca yükselen fiyatlarla değil, şeffaflıkla, denetimle ve öngörülebilir kurallarla piyasada tutmaktan geçiyor.
Önümüzdeki dönemde mevduat hareketlerini, hisse senedi fonlarına giriş ve çıkışları, yabancı yatırımcı işlemlerini birlikte takip edeceğim. Çünkü paranın gerçekten nereye gittiğini ancak bu verilerle anlayabiliriz.
Borsa yeniden yükselir. Hatta hiç beklemediğimiz kadar hızlı da yükselebilir.
Ama benim daha çok önemsediğim, yükseldiğinde yatırımcının hâlâ orada olup olmayacağı.
Borsada kaybedilen para yeniden kazanılabilir. Kaybedilen güvenin maliyeti ise çok daha yüksektir.
Artunç Kocabalkan
BS Ekonomi | 1 Kasım 2026