0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Genel

BIST YÜKSELİYOR AMA BORSANIN TAMAMI YÜKSELMİYOR: KÜRESEL BORÇ KRİZİ KAPIDA MI?

Dr. Artunç Kocabalkan | BS Ekonomi | 14 Ekim 2026 Türkiye borsasında dün dikkat çekici bir ayrışma yaşandı. BIST 100 endeksi %0,82 yükselirken BIST Tüm-100 endeksi %1,72 düştü. Aradaki fark 2,54 yüzde...
Artunç Kocabalkan
Ekim 14, 2026
Paylaş

Dr. Artunç Kocabalkan | BS Ekonomi | 14 Ekim 2026

Türkiye borsasında dün dikkat çekici bir ayrışma yaşandı.

BIST 100 endeksi %0,82 yükselirken BIST Tüm-100 endeksi %1,72 düştü.

Aradaki fark 2,54 yüzde puanı.

Bu tabloyu yalnızca günlük bir fiyat hareketi olarak değerlendirmek eksik kalabilir.

Çünkü Türkiye’de fon tasfiyeleri ve likidite sorunları tartışılırken dünya ekonomisinde de sermayenin maliyetini etkileyen önemli gelişmeler yaşanıyor.

IMF, ABD’nin 40 trilyon doları aşan kamu borcuna dikkat çekiyor. Petrol 100 doların üzerinde. Çin’in üretici fiyatları hızla yükseliyor. Japonya’nın düşük maliyetli finansman modeli değişim baskısıyla karşı karşıya.

Bütün bu gelişmeler sermayenin hangi varlıklara ve hangi risk koşullarında yöneldiği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.

Türkiye borsasında iki ayrı performans

BIST 100, büyük ve görece likit şirketlerin ağırlıklı olduğu bir endeks.

BIST Tüm-100 ise BIST 100 dışında kalan şirketleri kapsıyor.

Dolayısıyla iki endeks arasındaki performans farkı, yatırımcıların büyük şirketlerle diğer şirketlere yönelik risk iştahını karşılaştırmak açısından yararlı.

13 Ekim’de BIST 100 yükselirken BIST Tüm-100’ün düşmesi, yükselişin geniş tabana yayılmadığını ortaya koyuyor.

Bu hareketin kalıcı bir eğilime dönüşüp dönüşmediğini anlamak için bir günlük veri yeterli değil.

Önümüzdeki dönemde relatif performansın yanında işlem hacimleri, alış-satış derinliği, taban hareketleri ve kurumsal yatırımcı işlemleri de izlenmeli.

Fon krizinin etkisi ne kadar sürecek?

SPK’nın resmi açıklamasına göre 131 fon tasfiye kapsamında ve bu fonlarda 455.758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Tasfiye sürecinde ara ödeme mekanizması oluşturulması, yatırımcıların nakit ihtiyacının karşılanması açısından önemli.

Ancak tasfiye işlemleri tamamlanmadan, portföylerdeki varlıkların hangi fiyatlardan ve ne kadar sürede elden çıkarılacağı kesinleşmeden piyasa üzerindeki bütün etkilerin ortadan kalktığını söylemek mümkün değil.

Bu nedenle endeksin yükselmesi ile piyasa likiditesinin tamamen normalleşmesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Likiditenin yalnızca büyük hisselerde yoğunlaşması, diğer şirketlerde fiyat hareketlerinin daha sert olmasına yol açabilir.

Bunun kalıcı bir piyasa rejimi haline gelip gelmediği önümüzdeki haftalarda daha açık görülecek.

IMF’nin borç uyarısı Türkiye için neden önemli?

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, ABD’nin yalnızca ekonomik büyümeye güvenerek kamu borcunu yeterince hızlı azaltamayacağını açıkladı.

ABD’nin toplam kamu borcu 40 trilyon doları aşmış durumda.

Dünya ekonomisinin en büyük tahvil piyasasında finansman maliyetlerinin yüksek kalması, diğer ülkeler açısından da önem taşıyor.

ABD tahvillerinin sunduğu getiri yükseldiğinde, yatırımcıların gelişen ülke varlıklarından talep ettiği risk primi değişebilir.

Türkiye’nin dış finansman maliyetleri, şirketlerin borçlanma koşulları ve hisse senetlerine yönelik yabancı yatırımcı talebi de bu süreçten etkilenebilir.

Ancak ABD faizleri ile Türkiye’ye sermaye akımları arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Türkiye’nin kendi enflasyonu, para politikası, rezervleri ve risk primi de belirleyicidir.

Petrol fiyatı enflasyonun geleceğini etkiliyor

Brent petrol 106 dolar civarında.

Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik saldırılar devam ederken Rus dizelinin uluslararası piyasaya daha fazla girmesi gündemde.

Bu iki gelişme enerji fiyatları üzerinde farklı yönlerde etkiler yaratabilir.

Rusya kaynaklı ilave arz fiyatları sınırlayabilir. Hürmüz’deki taşımacılık riski ise petrol ve petrol ürünlerinin teslimat maliyetlerini yüksek tutabilir.

Türkiye açısından petrol fiyatlarının yükselmesi ithalat maliyetleri, ulaştırma ve üretim fiyatları üzerinden enflasyonu etkileyebilir.

Bugün ABD’de açıklanacak enflasyon verisi de bu nedenle önemli.

Reuters anketinde yıllık TÜFE beklentisi %3,6.

Eylül ayında ABD benzin fiyatlarının %7,1 artmış olması, enerji şokunun tüketici fiyatlarına yansımasını izlemek açısından dikkat çekiyor.

Çin’de üretici enflasyonu yükseliyor

Çin’de üretici fiyatları yıllık %5 yükselirken tüketici enflasyonu %0,9 seviyesinde kaldı.

Aynı dönemde ihracat %36,3 arttı.

Bu veriler Çin’in üretim kapasitesinin ve teknoloji ihracatının güçlü kaldığını, ancak iç tüketimdeki toparlanmanın daha sınırlı olduğunu gösteriyor.

Türk sanayicileri açısından bu durum hem rekabet hem de tedarik zinciri fırsatları yaratabilir.

Çin’in yüksek üretim kapasitesi, küresel fiyat rekabetini artırabilir. Ancak yapay zekâ ve teknoloji yatırımlarındaki büyüme, yeni ürün ve ara malı talebi de oluşturuyor.

Japonya ve küresel finansman

Japonya uzun yıllardır düşük maliyetli finansmanın önemli kaynaklarından biri.

Yen üzerinden borçlanılarak başka para birimlerindeki varlıklara yatırım yapılması, küresel finans piyasalarında yaygın bir strateji.

Japonya’da faizlerin yükselmesi veya yenin hızla değer kazanması, bu işlemlerin maliyetini değiştirebilir.

Bu nedenle ABD tahvil faizleri, Japon yeni ve küresel hisse senetleri birlikte izlenmeli.

Türkiye’de yatırımcı açısından sonuç

Türkiye borsasında büyük şirketlerle diğer hisseler arasındaki performans ayrışması, mevcut likidite koşullarının dikkatle değerlendirilmesini gerektiriyor.

Küresel tarafta ise yüksek kamu borçları, enerji maliyetleri ve faizler sermayenin fiyatını belirlemeye devam ediyor.

Bu ortamda yalnızca bir şirketin büyüme potansiyeline bakmak yeterli değil.

Şirketin borçluluğu, nakit üretme kapasitesi, piyasa likiditesi ve finansman koşulları da önem kazanıyor.

Endeksin yükselmesi piyasanın bütün sorunlarının çözüldüğünü göstermediği gibi, küresel büyümenin sürmesi de finansman risklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Önümüzdeki dönemde sermayenin maliyetini ve likiditenin hangi varlıklarda yoğunlaştığını doğru değerlendirmek, yatırım kararlarının önemli unsurlarından biri olacak.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction