0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist - Manşet

Avrupa Ekonomisi Zayıf Ama Borsası Güçleniyor: İşte Nedeni

“Borsa ekonomi değildir” sözü Avrupa için her zamankinden daha doğru “Borsa ekonomi değildir” sözü artık klişe haline gelmiş olabilir. Ancak borsa ile reel ekonominin birbirinden bu kadar ...
Hülya Kocaer
Temmuz 9, 2026
Paylaş

“Borsa ekonomi değildir” sözü Avrupa için her zamankinden daha doğru

“Borsa ekonomi değildir” sözü artık klişe haline gelmiş olabilir. Ancak borsa ile reel ekonominin birbirinden bu kadar ayrışabilmesi yine de şaşırtıcı.

İlk bakışta güçlü ekonomik büyümenin hisse senetleri için de olumlu olması beklenir. Ancak birçok akademik çalışma bunun her zaman geçerli olmadığını gösteriyor.

Florida Üniversitesi’nden Jay Ritter tarafından yapılan bir araştırma, 1900-2002 döneminde 16 ülkenin hisse senedi getirileri ile kişi başına düşen GSYH büyümesini karşılaştırdı.

Sonuç dikkat çekiciydi: İki değişken arasında pozitif değil, hatta negatif bir ilişki vardı.

Yani bir ülke ne kadar hızlı zenginleşirse, yatırımcılarının hisse senedi getirileri ortalama olarak o kadar düşük olabiliyordu.

Avrupa ekonomisi yavaş ama hisseler farklı hikâye anlatıyor

Bu sonuçlar özellikle uzun süredir yatırımcıların gözünden düşen Avrupa hisselerini değerlendirirken akılda tutulmalı.

Kısa süreli yükselişler dışında Avrupa’nın büyük borsaları uzun zamandır uluslararası yatırımcıları heyecanlandırmıyor.

Bunun nedeni de açık.

IMF, Euro Bölgesi ekonomisinin bu yıl yalnızca %1,1 büyümesini bekliyor.

Bu oran gelişmiş ekonomiler ortalaması olan %1,8‘in ve ABD’nin beklenen %2,3 büyümesinin altında kalıyor.

Avrupa’nın bazı çevre ve gelişmekte olan borsaları canlı görünse de kıtanın büyük piyasaları aynı performansı sergileyemiyor.

Avrupa yeni teknoloji yarışında geride kaldı

Avrupa’nın 21. yüzyılın rekabet koşullarına da yeterince hazırlıklı olmadığı düşünülüyor.

ABD ve Çin’deki devlerle yarışabilecek büyük yapay zekâ şirketlerine sahip değil.

Bu şirketlerin modellerini çalıştıracak yeterli veri merkezi altyapısı da bulunmuyor.

Elektrik şebekesi mevcut yük altında bile zorlanıyor.

Üstelik Avrupa kullandığı enerjinin yaklaşık %60’ını ithal ediyor.

Ukrayna ve İran savaşları bu bağımlılığın ne kadar büyük bir kırılganlık yarattığını açık şekilde ortaya koydu.

Buna rağmen Avrupa hisseleri göz ardı ediliyor

Tüm bu olumsuz tabloya rağmen Avrupa hisseleri aslında gördüğünden çok daha fazla ilgiyi hak ediyor.

Çünkü dünyanın hiçbir yerinde borsa ile ekonomi Avrupa’daki kadar birbirinden ayrışmış durumda değil.

Ekonomik büyüme zayıf kalırken şirketlerin temel finansal göstergeleri oldukça güçlü seyrediyor.

Hürmüz Boğazı bunun en çarpıcı örneği oldu

İran savaşı sırasında Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından yaşananlar buna iyi bir örnek oluşturuyor.

Bir Avrupalı hisse stratejistine göre savaş öncesinde uluslararası yatırımcılar sürekli arayarak ABD piyasalarındaki ağırlıklarını azaltmak ve Avrupa’ya yönelmek istediklerini söylüyordu.

Avrupa hisse fonlarına uzun zamandır görülmeyen hızda para girişi yaşanıyordu.

Ancak savaş başlayınca telefonlar sustu.

Fon girişleri neredeyse tamamen durdu.

Borsalar dünyanın her yerinde gerilese de Avrupa hisseleri ABD piyasalarına kıyasla çok daha yavaş toparlandı.

Avrupa borsaları ancak geçen ay Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte yükselişe geçmeye başladı.

Savaş aslında Avrupa şirketlerine yarıyor olabilir

İşin ironik tarafı ise Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının Avrupa ekonomisine zarar verme ihtimali taşımasına rağmen Avrupa şirketlerinin kârlılığını artırmış olması.

Morgan Stanley’in hesaplamalarına göre MSCI Europe Endeksi’ndeki şirket kârlarının yaklaşık %20’si, enerji ve kimya gibi emtia fiyatlarındaki yükselişten faydalanan sektörlerden geliyor.

Buna karşılık tedarik zinciri bozulmalarından olumsuz etkilenen otomotiv ve gıda gibi sektörlerin toplam kâr payı yalnızca %10 civarında.

Buna rağmen yatırımcılar savaş haberlerini Avrupa hisselerinden topluca çıkış yapmak için gerekçe olarak görüyor.

Avrupa şirketleri gelirini dünyanın geri kalanından kazanıyor

Avrupa ekonomisindeki düşük büyüme de şirket kârlarını düşündürüldüğü kadar olumsuz etkilemeyebilir.

Avrupa şirketlerinin toplam gelirlerinin yarısından fazlası gelişmiş Avrupa ekonomilerinin dışından geliyor.

Şirketler piyasa değerlerine göre ağırlıklandırıldığında bu oran %60’a yükseliyor.

Benzer büyüklükteki hiçbir bölgede borsa şirketleri yurt dışına Avrupa kadar bağımlı değil.

Dolayısıyla Avrupa hisse endekslerine yatırım yapanlar aslında Avrupa ekonomisinden çok dünya ekonomisine yatırım yapmış oluyor.

Enflasyon bile Avrupa hisselerine destek sağlayabilir

İran savaşının tetiklediği enflasyon bile Avrupa hisseleri açısından olumsuz olmayabilir.

Avrupa borsasının yaklaşık %40’ını, emtia, sanayi makineleri ve yapay zekâda kullanılan yarı iletkenler gibi reel varlıklardan gelir elde eden şirketler oluşturuyor.

Bu tür şirketler enflasyon dönemlerinde genellikle daha iyi performans gösteriyor.

Piyasanın yaklaşık %20’si ise bankalardan oluşuyor.

Faizlerin ve kredi marjlarının yükseldiği dönemler bankaların da lehine çalışıyor.

Analistler şirket kârlarında güçlü büyüme bekliyor

Bu nedenle hisse analistleri Avrupa şirketleri konusunda giderek daha iyimser hale geliyor.

Beklentilere göre Avrupa şirketlerinde hisse başına kârlar 2026 yılında %17 artacak.

Bu oran ABD hisseleri için öngörülen büyümenin yaklaşık üçte ikisi olsa da, iki yıl önceki %9’luk piyasa beklentisinin oldukça üzerinde bulunuyor.

Son aylarda sakin geçen dönemin ardından Avrupalı stratejistlerin telefonları yakında yeniden çalmaya başlayabilir.

Ve eğer çalarsa, yatırımcılara şu hatırlatmayı yapmakta fayda var:

Avrupa borsası ile Avrupa ekonomisi aynı şey değil.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction