
ABD kamu borcu son 25 yılda adeta patladı. 2000 yılında 5,7 trilyon dolar seviyesinde olan borç, 2025 itibarıyla 36,2 trilyon dolara ulaşarak %530 oranında arttı. Aynı dönemde altın fiyatı ise 280 dolardan 3.200 dolara yükseldi – bu da yaklaşık %1.000’lik bir artış anlamına geliyor.
Bu iki veri yan yana konduğunda dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor: Altının artış hızı, kamu borcundan 1,88 kat daha yüksek. Bu oran, altın/borç ilişkisine dair bugüne kadar kullanılan “1,21” seviyesinin çok üzerinde.

Makroekonomik istikrarsızlık dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak yöneldiği altın, sadece enflasyona değil, aşırı borçlanmaya karşı da bir ‘sigorta varlık’ olarak öne çıkıyor. Özellikle 2020 sonrası pandemi teşvikleri, faiz baskısı ve küresel jeopolitik gerilimlerle birlikte ABD borcu hızla artarken, altın fiyatları da paralel şekilde tırmandı.
2021 yılında sadece pandemi teşvikleri için ABD bütçesine 5 trilyon dolarlık yeni harcama eklenmişti.
Bu genişleme, kamu borcunda tarihsel bir sıçramaya yol açarken, altın fiyatlarında da psikolojik 2.000 dolar seviyesinin aşılmasını tetikledi.

Tarihi olarak ABD kamu borcu ve altın fiyatı arasında kurulan altın/borç oranı yaklaşık 1,21 idi. Ancak son verilerle bu oran 1,88 seviyelerine kadar çıkmış durumda. Bu da piyasanın sadece borcun büyüklüğüne değil, borcun sürdürülebilirliğine dair kaygılarının da arttığını gösteriyor.
Özellikle doların rezerv para statüsü, faiz politikaları ve Fed’in bilanço yönetimi konularında belirsizlikler arttıkça, altının borca göre daha hızlı fiyatlanması yatırımcıların “geleneksel sigorta”ya yöneldiğini teyit ediyor.