
ABD limanlarına giren konteyner ithalatı, 2026 Ocak ayında yıllık bazda yaklaşık yüzde 7 geriledi. Toplam ithalat hacmi 2,3 milyon TEU seviyesinde gerçekleşirken, düşüşte geçen yıl tarifeler öncesinde yapılan rekor düzeyde önden yükleme etkisi belirleyici oldu. Özellikle Çin kaynaklı sevkiyatlarda sert bir yavaşlama dikkat çekti. Ocak ayında Çin’den yapılan konteyner sevkiyatları yaklaşık yüzde 22,7 azalarak 771 bin TEU’ya geriledi. Buna rağmen Çin, ABD’nin toplam konteyner ithalatının hâlâ yaklaşık üçte birini oluşturuyor.
Söz konusu gerileme, 2025’in aynı döneminde görülen olağanüstü yüksek hacimlerin ardından ticarette bir “normalleşme” sürecine işaret etse de, piyasalarda belirsizlik algısını ortadan kaldırmış değil. Gümrük vergilerine ilişkin tartışmalar ve ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarifelerin yasallığını değerlendirmeye hazırlanması, şirketlerin ithalat ve tedarik zinciri planlarını zorlaştırıyor. Sektör raporlarına göre, tarife belirsizliği ticaret akışının öngörülebilirliğini azaltırken, şirketleri daha temkinli davranmaya itiyor.
Ticaret tarafındaki bu zayıflama, konteyner ithalatının tüketici talebi ve genel ekonomik aktivite için öncü bir gösterge olması nedeniyle yatırımcılar tarafından yakından izleniyor. Hacimlerdeki düşüş, ABD ekonomisinde talep tarafının soğuyabileceğine dair erken bir sinyal olarak değerlendiriliyor. Uluslararası taşımacılık ve perakende verilerine dayanan beklentiler, yılın ilk yarısında konteyner hacmindeki baskının sürebileceğine işaret ediyor.
Piyasa etkileri açısından bakıldığında, konteyner ithalatındaki gerileme özellikle lojistik, konteyner taşımacılığı, liman işletmeleri ve bazı perakende şirketleri için olumsuz bir görünüm yaratıyor. Buna karşılık, talep tarafındaki yavaşlama algısı, Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentileri etkileyerek faiz indirimi ihtimalini güçlendirebilir. Bu durum, teknoloji hisseleri ve borçluluk oranı yüksek şirketler için görece destekleyici bir zemin oluşturabilir.
Emtia piyasalarında ise tablo daha çok baskılayıcı yönde okunuyor. Konteyner hacminin düşmesi, sanayi talebinin zayıfladığına işaret ettiği için bakır ve petrol gibi büyümeye duyarlı emtialar üzerinde aşağı yönlü risk yaratıyor. Buna karşın, ticaret ve tarife belirsizliğinin artması yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendirebilir ve altın gibi varlıklara ilgiyi artırabilir.
Tahvil piyasasında ise ekonomik yavaşlama algısının güçlenmesi, ABD tahvillerine talebi artırarak getiriler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Dolar cephesinde etki daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Küresel risk iştahının düşmesi doları destekleyebilirken, Fed’in daha erken gevşemeye gideceği beklentisi dolar üzerinde baskı yaratabilir.
Genel çerçevede konteyner ithalatındaki bu düşüş, tek başına bir kriz sinyali olarak görülmüyor. Ancak büyümenin ivme kaybettiğine ve ticaret tarafında daha temkinli bir döneme girildiğine işaret eden önemli bir erken uyarı niteliği taşıyor. Yatırımcılar açısından bu tablo, büyümeye aşırı duyarlı alanlardan ziyade nakit akışı güçlü, savunmacı ve olası bir faiz indirimi senaryosundan faydalanabilecek varlıklara odaklanmanın önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
