0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist - Manşet

Trump için zor günler başlıyor: Demokratların zaferi 2028 hesaplarını nasıl değiştirecek? Trump savaşı bitirecek mi ?

JD Vance: “Seçimi İran Savaşı Yüzünden Kaybettik.” Peki Trump Savaşı Bitirecek mi? Dr. Artunç Kocabalkan | 5 Kasım 2026 Amerika’da 3 Kasım ara seçimleri Cumhuriyetçiler açısından ağır bir yenilg...
Hülya Kocaer
Kasım 5, 2026
Paylaş

JD Vance: “Seçimi İran Savaşı Yüzünden Kaybettik.” Peki Trump Savaşı Bitirecek mi?

Dr. Artunç Kocabalkan | 5 Kasım 2026

Amerika’da 3 Kasım ara seçimleri Cumhuriyetçiler açısından ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da kontrolü ele geçirdi.

Ancak seçim sonuçlarından daha önemli olabilecek bir gelişme yaşandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin nedenini doğrudan İran savaşına bağladı.

Üstelik bunu muhalefet değil, savaşı yürüten yönetimin ikinci ismi söylüyor.

Vance’in 4 Kasım’da X üzerinden yaptığı uzun açıklama, Washington’da başlayan siyasi hesaplaşmanın ilk ciddi işaretlerinden biri.

Bu açıklamayı yalnızca seçim sonrası bir değerlendirme olarak görmüyorum. İran savaşının bundan sonra nasıl yönetileceğini, Trump’ın hareket alanını ve 2028 başkanlık yarışını birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.

Cumhuriyetçi seçmen sandığa gitti ama Cumhuriyetçilere oy vermedi

Vance’in açıklamasında özellikle üzerinde durduğu konu seçmen katılımı.

Cumhuriyetçi veri analistleri seçim öncesinde sandığa giden seçmen kitlesinin 2024 başkanlık seçimlerine ne kadar benzediğini takip etmişler.

Bazı eyaletlerde katılım normal, bazılarında oldukça güçlü.

Florida örneğinde Vance, Cumhuriyetçi seçmen ağırlığının Demokratlardan dokuz puan yüksek olduğunu belirtiyor.

Dolayısıyla Cumhuriyetçilerin kaybetmesini yalnızca seçmenlerin sandığa gitmemesiyle açıklamak mümkün değil.

Vance’e göre 2024 yılında Trump ve kendisine oy veren seçmenlerin önemli bir bölümü bu kez Demokratlara yöneldi.

Bu çok daha ciddi bir siyasi problem.

Çünkü burada kaybedilen şey seçmen katılımı değil, seçmenin siyasi tercihi.

Seçmenler Cumhuriyetçilere dönmek için ne istiyor?

Vance, seçim sonuçlarını doğru tahmin ettiğini söylediği bir anketçinin çalışmasını aktarıyor.

2024’te Trump’a oy verdiği hâlde 2026’da Cumhuriyetçilerden uzaklaşan seçmenlere hangi koşullarda geri dönebilecekleri sorulmuş.

Ortaya dört yanıt çıkmış:

1. İran savaşını bitirin.

2. Hayat pahalılığına ve enflasyona odaklanın.

3. Önce Amerika politikasına dönün.

4. İsrail ile ilişkileri değiştirin.

Bu dört yanıtın aynı siyasi ve ekonomik soruna işaret ettiğini düşünüyorum.

Amerikan seçmeni, ülkesinin dışarıda yürüttüğü savaşın maliyetini içeride ödemek istemiyor.

Petrol fiyatları yükseliyor, akaryakıt pahalanıyor, enflasyon baskısı artıyor. Federal bütçe üzerindeki yük büyürken seçmen kendi satın alma gücünün gerilediğini görüyor.

Üstelik savaşın ne zaman ve hangi koşullarda biteceğine ilişkin belirsizlik devam ediyor.

Trump’ın 2024 seçimlerinde önemli destek bulduğu America First yaklaşımıyla bugün yürüttüğü savaş arasında siyasi bir gerilim oluşmuş durumda.

Vance’in açıklaması bu gerilimi görünür hâle getiriyor.

Uluslararası medya ne diyor?

Reuters: Vance, Trump’ın İran savaşından uzaklaşıyor

Reuters, Vance’in açıklamasını yönetim içindeki ciddi bir siyasi ayrışma olarak değerlendiriyor.

Haberde özellikle Trump’ın İran’a karşı yeniden büyük çaplı askerî operasyon başlatma seçeneğini değerlendirdiği belirtiliyor.

Vance’in seçim yenilgisini doğrudan savaşa bağlaması, böyle bir kararın siyasi maliyetini artırıyor.

Reuters ayrıca bu tartışmanın Savunma Bakanı Pete Hegseth üzerindeki baskıyı da büyütebileceğine dikkat çekiyor.

Associated Press: Seçmen savaştan rahatsız ama tek sorun savaş değil

AP’nin seçim anketi daha geniş bir tablo gösteriyor.

Seçmenlerin yaklaşık onda altısı İran’a askerî müdahaleyi yanlış buluyor.

Buna karşılık savaşı oy verirken belirleyici görenlerin oranı yaklaşık üçte bir düzeyinde.

Hayat pahalılığı ve yönetimde yolsuzluk gibi konular daha fazla seçmen tarafından kritik kabul ediliyor.

Dolayısıyla Vance’in savaşı tek neden olarak göstermesi siyasi açıdan anlamlı olsa da seçim sonuçlarının tamamını açıklamıyor.

Le Monde: Trump’ın stratejik tercihlerinin siyasi faturası

Fransız Le Monde gazetesi, Cumhuriyetçi yenilgiyi Trump’ın politikalarının sonucu olarak ele alıyor.

İran savaşı ve yükselen benzin fiyatlarının yanı sıra gümrük tarifeleri ve göçmenlik politikalarının da seçmen tepkisini artırdığını vurguluyor.

Burada önemli bir nokta var: Savaşın ekonomik maliyeti, zaten hayat pahalılığından şikâyet eden seçmenin tepkisini daha da büyütmüş olabilir.

Axios: Vance 2028 için pozisyon alıyor

Axios, Başkan Yardımcısı’nın açıklamasını 2028 başkanlık yarışı açısından değerlendiriyor.

Vance, Trump’ın yönetiminde görev yapıyor ama aynı zamanda Trump sonrasının Cumhuriyetçi liderliği için en önemli adaylardan biri.

Savaşı eleştirmesi, Cumhuriyetçi seçmenin tepkisini sahiplenme ve kendisini gelecekteki parti liderliği için konumlandırma girişimi de olabilir.

İsrail basını: Washington–Tel Aviv ilişkilerinde yeni bir dönem mi?

The Times of Israel ve Jewish Telegraphic Agency, Vance’in dördüncü maddeye özellikle yer vermesini öne çıkarıyor.

İsrail ile ilişkilerin değiştirilmesi talebinin Cumhuriyetçi seçmenlerden gelmesi önemli.

Çünkü ABD’de İsrail’e verilen desteğin siyasi niteliği uzun yıllardır iki partinin ortak dış politika başlıklarından biri.

Vance’in aktardığı seçmen tepkisi, bu desteğin artık Cumhuriyetçi tabanda da tartışıldığını gösteriyor.

Donald Trump Jr.’ın Vance’in açıklamasını desteklemesi ise tartışmanın Trump ailesinin yakın çevresine kadar uzandığını ortaya koyuyor.

Trump’ın yanıtı: Yenilgiyi kabul ediyor, savaştan vazgeçmiyor

Bence bütün tartışmanın en önemli bölümü burası.

Trump, İran savaşının seçim sonuçlarını olumsuz etkilediğini büyük ölçüde kabul ediyor.

Ancak savaş kararının yanlış olduğunu kabul etmiyor.

Hatta aynı koşullar altında yeniden aynı kararı vereceğini söylüyor.

Bu iki açıklama arasında ciddi bir fark var.

Vance, savaşın siyasi maliyetini merkeze alıyor.

Trump ise savaşın gerekli olduğuna ilişkin değerlendirmesini koruyor.

Dolayısıyla seçim yenilgisinin Trump’ı otomatik olarak İran’dan çekilmeye zorlayacağını düşünmek doğru değil.

Üstelik Trump açısından İran’ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması ve savaşın kendi yönetimi tarafından başarıyla sonuçlandırıldığının gösterilmesi önemli siyasi hedefler olmaya devam ediyor.

İran savaşı bugün hangi aşamada?

Reuters’ın aktardığı tabloya göre ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı savaş, nisan ayındaki ateşkesin ardından askerî ve diplomatik bir çıkmaza girdi.

İran bazı askerî kabiliyetlerini yeniden toparladı.

Hürmüz Boğazı ve enerji taşımacılığı üzerindeki tehditler sürüyor.

Diplomatik görüşmelerde ise ABD’nin İran’ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin talepleri temel anlaşmazlık başlıklarından biri.

Daha önemlisi, Washington yeniden askerî saldırı seçeneğini tamamen gündemden çıkarmış değil.

Bu nedenle mevcut ateşkes durumunu kalıcı barışla karıştırmamak gerekiyor.

Petrol, enflasyon ve finansal piyasalar

İran savaşının geleceğini değerlendirirken askerî açıklamalar kadar ekonomik göstergelere de bakmak gerekiyor.

Hürmüz Boğazı küresel enerji ticareti açısından stratejik önemde.

Bölgede tanker trafiğinin aksaması, sigorta maliyetlerinin yükselmesi veya yeni saldırılar petrol fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.

Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükselişin Amerikan ekonomisindeki etkileri de önemli:

  • Benzin ve taşımacılık maliyetleri yükselir.
  • Enflasyon beklentileri bozulabilir.
  • Fed’in faiz indirim alanı daralabilir.
  • Tüketicilerin satın alma gücü üzerinde yeni baskı oluşabilir.
  • ABD tahvil faizleri ve doların seyri daha karmaşık hâle gelebilir.

Ancak burada petrolün yükselmesinin her koşulda doları güçlendireceği veya altını yükselteceği gibi otomatik bir sonuç çıkarmamak gerekiyor.

Piyasanın vereceği tepki, savaşın süresine, enerji arzının ne ölçüde etkilendiğine, Fed’in tutumuna ve yatırımcıların risk iştahına bağlı olacak.

Türkiye açısından da mesele önemli.

Yüksek petrol fiyatları enerji ithalatı, cari denge ve enflasyon üzerinden ekonomiyi etkileyebilir.

Bu nedenle İran savaşındaki gelişmeleri yalnızca jeopolitik haber olarak değil, Türkiye’nin para politikası ve finansal istikrarı açısından da izlemek gerekiyor.

Peki savaş sürecek mi?

Benim değerlendirmem, seçim yenilgisinin ABD yönetimi üzerindeki siyasi baskıyı belirgin biçimde artırdığı yönünde.

Fakat siyasi baskının artması, savaşın hemen sona ereceği anlamına gelmiyor.

Önümüzde üç olasılık var.

Birinci olasılık: Diplomatik çözüm

Trump, seçim yenilgisinin ardından İran’la anlaşma arayışını hızlandırabilir.

Nükleer faaliyetler, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik konusunda aşamalı bir anlaşma, Washington’a savaşı bitirdiğini ilan etme imkânı verebilir.

Bu, siyasi maliyeti azaltabilecek bir yol.

İkinci olasılık: Ateşkes devam eder, gerilim sürer

Bence mevcut bilgilerle en güçlü çalışma senaryosu bu.

ABD kapsamlı bir kara veya hava savaşına dönmeden askerî baskısını sürdürebilir. İran ise müzakere pozisyonunu korumaya çalışabilir.

Diplomatik görüşmeler devam ederken Hürmüz’de, bölgedeki askerî üslerde veya deniz taşımacılığında yeni krizler yaşanabilir.

Yani geniş çaplı savaş yeniden başlamasa bile savaş riski fiyatlanmaya devam eder.

Üçüncü olasılık: Yeni askerî operasyon

Trump’ın savaş kararını savunmaya devam etmesi ve yeniden saldırı seçeneğinin gündemde bulunması bu olasılığı ortadan kaldırmıyor.

Hatta seçim yenilgisinin ardından yönetimin dış politikada güç gösterisine yönelmesi ihtimalini de tamamen dışlayamayız.

Ancak böyle bir karar, enerji fiyatları ve iç siyasi tepkiler üzerinden Cumhuriyetçiler açısından daha yüksek maliyet yaratabilir.

Sonuç: Vance geleceği, Trump bugünü düşünüyor olabilir

JD Vance’in açıklamasını Amerikan siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum.

Bir başkan yardımcısının kendi yönetiminin yürüttüğü savaşı seçim yenilgisinin temel nedeni olarak göstermesi sıradan bir gelişme değil.

Üstelik savaşın bitirilmesini isteyen seçmenler yalnızca Demokratlardan oluşmuyor. Cumhuriyetçi seçmen tabanının bir bölümünde de belirgin bir rahatsızlık var.

Vance bu rahatsızlığı dile getirerek 2028 için siyasi alan açıyor olabilir.

Trump ise İran politikasından geri adım atmış görünmüyor.

Benim bugünkü temel senaryom, kapsamlı savaşın hemen yeniden başlamasından çok, ateşkes ile askerî tehdit arasında gidip gelen uzun bir gerilim dönemi.

Ancak yeni saldırı riskini düşük ve önemsiz görmüyorum.

Savaşın gerçekten sona erdiğini söyleyebilmemiz için diplomatik bir anlaşma, nükleer dosyada ilerleme ve Hürmüz’deki risklerin azalması gerekiyor.

Seçim sandığı Trump’a bir mesaj verdi.

JD Vance bu mesajı açıkça okudu.

Şimdi Trump’ın o mesajı İran politikasına ne ölçüde yansıtacağını göreceğiz.

Dr. Artunç Kocabalkan
BS Ekonomi

Bu yazı 5 Kasım 2026 itibarıyla erişilebilen haberler ve açıklamalar üzerinden hazırlanmış siyasi ve ekonomik analizdir. Senaryolar tahmin niteliğindedir.

Demokratlar, ara seçimlerde Teksas ve Georgia gibi eyaletlerde göz kamaştırıcı farklar elde ederek Cumhuriyetçileri sandığa gömdü. Partinin önündeki asıl sınav ise seçim kampanyası boyunca meydanlarda verdiği iki temel sözü yerine getirmek: Sıradan Amerikalıların refahını yükseltmek ve başkanı dizginlemek.

Elde edilen bu görkemli zafere rağmen Temsilciler Meclisi ve Senato’nun muhtemel liderleri Hakeem Jeffries (fotoğraftaki) ve Chuck Schumer, başkanın veto yetkisini aşabilecek nitelikli çoğunluğun hâlâ çok gerisinde. Dolayısıyla kapsamlı yasa tasarılarını Kongre’den geçirmeleri pek olası görünmüyor. Yine de bütçe pazarlıklarındaki kozlarını kullanarak bazı tavizler koparmayı; kamusal sağlık programlarının ödeneklerini iade etmeyi, İran savaşını sonlandıracak adımlar atmayı ve Trump’ın maliyetli gümrük vergilerini rafa kaldırmayı deneyeceklerdir. Ancak buradaki temel strateji, Trump ile doğrudan bir çatışma zemini yaratarak partinin önceliklerini seçmene net bir şekilde hissettirmek. Yönetimin üzerindeki denetim ve sorgulama mekanizmaları da gündemi tamamen domine edecek.

Demokratların tek umudu, elde edecekleri somut başarıların 2028’de Beyaz Saray’a giden yolu açması. Ancak hamlelerinin yetersiz kalıp Cumhuriyetçilerin yeniden toparlanmasına alan açması gibi ciddi bir risk de kapıda bekliyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction