
Mehmet Uçum’un açıklamaları, 2028 seçimlerinin yalnızca tarihini değil, Cumhurbaşkanı’nın yeniden adaylığının hukuki zeminini ve Türkiye’nin önümüzdeki dönemde izleyeceği ekonomi politikalarını da tartışmaya açıyor.
Türkiye’de 2028 seçimleri için siyasi takvim şimdiden şekillenmeye başlıyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un CNN Türk’te Ahmet Hakan’a yaptığı açıklamalar, seçimlerin olağan tarihinden önceye alınması ihtimalini ve bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığıyla ilişkisini açık biçimde ortaya koydu.
Konuşmanın en dikkat çekici tarafı, seçimlerin öne alınması ile Cumhurbaşkanı’nın yeniden adaylığı arasındaki ilişkinin doğrudan ifade edilmesi.
Önce konuşmanın tamamını aktaralım.
1. MEHMET UÇUM – AHMET HAKAN KONUŞMASI
Mehmet Uçum:
“Seçimin tarihi 1 hafta öne çekilebilir. Bunun önünde hukuki bir engel yok”
Ahmet Hakan: Seçimin olağan tarihi ne zaman? Tam olarak.
Mehmet Uçum: Seçimin olağan tarihi 7 Mayıs 2028.
Ahmet Hakan: 7 Mayıs 2028. Bunu Mart’a veya Nisan’a çektiğiniz anda Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olma imkânı da oluyor.
Mehmet Uçum: Doğru, yok. Bunun için yapıyorsunuz bunu.
Ahmet Hakan: Evet. Bu bir erken seçim değil o zaman? Öne alınmış seçim.
Mehmet Uçum: Yani bu öne alınmış seçim meselesiyle erken seçim biraz farklı. Mesela şeyi hatırlayın: Biz 2023 seçimini ne zaman yaptık? 14 Mayıs’ta. O seçimin olağan tarihi neydi? 18 Haziran. 18 Haziran’dan beş hafta öne çekilen bir seçim oldu. Kimse ona erken seçim de demedi. Çünkü erken seçim, parlamenter sistemden kaynaklanan, genellikle ekonomik süreçlerden, siyasi krizlerden, uyumsuzluklardan, koalisyonların bozulmasından kaynaklanan bir sorunu çözmek üzere atılmış bir adım. Halka gitmemiz lazım. Burada ise bir imkân yaratmakla, bir imkân oluşturmakla, Cumhurbaşkanımızın adaylığını sağlamakla ilgili seçimlerin öne alınmasıyla ilgili bir değerlendirme var.
Şimdi Cumhurbaşkanımızın adaylığını kim açıkladı Ahmet Bey? AK Parti açıkladı. Kim açıkladı? Sayın Bahçeli açıkladı. “Bizim önümüzdeki dönemde adayımız Cumhurbaşkanı Erdoğan olacak.” Yeni yeni demiş. Tabii. Yani şimdi Cumhurbaşkanımızın kendisi de açıkladı. Kendisi de “ben devam ederim” dedi.
Dolayısıyla şimdi buradan çıkan sonuç nedir? Cumhurbaşkanımızın adaylığı konusunda bir siyasi kararlılık oluştu mu? Oluştu. Dolayısıyla ben buna “Cumhurbaşkanımızın adaylığı siyaseten kesinleşti” şeklinde bir değerlendirme yaparım.
Ahmet Hakan: Peki bu açıklamaları yapanların oy toplamlarına baktığımızda bu yetiyor mu? 360 oya ihtiyaç var.
Mehmet Uçum: Şimdi bakabilir miyiz? 360 oya ihtiyaç var. Şimdi siz hangi partileri alıyorsunuz? AK Parti ve CHP’nin son açıklamasından sonra baktığınızda zaten 371 milletvekili ediyor. Var mı o? Geri de… Geri destekleri de baktığınızda zaten. Hayırları. Geri desteklere baktığınızda 375’e de çıkabilir. 388’e yaklaşabilir.
Ahmet Hakan: Hayır. Şimdi bak seçimleri yenilemek için 360’a ihtiyaç var. Aynen. AK Parti 281, MHP 46, CHP 44… Bunu topluyorsunuz.
Mehmet Uçum: Peki CHP’yi kesin olarak görüyor musunuz? Sayın Kılıçdaroğlu açıkladı bunu.
Yani öte yandan Ahmet Bey buradaki en kritik nokta şu: Cumhurbaşkanımızın adaylığının önünü kesecek şekilde bir siyaset, Meclis’teki hiçbir parti açısından savunulabilir bir şey değil. Şimdi Cumhurbaşkanımızda… 25 yıldır sandıkta yenmek istiyorlar. Geri sandıkta yeniyorsun yani. Zaten açıklamaları da var, hep öyle.
Ahmet Hakan: Şimdi. Hayır. Şunu diyorsunuz ya: Aday olma. Hem “ben Cumhurbaşkanı’nı sandıkta yenmek istiyorum” diye irade gösteriyorsun, hem de Cumhurbaşkanı’nın aday olmasının önüne geçiyorsun. Sandıkta yenme fırsatını geri tepiyorsun.
Mehmet Uçum: Evet. Aday olmasının önüne geçiyorsun. Bir de aday olmaktan söz ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın olmaktan… Söz etmiyoruz yani. Sen demokratik rekabette kendini inanıyorsan, daha iyi bir program koyabileceğini düşünüyorsan, yineceğini düşünüyorsan Cumhurbaşkanımızın önünü kesmezsin.
2. ANAYASAL MESELE: SEÇİMİN ÖNE ALINMASI NEDEN ÖNEMLİ?
Konuşmanın hukuki merkezinde Anayasa’nın 101. ve 116. maddeleri bulunuyor.
Anayasa’nın 101. maddesine göre bir kişi en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebiliyor.
Ancak 116. maddede önemli bir istisna bulunuyor:
Cumhurbaşkanının ikinci döneminde TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabiliyor.
Burada kritik koşul, seçimin yalnızca daha erken bir tarihte yapılması değil, Meclis’in seçimlerin yenilenmesine karar vermesi.
Bu karar için TBMM üye tam sayısının beşte üçü gerekiyor. 600 milletvekili üzerinden hesaplandığında bu sayı 360.
Dolayısıyla tartışmanın hukuki mekanizması şöyle:
Bu mekanizma Anayasa’nın 116. maddesinde açıkça düzenlenmiş durumda.
Burada bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Seçimin bir hafta, üç hafta veya beş hafta öne alınması kendi başına yeni adaylık hakkı yaratmıyor. Belirleyici olan Meclis’in anayasal usulle seçimlerin yenilenmesi kararı alması.
Uçum’un açıklamalarında 16 Nisan 2028 tarihi de gündeme geliyor. Bu tarih, 7 Mayıs 2028 olarak ifade edilen olağan seçim tarihinden üç hafta önceye karşılık geliyor.
Yani konuşmada sözü edilen bir haftalık öne alma ifadesi ile daha önce dile getirilen 16 Nisan önerisi aynı takvim önerisi değil.
3. 360 OY: MECLİS MATEMATİĞİ
Meclis’teki sandalye dağılımı bu tartışmanın ikinci önemli boyutu.
TBMM’nin yayımladığı güncel sandalye dağılımına göre:
| Parti | Milletvekili |
| AK Parti | 281 |
| MHP | 46 |
| CHP | 44 |
| DEM Parti | 56 |
| İYİ Parti | 26 |
| Yeni Yol | 20 |
Kaynak: TBMM milletvekili dağılımı.
AK Parti ve MHP’nin toplamı:
281 + 46 = 327
360 oy için ihtiyaç duyulan ilave destek:
33 milletvekili.
AK Parti, MHP ve CHP’nin mevcut sandalye sayıları toplandığında:
281 + 46 + 44 = 371
Dolayısıyla Uçum’un konuşmasında dile getirdiği 371 sayısı mevcut sandalye dağılımıyla matematiksel olarak örtüşüyor.
Ancak burada iki ayrı konu var:
Birincisi, milletvekillerinin sandalye sayısı.
İkincisi, bu milletvekillerinin gerçekten seçimlerin yenilenmesi yönünde oy kullanıp kullanmayacağı.
Bir partinin yöneticisinin yaptığı açıklama, Meclis’te verilecek oyların kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Bu nedenle 360 oy hesabını siyasi açıklamalardan ziyade Meclis’teki somut irade üzerinden değerlendirmek gerekiyor.
4. SİYASİ TARTIŞMANIN MERKEZİ: ERKEN SEÇİM Mİ, ÖNE ALINMIŞ SEÇİM Mİ?
Uçum’un konuşmasında özellikle üzerinde durduğu kavram, erken seçim ile öne alınmış seçim arasındaki ayrım.
Kendisinin yaklaşımına göre Türkiye, olağan seçim döneminin dışına çıkmadan seçimi birkaç hafta öne alabilir.
Ancak bu tartışmada siyasi ve hukuki tanımları birbirinden ayırmak gerekiyor.
Anayasa’nın 116. maddesinde kullanılan ifade seçimlerin yenilenmesidir.
Bunun siyasi olarak erken seçim, öne alınmış seçim veya zamanında seçim olarak adlandırılması, anayasal mekanizmanın niteliğini değiştirmiyor.
Asıl önemli nokta, seçimlerin yenilenmesi kararının hangi gerekçeyle ve hangi siyasi uzlaşmayla alınacağı.
Uçum, bu kararın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığını mümkün kılmak amacıyla değerlendirildiğini açıkça ifade ediyor.
Dolayısıyla seçim takvimi tartışmasının merkezinde yalnızca seçim tarihi bulunmuyor. Cumhurbaşkanlığı makamının bir sonraki dönemine ilişkin hukuki düzenleme de bulunuyor.
5. EKONOMİ: SEÇİM TAKVİMİ PİYASALAR İÇİN NE ANLAMA GELİR?
Bundan sonrasını ekonomi açısından değerlendirmek gerekiyor.
2028 seçimlerinin olağan takviminden birkaç hafta önce yapılması tek başına ekonomik dengeleri değiştirmez.
Ancak seçimlerin öne alınması etrafında oluşacak siyasi ve ekonomik beklentiler, önümüzdeki dönemin piyasa fiyatlamalarında etkili olabilir.
Özellikle beş başlık önemli.
A. Para politikası ve faiz
Türkiye’nin en önemli ekonomik meselelerinden biri enflasyonla mücadele ve para politikasının güvenilirliği.
Seçim takvimi yaklaştıkça para politikasının siyasi önceliklerle ilişkisi daha fazla tartışılabilir.
Piyasaların takip edeceği temel göstergeler şunlar olacak:
Burada kritik olan seçim tarihinin kendisi değil, seçim dönemine yaklaşırken ekonomi politikasının nasıl yönetileceği.
B. Bütçe ve maliye politikası
Seçim dönemlerinde kamu harcamaları, transferler, ücret politikaları ve sosyal destekler daha fazla gündeme gelebilir.
Bunun kamu maliyesine etkisini anlamak için bütçe açığı, faiz dışı denge ve kamu borçlanma ihtiyacını birlikte takip etmek gerekiyor.
Özellikle bütçe disiplininde oluşabilecek değişiklikler, enflasyon beklentilerini ve tahvil piyasasını etkileyebilir.
C. Döviz kuru ve rezervler
Döviz piyasasında yalnızca faiz farkına bakmak yeterli değil.
Rezervlerin seyri, yabancı yatırımcı pozisyonları, dış finansman ihtiyacı ve ülke risk primi birlikte değerlendirilmeli.
Seçim takvimine ilişkin belirsizliklerin artması halinde döviz talebi ve riskten korunma davranışları değişebilir.
Ancak bunun otomatik olarak kurda yükseliş yaratacağını söylemek doğru olmaz.
Piyasanın vereceği tepki, uygulanan ekonomi politikasına ve güven algısına bağlı olacak.
D. CDS ve yabancı sermaye
Yabancı yatırımcı açısından en önemli konulardan biri ekonomi politikasının devamlılığı.
Türkiye’nin risk priminde oluşacak değişimler, hem devletin hem de özel sektörün dış finansman maliyetini etkileyebilir.
Özellikle:
yakından takip edilmeli.
Seçim takvimi siyasi belirsizliği artırırsa bunun finansal piyasalara yansıması risk primi üzerinden görülebilir.
E. Borsa İstanbul
Borsa İstanbul açısından seçim dönemleri tek yönlü bir fiyatlama anlamına gelmez.
Faiz indirimi beklentileri, kredi büyümesi, kamu harcamaları ve ekonomik aktivite bazı sektörler için destekleyici olabilir.
Diğer taraftan enflasyon beklentilerinin bozulması, kur oynaklığı ve risk primindeki artış hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı yaratabilir.
Bu nedenle bankalar, holdingler, ulaştırma, perakende ve sanayi şirketlerini aynı ekonomik senaryo altında değerlendirmek doğru olmaz.
6. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE HANGİ GÖSTERGELERE BAKACAĞIZ?
2028 seçim tartışmasını yalnızca siyasi açıklamalar üzerinden takip etmek yerine, ekonomi ve piyasa göstergeleriyle birlikte izlemek gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde takip edilmesi gereken göstergeler:
| Gösterge | Neden önemli? |
| Politika faizi | Para politikasının yönü |
| Reel faiz | TL varlıkların cazibesi |
| Enflasyon beklentisi | Fiyat istikrarına güven |
| Bütçe dengesi | Mali disiplin |
| CDS | Ülke risk algısı |
| TCMB rezervleri | Dış şoklara karşı tampon |
| Yabancı tahvil pozisyonları | Sermaye hareketleri |
| Kredi büyümesi | İç talep ve finansal koşullar |
| USD/TRY oynaklığı | Döviz piyasasının risk algısı |
| BIST sektör performansları | Ekonomik beklentilerin dağılımı |
Bu göstergelerin birlikte değerlendirilmesi, siyasi takvimin ekonomik sonuçlarını daha sağlıklı okumamızı sağlayacak.
7. SONUÇ: 2028 SEÇİMİ EKONOMİ POLİTİKASININ DA TESTİ OLACAK
Mehmet Uçum’un açıklamalarıyla birlikte 2028 seçimlerine ilişkin önemli bir siyasi tercih kamuoyu önünde tartışılmaya başlandı.
Seçimlerin olağan tarihinden önceye alınması ve Anayasa’nın 116. maddesindeki düzenlemenin işletilmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin hukuki yolunu oluşturuyor.
Bunun gerçekleşmesi için 360 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Ancak ekonomi açısından daha uzun vadeli bir mesele var.
Türkiye önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadeleyi, mali disiplini ve finansal istikrarı hangi siyasi ve ekonomik önceliklerle sürdürecek?
Seçim takvimi yaklaşırken piyasaların değerlendireceği temel konu da bu olacak.
Çünkü yatırımcılar açısından seçim tarihi kadar, hatta ondan daha fazla, seçim öncesinde uygulanacak ekonomi politikası önem taşıyor.
2028’e giderken Türkiye’nin para politikası, bütçe dengesi, döviz rezervleri ve risk primi birlikte izlenmeli.
Siyasi takvim değişebilir. Piyasanın güven duyduğu ekonomi politikasının ise takvimden bağımsız olarak sürdürülebilmesi gerekiyor.