0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

Christine Lagarde tehlikeli bir anda görevinden ayrılıyor

Resmiyet kazandı: Christine Lagarde, Avrupa Merkez Bankası’ndan ayrılıyor. Madame la présidente’in, Cenevre merkezli Dünya Ekonomik Forumu’nun yeni başkanı olması ve böylece Davos’taki ünlü yıllık zir...
Hülya Kocaer
Kasım 1, 2026
Paylaş

Resmiyet kazandı: Christine Lagarde, Avrupa Merkez Bankası’ndan ayrılıyor. Madame la présidente’in, Cenevre merkezli Dünya Ekonomik Forumu’nun yeni başkanı olması ve böylece Davos’taki ünlü yıllık zirvenin ev sahipliğini üstlenmesi bekleniyor. IMF’nin eski genel müdürü olan 70 yaşındaki Lagarde, Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) COVID-19 pandemisi ve sonrasında yaşanan enflasyon şokları boyunca liderlik etti.

20261031 WOC071

Lagarde, görev süresinin dolmasına dokuz ay kala, gelecek şubat ayında koltuğunu bırakacak. Üstelik bunu Avrupa’nın ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya olduğu dönemde yapacak. Bir zamanlar maliye bakanlığı görevini üstlendiği anavatanı Fransa, mali disiplinden giderek uzaklaşıyor. İnandırıcı bütçe planlarının ortaya konulamaması, ülkenin tahvil faizlerini hızla yukarı çekti. Fransız tahvilleri ile Almanya’nın gösterge tahvilleri arasındaki faiz farkı, 2010’ların başındaki avro bölgesi krizinin en ağır günlerindeki seviyelere ulaştı (grafiğe bakınız). Avro karşıtlığıyla tanınan aşırı sağcı popülist Marine Le Pen’in gelecek yıl Élysée Sarayı’na yerleşmesi de ihtimaller arasında. Lagarde’ın halefini hiç de imrenilecek bir görev beklemiyor: Fransa’yı kamu harcamalarını kısmaya ikna etmek.

Lagarde’ın görev süresi çok daha sakin bir dönemde başlamıştı. 2019’da avro krizi geride kalmış, kamu borçları hızla düşmeye başlamıştı. ECB’nin önündeki temel mesele, yüzde 1’in biraz üzerinde seyreden enflasyonu yüzde 2’lik hedefe nasıl çıkaracağıydı. Ortada ciddi bir kriz yoktu. Bu nedenle politika yapıcılar, merkez bankacılığını çevre dostu hâle getirmek gibi başka alanlara yönelmişti.

Ancak bu sakin dönem uzun sürmedi. Lagarde göreve geldikten kısa süre sonra ECB, art arda üç büyük sınavla karşı karşıya kaldı.

İlk sınav, göreve başlamasından birkaç ay sonra COVID-19’un Avrupa’ya ulaşmasıyla geldi. Yatırımcılar güvenli limanlara yöneldi. Avrupa’da bunun karşılığı Almanya’nın devlet tahvilleriydi; çevre ülkelerin tahvilleri değil. Lagarde başlangıçta ECB’nin görevinin “faiz farklarını kapatmak olmadığını” söyledi. Piyasalar bu açıklamayı hoş karşılamadı.

Lagarde, Avrupalı politika yapıcıların yıllardır çözmeye çalıştığı ikilemle karşı karşıyaydı. Tahvil faizleri arasındaki farkın aşırı açılması, ECB’nin para politikasını etkisizleştirebilir. Bir ülkenin fiilî borçlanma maliyetleri çok daha hızlı yükseliyorsa, politika faizini düşürmenin ne anlamı kalır? Öte yandan piyasa disiplini, siyasetçileri sorumsuzca borçlanmaktan ve sorunlarını ECB’nin kapısına dayamaktan alıkoyan temel mekanizmalardan biri. Ancak pandemi koşullarında bir de mali kriz yaşanması ihtimali göze alınamayacak kadar ağırdı. Lagarde bunun üzerine kapsamlı bir tahvil alım programı başlattı. Böylece ECB, avro bölgesinin tam anlamıyla son başvuru mercii olmasa da kriz anlarında devreye giren kredi sağlayıcısına dönüştü.

İkinci sınav enflasyondu. Pandemi dönemindeki teşvikler, tedarik zincirlerindeki aksamalar ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin tetiklediği enerji şoku, avro bölgesinde enflasyonu 2022’de yüzde 10’un üzerine taşıdı. Lagarde başlangıçta faiz artırma konusunda isteksiz davrandı. Diğer birçok merkez bankası gibi ECB de fiyat artışlarının geçici olabileceğini düşündü. Harekete geçmekte çoğu merkez bankasından daha fazla gecikti. Ancak ücretler yükselmeye ve enflasyon ekonominin geneline yayılmaya başlayınca geri adım atmak zorunda kaldı. Temmuz 2022 ile Eylül 2023 arasında faizler toplam 4,5 puan artırıldı. Enflasyon, 2024’ün sonlarına doğru yeniden yüzde 2 civarına geriledi.

Avrupa, üçüncü sınavın sonuçlarıyla ise hâlâ boğuşuyor: yüksek kamu borçları. 2022’de faizlerin yükselmeye başlaması, borç yükü en ağır ülkeler üzerindeki baskıyı artırdı. Aynı yılın temmuz ayında İtalya’nın borçlanma maliyetleri Almanya’nınkinden çok daha hızlı yükselmeye başladı. Bunun üzerine Lagarde, tahvil faizleri arasındaki farkı kontrol altında tutmak amacıyla yeni bir “Aktarım Koruma Aracı” (Transmission Protection Instrument) geliştirdi.

Pandemi sırasında ECB’nin müdahalesi için güçlü gerekçeler vardı. Ancak bu kez piyasalardaki yeniden fiyatlama gerçekten kontrolsüz müydü? Piyasalar en azından başlangıçta olağanüstü bir endişe sergilemiyordu. Yatırımcılar, ülkeler temel makroekonomik disiplin kurallarına bağlı kaldığı sürece ECB’nin tahvil piyasalarındaki düzensizliklere müdahale edeceğini öğrendi.

Peki ya bu kurallara uymayan ülkeler? Lagarde’ın halefinin başını en çok ağrıtacak soru bu olacak. Nisan ve mayıs 2027’de yapılacak Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin belirsizliği gidermesi pek olası görünmüyor. Le Pen, borcu azaltmak için harcama kesintileri önermiş olsa da somut planları oldukça zayıf. Üstelik partisinin, tıpkı mevcut azınlık hükümeti gibi, yasaları geçirebilecek bir parlamento çoğunluğuna sahip olması beklenmiyor. Bir merkez adayın kazanması hâlinde bile ilerleme ihtimali pek parlak değil. Fransız tahvilleri ile Alman tahvilleri arasındaki faiz farkı büyümeyi sürdürürken ECB, avro bölgesinin en büyük ikinci ekonomisiyle ciddi bir hesaplaşmaya hazırlanmak zorunda.

Hollanda Usulü

Lagarde’ın halefinin belirlenmesi son derece siyasi bir süreç olacak. Avrupa’ya özgü bir yöntemle, bu kez birden fazla üst düzey görev için aynı anda pazarlık yürütülecek. ECB’nin altı üyeli yönetim kurulunda gelecek yılın sonuna kadar üç koltuk boşalacak. Avronun ilk 25 yıllık tarihinde bankanın yönetiminde sırasıyla bir Hollandalı, iki Fransız ve bir İtalyan söz sahibi oldu. Şimdi sıra Almanya’ya gelmiş olabilir. Ancak bir sorun var: Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de Alman ve görev süresi 2029’a kadar devam ediyor.

Bu nedenle öne çıkan iki aday başka ülkelerden. Bunlardan ilki, merkez bankalarının oluşturduğu uluslararası kuruluş olan Uluslararası Ödemeler Bankası’nın İspanyol başkanı Pablo Hernández de Cos. Diğeri ise Hollanda Merkez Bankası’nın eski başkanı Klaas Knot.

Hernández de Cos, Alman yetkililerin tercih edebileceği bir isim. Berlin, Fransa’yı onun gevşek para politikasından yana, yani enflasyona daha fazla tolerans gösteren bir aday olduğuna ikna etmeye çalışabilir. Böyle bir tercihin dengelenmesi için ECB’nin başekonomistliğine bir Alman’ın getirilmesi gündeme gelebilir. Böylece güney Avrupa’nın daha yüksek enflasyona hoşgörüyle yaklaşan tutumuyla, hükümetler faiz indirimi talebiyle kapıya dayandığında sergilenen Alman disiplin anlayışı arasında denge kurulabilir. Bu formül, ekonomik açıdan güçlü ve mali dengeleri görece sağlam olan İspanya’ya da bankanın yönetiminde söz sahibi olma fırsatı verir.

Ancak Fransızları bu tür hesaplarla ikna etmek kolay değil. Onlara göre Hernández de Cos sanıldığı kadar gevşek para politikasından yana değil. Dahası, bir sonraki ECB başkanının Alman çizgisine daha yakın olması gerektiğini artık kabul ediyorlar. Bu açıdan Hollandalı Klaas Knot onlar için kabul edilebilir bir seçenek; ancak bir şartla: Başekonomist Fransız olmalı.

Fransa’nın bu görev için öne çıkardığı adayların da kadın olması dikkat çekiyor. Bunun önemli bir nedeni var. Lagarde ve yönetim kurulunun diğer kadın üyesi Isabel Schnabel görevden ayrılıyor. Üstelik ECB’nin para politikası kurulunda yer alan 21 ulusal merkez bankası başkanının tamamı erkek. Kadın temsilinin bu denli düşük olması, kurum açısından giderek daha rahatsız edici bir tabloya dönüşüyor.

Alman politika yapıcılar ise yeni ECB başkanının görev tanımına odaklanabilir. Listenin ilk sırasında, Paris’teki siyasetçilere Fransız tahvillerinin yüksek faizle işlem görmesinin kendi politikalarının sonucu olduğunu anlatmak var. Merkez bankacılarından herhangi bir destek gelmeden önce güvenin yeniden tesis edilmesi için mali önlemlerin alınması gerektiği açıkça ortaya konmalı. Almanya, böyle bir mesajın en iyi, doğrudan ve soğukkanlı Hollanda üslubuyla verilebileceği sonucuna varabilir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction