0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

Latin Amerika İsrail’i kucaklıyor

“LATİN AMERİKA’DA olağanüstü bir şey yaşanıyor” diyordu koltuğu sallantıda olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ekim’de yüzünde tebessümle. “Her şey geri dönüyor! O büyük dostluk.” Netanyahu b...
Hülya Kocaer
Ekim 22, 2026
Paylaş

“LATİN AMERİKA’DA olağanüstü bir şey yaşanıyor” diyordu koltuğu sallantıda olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Ekim’de yüzünde tebessümle. “Her şey geri dönüyor! O büyük dostluk.” Netanyahu bu açıklamayı, Kolombiya’nın Kudüs’teki yeni büyükelçiliğinin açılışının ardından yaptı. Kolombiya, kutsal şehri İsrail’in başkenti olarak tanıyan dördüncü —ve şimdiye kadarki en kalabalık nüfuslu— Latin Amerika ülkesi oldu. Sonuncusu olması da pek muhtemel görünmüyor.

İsrail, Gazze’deki savaşın bir sonucu olarak giderek daha da yalnızlaştı. Ancak Latin Amerika’daki birçoğu yeni seçilmiş muhafazakar liderler, ilişkileri çarpıcı bir biçimde güçlendiriyor. Arjantin Başkanı Javier Milei bu konuda en hevesli isim. Bu yılın başlarında The Economist’e verdiği demeçte Netanyahu’nun bir “süper star” olduğunu düşündüğünü söylemişti. Kendisi de tuhaf bir şekilde “dünyanın en siyonist başkanı” olduğunu iddia ediyor. Nisan ayında Mr. Milei, İsrail ile bölge arasında daha yakın bir etkileşimi hedefleyen muğlak bir çerçeve niteliğindeki “İshak Anlaşmaları”nı (Isaac Accords) duyurdu. Buenos Aires ile Tel Aviv arasındaki yeni bir doğrudan uçak seferi önümüzdeki ay başlıyor.

Brezilya başkanlık seçimlerinin favorisi Flávio Bolsonaro, 25 Ekim’de kazanması halinde ülkesinin büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma sözü verdi. Batı Şeria’ya yakın zamanda yaptığı bir ziyaret sırasında İsrailli yerleşimcilere “tam desteğini” bildirdi; hem kendisi hem de Mr. Milei Ağlama Duvarı’nda dua etti. Büyükelçiliğini taşımanın yanı sıra Kolombiya, Ağustos ayında ABD dışında İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki iddiasını desteklediğini açıklayan tek ülke oldu. Bogotá’daki Los Andes Üniversitesi’nden Sandra Borda, “İsrail ile olan ilişkimize hiçbir zaman bu kadar önem vermemiştik” diyor.

Bolivya’da Rodrigo Paz, Şili’de José Antonio Kast ve Honduras’ta Nasry Asfura, seleflerinin Gazze’deki katliama tepki olarak seviyesini düşürdüğü diplomatik ilişkileri yeniden güçlendirdi. Venezüella’nın geçici başkanı Delcy Rodríguez, Çavezci rejimin İsrail’e karşı uzun süredir devam eden husumetini yumuşattı. Haziran ayında Karakas yakınlarında meydana gelen büyük depremlerin ardından İsrail’in arama kurtarma ekibi gönderme teklifini kabul etti ve konsolosluk ilişkilerini yeniden başlattı. Kolombiya Yahudi Cemaatleri Konfederasyonu’ndan Marcos Peckel, İsrail’in mavi-beyaz bayrağına atıfta bulunarak, “Latin Amerika mavi bir kıtaya dönüşüyor” değerlendirmesini yapıyor.

Bölgedeki bazı liderler güçlü kişisel inançlarla hareket ediyor. Mr. Milei’nin bir hahamla Tevrat çalıştığı biliniyor. Ağustos ayında The Economist ofisini ziyaret ettiğinde, masasında İbranice bir metin duruyordu. 2025’te İsrail parlamentosuna yaptığı konuşmada “Batı kültürünü savunma” sözü vermişti. Bununla birlikte, siyasi hesapların da odağa yerleştiği aşikar. İsrail ile yakınlaşmak, Latin Amerika’daki yeni sağın ABD Cumhuriyetçi Partisi ve Donald Trump nezdinde sempati kazanmasının bir yolu.

London merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’dan Christopher Sabatini, bunun siyasi maliyetinin nispeten düşük olduğunu söylüyor. Pew araştırma şirketinin yaptığı bir anket; Arjantinlilerin, Brezilyalıların, Kolombiyalıların ve Peruluların yarısından biraz fazlasının İsrail hakkında olumsuz görüşe sahip olduğunu gösteriyor —ki bu oran İngiltere’deki %69 ve İspanya’daki %78’lik oranların oldukça altında. Latin Amerika’nın büyük bölümünde İsrail ve Filistin ile ilgili meseleler, seçmenler için suçla mücadele etmek ve ekonomiyi canlandırmaktan çok daha az önem taşıyor.

Bölgede, İsrail’e açıkça destek verilmesini teşvik eden ve hızla büyüyen bir seçmen tabanı da var: Evanjelik Hristiyanlar. Birçoğu Yahudilerin İsrail’e dönmesinin dini kehanetleri gerçekleştirdiğine inanıyor. Yeniden doğmuş Hristiyanlar, sağcı liderlerin iktidara gelmesinde oldukça etkili oldu. Kolombiya’daki seçimlerden önce evanjelik seçmenler, bir zamanlar ateist olan ancak şimdi ateşli bir Katolik haline gelen seçimin galibi Abelardo de la Espriella için dua nöbetleri tuttu. Evanjelikler, Brezilya seçimlerinin ilk turunda da Mr. Bolsonaro’nun arkasında kenetlendi.

Bölgedeki liderlerin birçoğu çetelere karşı sert bir tutum sergileme vaadiyle göreve geldi. Hükümetler, planlarına güç katmak için İsrail’den gelecek silahlara ve danışmanlığa güveniyor. 2022 yılında, cinayet oranı Latin Amerika ortalamasının üç katı olan Ekvador, İsrail yapımı zırhlı araçlar satın almak için yaklaşık 65 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı. Ekvador’daki şiddetin kökleri, Mr. de la Espriella’nın son zamanlarda silahlı grupları bombaladığı komşu Kolombiya’ya dayanıyor. Ancak 2015-18 yılları arasında Kolombiya ordusuna liderlik eden General Alberto José Mejía, silahlı kuvvetlerin etkili bir şekilde hareket edebilmesi için İsrail’in istihbarat ve İHA teknolojisine ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

2024 yılında dönemin başkanı Gustavo Petro, İsrail ile ilişkileri kesmiş ve Kolombiya ordusunun uzun süredir bel bağladığı silah ve ekipman alımlarını durdurmuştu. General Mejía, ülkenin silah stoklarının tükendiğini söylüyor. Kolombiya’daki muhtelif isyancı gruplar, Mr. Petro’nun 2022’de göreve geldiği döneme kıyasla neredeyse iki katına çıkarak 28.000’den fazla savaşçıyı bir araya getiriyor. Kolombiyalı bir istihbarat uzmanı, “İsrail savunma sanayii bu hükümetle bayram edecek” diyor.

İsrail ile yaşanan bu bahar havası uzun sürer mi? ABD’de Kasım ayında yapılacak ara seçimler bu açıdan kritik. Cumhuriyetçiler sandıktan kan kaybederek çıkarsa, Latin Amerika’daki liderler Mr. Trump’ın izinden gitmeye biraz daha az istekli hale gelebilir. Şili’de İsrail’e karşı takınılan daha dostane politika sert bir tepkiye yol açtı (ülkede büyük bir Filistin topluluğu yaşıyor). Kolombiya’nın eski Filistin yanlısı politikalarının destekçileri de dehşete düşmüş durumda. İsrail’in 27 Ekim’de yapılacak kendi seçimleri de belirsizliği artırıyor. Ancak en azından şimdilik Latin Amerika ve İsrail, yıllardır görmedikleri en sıkı bağı tecrübe ediyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction