0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

ABD ekonomisini gerçekten Çin mi vurdu?

AMERİKA’DA sol da sağ da pek az konuda hemfikirdir. Ancak en koyu Mavi şehirlerden en ateşli Kırmızı kasabalara kadar neredeyse herkes, Amerika’nın 2000’li yıllarda bir “Çin şoku” yaşadığını kabul ede...
Hülya Kocaer
Ekim 22, 2026
Paylaş

AMERİKA’DA sol da sağ da pek az konuda hemfikirdir. Ancak en koyu Mavi şehirlerden en ateşli Kırmızı kasabalara kadar neredeyse herkes, Amerika’nın 2000’li yıllarda bir “Çin şoku” yaşadığını kabul eder. Joe Biden’ın en üst düzey ekonomi danışmanı, hızla artan Çin ithalatının “yaklaşık 1 milyon” imalat sanayii istihdamını yok ettiğini söylemişti. Donald Trump’ın Hazine Bakanı Scott Bessent ise geçen yıl bu rakamın 3,7 milyon ABD istihdamı olduğunu öne sürdü. Bu tür iddiaların dayandığı ekonomik araştırmalar (Mr. Bessent örneğinde biraz gevşekçe de olsa) muazzam bir etkiye sahip. Yine de bu iddialar bir o kadar da tartışmalı. Çin ile yapılan ticaretin Amerikan ekonomisine tam olarak ne yaptığına dair tartışmalar bugünlerde yeniden alevleniyor.

Çığır açan makale 2013 yılında akademik ekonomistler David Autor, David Dorn ve Gordon Hanson üçlüsü tarafından yayımlandı. Makale, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılımı civarında yaşananları inceliyordu. Çin malları Amerika’ya aktı; imalat sanayiindeki işler azaldı. Peki farkı yaratan gerçekten Çin miydi? Yazarlar bunu çözmek için, diğer zengin ülkelerin Çin’den yaptığı sektörel ithalat artışına dayanarak yerel bölgelerin bu şoka maruz kalma derecesini tahmin ettiler. Örneğin, oyuncak üretimi istihdamının yüksek olduğu bir yer, zengin dünyada Çin yapımı oyuncak ithalatı hızla artıyorsa hassas/savunmasız kabul edildi.

Yaptıkları tahminler, Çin mallarına maruz kalmanın 1990’dan 2007’ye kadar imalat sanayii istihdamındaki düşüşün yaklaşık dörtte birini açıkladığını gösteriyordu. Etkilenen bölgelerde kapanan fabrikaların yanı sıra daha düşük ücretler, daha yüksek genel işsizlik ve daha fazla sosyal yardım başvurusu tespit edildi. Makalenin 2011’de dolaşıma giren ilk taslakları, Çin ile ticaretin toplam maliyetinin sağladığı faydaları aştığını söylemeye kadar varıyordu.

Bu bulgular, 2016’da Donald Trump’ın yükselişini açıklamaya çalışan yorumcular arasında adeta bir dogma haline geldi. Ekonomistler de bu verileri enine boyuna inceledi. Bazıları, rakamlar büyük görünse de Amerika büyüklüğündeki bir ekonomi için bunların bir yuvarlama hatasından ibaret olduğuna dikkat çekti. 2001’den bu yana Amerikalılar 1,5 milyardan fazla kez iş değiştirdi. Mr. Bessent haklı olsa ve Çin, Amerika’ya 25 yılda 3,7 milyon işe mal olmuş olsa bile, yaşanan iş değişikliklerinin neredeyse tamamının bununla hiçbir ilgisi yoktu. 2001 öncesindeki 20 yılda, imalat sektöründeki Amerikalı çalışanların payı yılda 0,4 yüzde puan düşüyordu. 2001’den sonraki on yılda da aşağı yukarı aynı oranda düştü.

Diğer eleştirmenler, Çin şoku literatürünün iyi tarafları görmezden gelip sadece kötü taraflara odaklandığını savunuyor. Bazı araştırmalar, Çin’e maruz kalan bazı yerlerin imalat sanayiinde iş kaybederken hizmet sektöründe yeni işler kazandığını; daha ucuz ithalatın Amerikan işletmelerinin maliyetlerini düşürerek büyümelerine imkan tanıdığını ve Çin’in DTÖ’ye katılımının çift taraflı bir süreç olarak Amerikalı ihracatçılara Çin pazarına daha iyi erişim sağlayıp bu yolla istihdamı artırdığını gösteriyor.

Savaşların en şiddetlisi ise orijinal makalenin yöntemleri üzerine yaşandı. Makalenin muhtemelen en çok alıntılanan istatistiği —Çin rekabetinin neden olduğu imalat işi kayıplarının dörtte biri— tahmini bir hesaplamaydı. Yazarların istatistiksel mahareti, ulusal düzeydeki toplam etkiyi değil, Çin şokunun Amerika’nın farklı bölgelerindeki nispi etkisini yakalıyordu. Makale, rakamları yerelden ulusala uyarlamanın bazı kaba varsayımlar gerektirdiğini kabul ediyordu; ancak yorumcuların sıklıkla görmezden geldiği bir şerhti bu. Ulusal etkiyi tespit etmeyi amaçlayan sonraki “genel denge” analizleri daha düşük bir rakam ortaya koydu. Yale Üniversitesi’nden Lorenzo Caliendo ve ortak yazarları, 2019 tarihli bir makalede, Çin şokunun 2000 ile 2007 arasında kaybedilen imalat işlerinin %16’sını açıkladığını tahmin etti.

Bir de Autor, Dorn ve Hanson’ın, zaten yok olmaya mahkum olan imalat işlerini yok ettiği için Çin’i suçlayıp suçlamadığı sorusu var. 2022’de UC Berkeley’den Kirill Borusyak, Brown Üniversitesi’nden Peter Hull ve London School of Economics’ten Xavier Jaravel, orijinal çalışmanın sırf çok sayıda fabrikaya sahip oldukları için bazı yerleri yanlışlıkla Çin şokuna maruz kalmış gibi değerlendirdiğini gösterdi. Dolayısıyla çalışma, gerçekte otomasyon gibi sektör genelindeki faktörlerin yol açtığı iş kayıplarını Çin’e yüklemiş olabilirdi. Bu sorunun kontrol altına alınması, Çin şokunun istihdam üzerindeki etkisini yaklaşık yarı yarıya azalttı.

Birmingham Üniversitesi’nden Joseph Francis yeni bir makalede bu yöntemi, Çin şokunun sözde sosyoekonomik sonuçlarına kadar genişletiyor. Mr. Francis, Mr. Borusyak ve meslektaşlarının istatistiksel düzeltmesi uygulandığında, şokun bu daha geniş etkilerinin “ortadan kaybolduğunu” yazıyor. Çin ithalatının hanehalkı gelirlerini düşürdüğü artık kanıtlanamıyor; sağlık, aile yapısı ve sosyal yardım ödemeleri üzerindeki etkisi ise daha küçük görünüyor.

Autor, Dorn ve Hanson “bu yöntemin bizimkinden daha uygun olduğuna dair bir uzlaşı bulunmadığını” söylüyor. Ancak Mr. Hull, kendisinin ve ortak yazarlarının yaklaşımının daha uygun olduğuna “güçlü bir şekilde” inanıyor ve bu yaklaşımın “hakem denetiminden geçerek iki prestijli dergide yayımlandığını” vurguluyor.

Aklanma Süreci

Belki de bu iki yaklaşım, Çin şokunun büyüklüğüne dair bir üst ve alt sınır koyuyordur? Yeni istatistiksel kontroller, verileri otomasyon gibi imalat ağırlıklı tüm yerleri etkilemiş olabilecek eğilimlerden arındırıyor. Ancak Çin şokunun muhtemelen geneli kapsayan bir etkisi de vardı ve bu etki artık hesaba katılmıyor. Autor, Dorn ve Hanson, “Temel bulgularımız bu tartışmalı yönteme bağlı değil” diye ısrar ediyor. Çin şokunun ardından bireysel fabrika çalışanlarının yaşadığı talihsizlikleri vergi ve diğer idari kayıtlar üzerinden izleyen diğer çalışmalara dikkat çekiyorlar.

Çin şokunun işleri yok ettiği ve bazı çalışanlara zarar verdiği inkar edilemez görünüyor. Ancak 1990’dan 2007’ye kadar kaybedilen her dört imalat işinden birine bu şokun neden olduğu yönündeki bulgu zamanın testinden geçemedi. Orijinal araştırmanın yapıldığı zamanlarda başlayan ve ne yazık ki şokun büyüklüğüne dair şüphe götürür iddiaların entelektüel kılıf sağladığı serbest ticaret karşıtı popülist dalga da keza öyle.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction