0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

Fransa kaosa sürükleniyor!…

Fransa tarihi, çalkantılar ve isyanlarla dolu. Charles de Gaulle’ün 1958’de kurduğu cumhuriyet, yalnızca on yıl sonra Mayıs 1968’deki öğrenci protestolarıyla sarsıldı; general de ertesi yıl istifa ett...
Hülya Kocaer
Ekim 19, 2026
Paylaş

Fransa tarihi, çalkantılar ve isyanlarla dolu. Charles de Gaulle’ün 1958’de kurduğu cumhuriyet, yalnızca on yıl sonra Mayıs 1968’deki öğrenci protestolarıyla sarsıldı; general de ertesi yıl istifa etti. Emmanuel Macron da 2018-2019 yıllarında sarı yeleklilerin aylar süren kitlesel ve şiddetli gösterileriyle karşı karşıya kaldı. Düzeni yeniden sağlamak için başkentin Arnavut kaldırımlı sokaklarına zırhlı araçlar gönderdi. Ancak 17 Ekim’de Fransa’nın dört bir yanındaki kentlerde kamu binalarının ateşe verildiği, dükkânların yağmalandığı ve ortalığın savaş alanına döndüğü görüntüler, bazı açılardan daha da vahimdi. Çünkü bu olaylar ülkeyi daha derin bir kutuplaşmaya sürükleyebilir ve gelecek baharda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde seçmenleri iki uç arasında tercih yapmak zorunda bırakabilir.

Sokak ayaklanmalarına alışkın bir ülke için bile hafta sonu yaşananlar sarsıcıydı. Limoges’de 19. yüzyıldan kalma belediye binasının saat kulesi ve çatısı, binanın ateşe verilmesinin ardından çöktü. Maskeli yağmacılar, Marsilya’daki belediye binasına girerek Fransa’nın resmî sembolü Marianne’ın mermer büstünü devirdi. Bordeaux’da kapüşonlu gençler, Louis Vuitton ve diğer mağazaların vitrinlerini kırarak çantaları, spor ayakkabıları ve bulabildikleri başka ürünleri yağmaladı. Gençlerden biri, çaldıklarını plastik bir alışveriş sepetinde taşıyarak süpermarketten dönüyormuş gibi yürürken diğerleri Nike ayakkabılarını kutularından çıkarıp kaçtı. Gökyüzünü siyah duman bulutları kapladı, çevik kuvvet polisleri göstericilere müdahale etti. Yalnızca cumartesi günü ülke genelinde 2.000’den fazla kişi gözaltına alındı. Macron, televizyondan yaptığı açıklamada, “Bu akşam hepimiz öfke ve utanç duyuyoruz” dedi.

Bir gün boyunca düzenlenen protestolara katılan yaklaşık 500 bin kişinin bir bölümü için de olayların kontrolden çıkması, ekran başından gelişmeleri izleyenler kadar üzücüydü. Bordeaux Üniversitesi’nde okuyan 20 yaşındaki Pauline, “Yağmacılar hareketimizi itibarsızlaştırıyor” diyerek tepkisini dile getirdi. Her şeye karşı protesto etmek için sokağa çıktığını söyleyen öğrenci; kalabalık amfilerden yüksek benzin fiyatlarına, polis baskısından cumhurbaşkanına kadar pek çok şikâyetini sıraladı. Kırılmış bir otobüs durağının yakınındaki duvarda “Macron, t’es mort” (Macron, sen bittin) yazısının yanında “ACAB” (Bütün polisler alçaktır) ve Fransız Devrimi’nin yılı olan “1789” ifadeleri yer alıyordu. Eylül ortasından bu yana polisle çatışan öğrenciler, öfkelerini ve tahribatı kendi okullarına yöneltmişti. Bu kez ise göstericiler, kendilerine kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi, gelişmiş toplu taşıma ve dünyanın en yüksek yaşam standartlarından birini sunan devletin sembollerini hedef aldı.

20261018 DOP902

Yağma ve vandalizm olaylarının bir bölümü fırsatçılıktan kaynaklanmış olabilir. Ancak kayak gözlükleri ve yüz maskeleri takarak sokağa çıkanların önemli bir kısmının kavga çıkarmaya kararlı olduğu açıktı. Üstelik hükûmete ve polise duyulan güveni sarsmak amacıyla örgütlü hareket ediyor gibiydiler. Popülist sol çizgideki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinin lideri Jean-Luc Mélenchon, şiddetten sorumlu oldukları iddiasını reddederek olayları polisin tutumuna bağladı. Hükûmet ise olayları kimin körüklediği konusunda net: Protestoları siyasi amaçları doğrultusunda “istismar etmekle” ve Fransa’yı yönetilemez hâle getirmeye çalışmakla suçladığı LFI. Merkez çizgideki Başbakan Sébastien Lecornu, aşırı solun şiddeti cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir “ısınma turu” olarak kullandığını söyledi.

Protestoların arka planında, gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimleriyle bağlantılı derin bir siyasi gerilim yatıyor. Yaklaşık on yıldır görevde olan Macron, anayasa gereği yeniden aday olamıyor. Protestolara katılan öğrencilerin çoğu, başka bir siyasi liderin yönetiminde yaşadıkları bir dönemi hatırlamıyor. Ülke değişim istiyor ancak bu değişimin nasıl olması gerektiği konusunda keskin biçimde bölünmüş durumda.

Paris’teki gösterilere katılan Mélenchon destekçileri, görece barışçıl protestoları kendi adaylarının gücünü ortaya koyan bir gövde gösterisi olarak görüyor. Popülist solun cumhurbaşkanı adayı olan Mélenchon’un karşısındaki Marine Le Pen’in destekçileri ise aynı olayları, Mélenchon’un ülkeyi yönetmeye uygun olmadığının ve Macron’un ülkede kontrolü sağlayamadığının kanıtı sayıyor. Merkez siyaset, Macron’un yerini alabilecek güçlü bir aday bulmakta zorlanırken anketler, gelecek yıl nisan ve mayıs aylarında yapılacak iki turlu seçimlerin ikinci turunda Mélenchon ile Le Pen’in karşı karşıya gelebileceğine işaret ediyor. Böyle bir senaryoda Le Pen’in kazanması neredeyse kesin görünüyor.

20261018 DOP903

Önümüzdeki altı ayda, hatta sonrasında, siyasi söylemin daha da kutuplaşması ve sokakların siyasetin başlıca mücadele alanlarından biri hâline gelmesi muhtemel. Seçmenlerin 2027’de anketlerde bir yılı aşkın süredir önde görünen Le Pen’i Élysée Sarayı’na taşıması, sol kesimde yeni bir protesto dalgasını tetikleyebilir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yapılacak parlamento seçimleri de yeni gerilimlere kapı aralayabilir.

Üstelik Macron’un sarı yelekliler döneminde tansiyonu düşürmek için mali destek paketleri açıklayabilecek hareket alanı vardı. Bugün ise Fransa’nın kamu maliyesi son derece kötü durumda ve tahvil piyasaları giderek daha tedirgin. Bütçe açığının bu yıl gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5,4’üne ulaşması bekleniyor. Bu oran, avro bölgesindeki en yüksek seviyelerden biri. Fransa artık borçlanmak için İtalya ve Yunanistan’dan daha yüksek maliyetlere katlanıyor. Üstelik bu yıl borç faizlerine ayıracağı kaynak, eğitim veya savunma harcamalarının her birini aşacak.

Piyasaların tedirginliğiyle sokaklardaki öfkenin birleşmesi, son derece tehlikeli bir tablo ortaya çıkarıyor. Daha da kötüsü, gündemin kamu düzenine kayması Fransa’nın acilen yapması gereken siyasi tartışmayı erteleme riskini doğuruyor: Ülke, hangi kapsamda bir sosyal güvenlik sistemini finanse edebilir ve bu sistemi sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu refahı nasıl üretebilir? Bunun yerine önde gelen siyasetçiler emeklilik yaşını düşürme sözü veriyor. Oysa bu adım, kamu harcamalarının en büyük kaleminde gelecekte sağlanabilecek tasarruflardan vazgeçmek anlamına geliyor.

Emeklilik yaşının yükseltilmesi gerektiğini açıkça savunan başlıca aday, merkez siyasetten Édouard Philippe. Ancak anketlerde ivme kazanamıyor. Yeni bir ankete göre Philippe ile Mélenchon, ilk turda yüzde 15-16 civarında destekle başa baş durumda. İkisi de yüzde 32 ile önde görünen Le Pen’in oldukça gerisinde.

Cumartesi günü sokaklarda olmayan, ancak ülkenin ne yapması gerektiğinin farkında olan başka bir Fransa da var. Sessiz çoğunluğun bir bölümü, protestoların ertesi günü sonbahar güneşinin altında teras kafelerinde yeniden bir araya geldi. Bordeaux’da bir garson, yaşanan şiddeti “skandal” olarak nitelendirdi. Ancak siyasi uçlar, bu ölçülü sesleri bastırmakta son derece mahir.

Merkez siyaset, kamu maliyesinde disiplinin ve sokaklarda düzenin neden gerekli olduğunu ikna edici bir dille anlatamazsa seçmenler sonunda gerçek bir tercih yapma imkânından mahrum kalabilir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
[email protected]
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction