
FlyDubai FZ1073’te yaşanan olay ilk ortaya çıktığında hikâye, uçuş sırasında yardımcı pilotun kaptana saldırması ve uçağın felaketten son anda kurtulmasıydı.
Bugün gelen yeni bilgiler meseleyi başka bir yere taşıyor.
BAE Başsavcılığı, yardımcı pilotun kokpitte kaptana acil durum baltasıyla saldırdığını ve uçağın kontrolünü ele geçirmeye çalıştığını açıkladı. Olayı da “terör saldırısı girişimi” olarak nitelendirdi. Soruşturma ise hâlâ sürüyor; saldırının motivasyonu ve olası bağlantıları araştırılıyor.
Ama bence asıl önemli gelişme bu değil.
Bu kişinin daha önce güvenlik riski olarak işaretlendiği ortaya çıktı
ABC News’in üst düzey istihbarat ve kolluk kaynaklarına dayandırdığı haberine göre saldırıyla suçlanan 29 yaşındaki Umman vatandaşı Hamam Al Hammami, 2024 yılında Oman Air’de yardımcı pilot adayıyken “aşırılıkçı materyaller” bulundurduğu gerekçesiyle güvenlik riski olarak değerlendirilmiş ve uçuş görevinden uzaklaştırılmıştı.
Associated Press’in aktardığı bilgilere göre daha sonra FlyDubai tarafından işe alındı. FlyDubai’ye alınırken geçmişindeki bu güvenlik bilgisinin ne ölçüde bilindiği veya değerlendirildiği ise henüz açıklığa kavuşmuş değil.
İşte olayın havacılık sektörü açısından çok daha önemli kısmı burada.
Bir havayolunun uçuş açısından güvenlik riski gördüğü bir pilot, başka bir havayolunun kokpitine nasıl dönebildi?
Üstelik sıradan bir hatta değil, Dubai-Tel Aviv uçuşunda.
30 saniye içinde felakete çok yaklaşıldı
Reuters’ın uçuş verilerine dayanan incelemesine göre uçak yaklaşık 34 bin feet seviyesindeyken çok sert bir dalışa geçti ve 30 saniyeyi biraz aşan sürede 16 bin feet’ten fazla irtifa kaybetti.
Yaralanan kaptan kokpit kapısını açmayı başardı. Yolcular ve mürettebat müdahale etti; uçakta bulunan yedek pilotlar kontrolü devraldı ve uçak Suudi Arabistan’ın Tabuk kentindeki havalimanına güvenli şekilde indirildi.
Dolayısıyla burada yalnızca bir saldırı hikâyesi yok.
Personel güvenliği sisteminin nasıl çalıştığına ilişkin ciddi bir soru var.
Havacılık güvenliği yıllardır yolcunun uçağa ne sokabileceği üzerine olağanüstü bir sistem kurdu.
X-ray.
Biyometrik kontroller.
Bagaj taraması.
Kokpit kapılarının güçlendirilmesi.
Uçuş yasaklı yolcu listeleri.
Fakat FlyDubai vakası bize başka bir güvenlik katmanını yeniden tartıştırabilir:
Uçağı uçuran insanlarla ilgili güvenlik bilgisinin havayolları ve ülkeler arasında nasıl paylaşılacağı.
AP’nin haberine göre İsrail, diplomatik ilişkisinin bulunmadığı ülkelerin vatandaşlarının İsrail’e uçan uçaklarda pilot olarak görev yapmasını engellemeye yönelik uzun süredir devam eden düzenlemeleri bulunduğunu söylüyor. Buna rağmen Umman vatandaşı Al Hammami’nin bu uçuşta nasıl görev alabildiği de soruşturmanın merkezindeki başlıklardan biri.
Bundan sonra tartışmanın pilotların işe alınmasında güvenlik taramalarının derinliği, ülkeler ve havayolları arasındaki bilgi paylaşımı ve daha önce güvenlik nedeniyle uçuş görevinden alınmış personelin başka bir şirkette yeniden kokpite dönmesini engelleyecek mekanizmalar üzerinde yoğunlaşması şaşırtıcı olmaz.
Çünkü bu olayda sistemin en kritik sorusu artık şu:
Tehdit ilk kez uçağın içinde ortaya çıkmadıysa, neden daha önce durdurulamadı?